Mükemmel Yüzerlilik için İpuçları

Dalışın en büyük zevklerinden biri sanki uzay boşluğunda olma hissi veren hareket özgürlüğümüzdür. Ancak bu duruma ulaşmak genelde göründüğünden daha zordur. Yüzerlik kontrolü, dalıcılar için en zorlayıcı becerilerden biridir, ancak imkânsız değildir. Tek gereken, uygun bir ağırlık kontrolü ve basit uygulamalardır. Bir sonraki dalış gezinizde ağırlıksız hissetmenize yardımcı olmak için işte size birkaç yüzerlik ipucu:

  1. Kullanacağınız ağırlığı tespit etmek

Doğru miktardaki ağırlık kuşanmak, yüzerlik kontrolünün ustalık kazanması için atılmış en önemli adımdır ve çoğu dalgıç ağırlık kontrolünü yapmadığı için fazla ağırlık alır. Dalınacak ekipmanlar kuşandıktan sonra, BC (denge yeleği) boş durumdayken, normal bir nefes alındığında su seviyesinin göz hizasında olması, nefes verirken de batmaya başlanması gerekir. Bu duruma ulaşılıncaya kadar ağırlık ekleyip ya da çıkarıp yüzerlik testi tekrarlanmalıdır. Bu duruma ulaşıldığında ise, o dalış noktası ve o ekipmanlar için ideal ağırlığınızı bulmuşsunuz demektir.

  1. Haydi dalıyoruz

İdeal ağırlıkta dalgıç taş gibi batmayacaktır. Belli bir miktar aşağıya inince nötr veya hafif negatif hissetmeniz gerekir. Bu, kulaklarınızı ve maskenizi eşitlemek için yeterince yavaş ve kontrollü bir iniş yapmanıza olanak tanır. Özellikle ilk 10 metrede kulak eşitlemeyi düzgün bir şekilde yapmanız yüzerlik için kontrolün sizde olmasını sağlayacaktır. Geç kalır veya eşitleyemezseniz yukarı aşağı hareket ederken gereksiz efor ve hava sarf edersiniz.

  1. Nefesinizi kullanın

Küçük yükselme ve alçalma hareketi ihtiyacınız var ise bunu BC inflatörü ile oynayarak yapmak yüzerliğinizi etkiler. Böyle bir durumda nefesinizi kullanın. Derin bir nefes alıp aşmak istediğiniz küçük engeli aşın ve nefesinizi vererek tekrar eski pozisyonunuza gelin. Altın kuralı unutmayın ASLA NEFES TUTMA. Bu aşamada yapılan nefes tutma süresi çok uzun olmamalıdır.

  1. İhtiyaç anında BC’nize hava ekleyin

Aşağıya doğru indikçe bir düşme hissediyor ve zemine yakınlaştığınızı görüyorsanız, BC’nize kontrollü ve uzun olmayacak şekilde bir veya iki küçük hava basın.

Basınç hacim ilişkisi (BOYLE kanunu) der ki : Gazlar sıkıştırılabilir olduklarından, kapladıkları hacim, ortam basıncı ile ters orantılı olarak değişecektir. Gazların basınçlarının düştükçe hacimlerinin arttığını, basınçlarının arttıkça da hacimlerinin düştüğünü açıklar. Yüksek basınç altında gaz molekülleri birbirine yaklaşır, yoğunlukları artar ve moleküller arası uzaklık sınırlandığından toplam gaz hacmi azalır.

Bu kanun su altında BC’nin kullanımını anlamak için bilinmelidir. Ama unutmayın vereceğiniz hava miktarını kontrollü vermeniz ve gereken tepkiyi vermesini kısa süreli beklemeniz gerekir. Asla şişirme düğmesine uzun süreli basılı tutmayın – aksi takdirde aşırı şişirilmiş bir bc ile uygun olmayan hızda kontrolsüz çıkış yapabilirsiniz.

  1. Yükselme başladı ise BC’nin havasını boşaltın

Dalışın dönüş evresinde çıkış ile BC içindeki havanın basıncı azaldığı için hacmi artacak ve sizi taşıma kapasitesi artacaktır. Çoğu hızlı veya kontrolsüz yükselme, dalgıçların BC’lerinden yükseldikçe havayı boşaltmayı unuttuklarında gerçekleşir. Boşaltma işlemini hızlı bir çıkışınız var ise çıkışınız durana kadar devam edin. Kontrolü sağladıktan sonra devam edebilirsiniz. BC’deki hava yukarıya çıktıkça genleşir (hatırlayın Boyle kanunu). Havayı gerekli miktarda boşaltarak çıkışınızı tamamlayacağınızı unutmayın. Ama en çok yapılan hata inftlatorü başın üstünde tutmayı unutmaktır. Havanın çıkması için gerekli yolu açmaz iseniz BC’deki hava çıkmaz. Belirli bir tecrübeye sahip olduktan sonra BC üzerindeki acil valfleri de kullanarak BC’yi boşaltabilirsiniz. Standart BC’ler de 2 Adet acil boşaltma valfi bulunur. BC sağ kol üzerindeki normal yüzerlilik pozisyonu durumunda boşaltma yaparken arka sol tarafta bulunan valf kafa aşağı kalçalar yukarıda kaldığınız durumda kullanılır. Bu aşamada en çok görülen hata yukarı yönlü bir duruş ve bu sırada palet çırpmaya devam etmektir. Palet çırpmadan çıkışınızın durduğundan emin olun.

 

Bir Dalgıçın İlk Günü

Bir hikaye anlatacağım sizlere; anlatacaklarım muhtmelen bu spora gönül vermiş birçok dalgıçın ilk anlarıdır…

Büyük bir heyecan vardır üzerinizde; Kayıp Balık Nemo’yu bulmak hayaliniz veya seyretmiş olanlar için Jaws filminden kalan korkunuz ya da hayatınızın bir döneminde yaşadığınız deniz ile ilgili korku ve heyecan… Yani o an sizin için iyi, kötü ve çirkin. Hangisiydiniz bilmem ama sonucunda bir dalgıç olabildiyseniz ne mutlu.

Dalış yapanların büyük bir çoğunluğuna en kötü günlerini sorsanız genelde dalışa başladıkları ilk günleri işaret eder. Hayallerinde dalıp güzellikleri görmek varken bir sürü beceri eğitimi alacakları anlar vardır önlerinde. Dalıcılar dalıp dalıp çıkarken eğitim için zamanlarının gelmesini beklerler. Merak sarmıştır. Ama bekleyecek başka çare yok. Suya ilk inişten önce aldıkları teori eğitimleri akıllarında ve ne yapacağız derdindeler. Korkular artık daha da artmış şekilde beklemedeler. Erkekler bakıyor kenardan “Hıııımmmm bu kadınlar dalıyor ya ben dalamaz isem”… Kadınlar bakıyor kenardan “Ya ben beceremez isem ne olacak kadın işte beceremez derler mi?” diye kenardan… Bu ne erkek ne kadın olmak ile alakalı aslında. Suyu sevmek işin özü. Su ile bütünleşmek… O an gelene kadar geçmişinizde su ile yaşadığınız her şeyi bir kenara bırakın. Sizi su altına alacak eğitmeninize güvenin. Çünkü o an (en azından benim için öyle) o eğitici için en önemli şey bir insan daha kazanmak bu büyülü su altı dünyasına… Ve hoş geldiniz dalış hayatınızın en sıkıcı en yorucu en zahmetli hafta sonuna…

Bırakın her şeyi.

Sudayken kendi kendinize diyorsunuz belki de ben denizi seviyorum bu heyecan bu panik niye diye. Ama belli belirsiz o heyecan ile birlikte hata yapma ve bu hata yüzünden dışarıda sizi bekleyen arkadaşlarınızın ne diyecekleri endişesi. Hepsini bir kenara bırakın. O anın güzelliğini yakalamaya çalışın. Bırakın her şeyi. Suyun altında yaşamaya başladığınız o anların ilerisini düşünün. Özendiğiniz dalıcıların seviyesine gelmeyi hayal edin ve verilen eğitimin sizi ilerilere taşıyacağı adımları atın. Basitçe anlatılanları yapmayı deneyin. Size gösterilenleri tekrarlamayı deneyin. Belki en derin anılarda dudağınıza, burnunuza ve vücudunuza değen suyun farkındalığını yaşayın. Tüm korku ve endişeleri bırakıp teslim olun, o deniz suyunun size açtığı yeni dönemin farkına varın.

Eğitim için yapılan beceriler sırasında size anlatılan hikaye ve anıları özümseyin. Maskeye gözlük demenin cezasını doya doya yaşayın çünkü o anılar sizin için unutulmaz birer anı olacak o gün sonrasında.

Sonra siz koşarak geleceksiniz o derinliklere. Bir an önce ilerleyip daha fazlasını umut edeceksiniz. Dalış sayınız arttıkça tecrübeniz ile gelen rahatlığı ve keyfi kendiniz gözlemleyeceksiniz. Su altında gördüklerinizi paylaşmaya başlayacak heyecanla ilk günlerdeki acemiliklerinizle dalga geçeceksiniz. Yeni gelenler ile bunları paylaşırken farklı bir dil oluşacak aranızda. Dalış yapmayan birisi sizleri dinlediğinde ne diyor bunlar diyecek. Ama o sihirli dünyayı görmedikçe anlamayacaklar.

Dalış ile İlgili Bilinmesi Gerekenler

Son 10 yılda tüplü dalış, pahalı ve ulaşılmaz bir etkinlikten çok ciddi ve popüler bir tatil eğlencesine dönüştü. Tatil planlarını dalışla eşleştiren kişilerin sayısı oldukça fazlalaştı.

Çok sayıda yeni insan rekreasyonel tüplü dalışı deneyimlemeye başladı. Dalış, 8 yaşından (SSI Scuba Rangers programı) 80 yaşına kadar, katılmaya istekli ve sağlık yönünden sıkıntılı bir durumu olmayan herkes için yapılabilir bir etkinlik haline geldi.

Müthiş bir deneyimdir; düşünsenize seyrettiğiniz bir su altı belgeselini yaşamak gibisi yoktur. Emin olun su altına girdiğiniz an ve sonrasındaki her dalışınızda yeni bir dünya keşfetmiş gibi keyif almak mümkündür.

Bir eğitmen olarak dalışla ilgili en sevdiğim şey, hâlâ her defasında yeni bir şey ile karşılaşabildiğim ya da öğrendiğim bitmez tükenmez bir deneyim yolculuğu olmasıdır. Eğitmen olarak yeni katılan insanlara yepyeni bir dünyaya ufuk açmak ve onlardaki dalış heyecanını içimde hissetmek gibisi yok. Ben onların içindeki arzuya kavuşmalarını sağlayan bir aracıyım. Dalıştaki becerilerini yapmaya ve geliştirmeye yardımcı olan bir unsurum sadece.

İlk önce, eğitmen olarak sıkça karşılaştığım soruların bir özetini aşağıda bulacaksınız.

GÜVENLİ Mİ?

Evet, evet ve yine evet. Her zaman söylediğimiz bir şey güvenlik. Dalış hayatınız başladıktan sonra da en çok duyacağınız kelimelerden birisi olacak GÜVENLİK. Dalış, asla gereksiz bir risk almamak ve güvenlikten taviz vermemek prensiplere dayanmaktadır. Limitler ve kurallar esnetilemez ve değiştirilemez. Hepsi yıllardır deneyimlenen olaylar ve bilimsel olarak kabul gören kurallara dayandırılmıştır. Ve o kadar basit kuralları vardır ki alacağınız eğitimde bunu kavrayacaksınız.

Dalış için en temel güvenlik prensipleri her sistemin eğitim programının başında öğretilir ve hepsi aynı şeyi söyler: Asla nefesinizi tutmayın, eğitiminizin sınırlarını asla aşmayın, yalnız dalmayın, dalıştaki çıkış hızına riayet edin, güvenlik tedbirlerine harfiyen uyun ve su altındaki her şeye saygı ve sevgi duyun.

Son 20 yılda dalgıç sayısı katlanarak artarken, yaşanan kazalar ve belirsizlikler ciddi bir şekilde azalmıştır.

FİYATI NE KADAR?

Dürüst olalım, tüplü dalış ucuza gelmiyor, ancak nispeten ucuza dönüşüyor. Yıllar içinde erişilebilirlik aralığı kabul edilebilir seviyeye gelmiştir.

Dalışa başlayan birçok kişi hemen bu işin ne kadar kârlı olup olmadığını hesaplamaya başlar. Ama görünen köy öyle değil. Dalış merkezi temel masrafları, ekipmanlar, tekne, yolculuk için araç ayarlamak, otel ve tabi ki vergiler vs. gibi daha birçok kalem var hesaba katılmayan. Öncelikle ülkemizdeki emek hiçbir zaman hesaba katılmaz. Liste uzar gider böyle. Ama emin olun göründüğü gibi değil.

Fiyatlara baktığınızda  “doğru olamayacak kadar iyi görünüyorsa” dikkat edin, o zaman muhtemelen bir şey eksik ya da yanlış olabilir. Çünkü hiçbir zaman ucuz en iyisi demek değildir. Pahalı olanın en iyisi olduğunu düşünmek de aynı şekilde tabi ki. Deneyimlemek en basit yol gibi görünür ama ülkemizde dalış işi biraz kulaktan kulağa memnuniyet ve arkadaş çevresine göre şekillenmektedir.

DALIŞ BENİM İÇİN DOĞRU MU?

Dalış ile ilgilenmek isteyen çok insan var elbette ama hepsinde benzer sorular ve sorunlar var. Birçoğu dalışı yapıp yapamayacağından bile emin değil. Su ile sıkıntıları olanlar, yüzme dahi bilmeyenler, korkuları olanlar var. Ama hepsinin bir çözümü var merak etmeyin. Birçok kez gördüğüm korkuları olanların korkularından kurtulduğudur. Yüzme bilmeyenlerin yüzme öğrendiğini de gördük. Kapalı yerde kalma korkusu olanların bu sıkıntıdan farkına bile varmadan kurtulduklarını duyduk. Dalışı bu durumlardan kurtulmak için bir fırsata çevirme ihtimali olduğunu bilmeyen çok kişi var. Ve emin olun bu tür hikâyeleri çok gördük, çok duyduk.

Hiçbir fikriniz yoksa tanıtım dalışı yaparak başlayın. Görün bir su altını ve neye benzediği konusunda bir fikir edinin. Sonrası gelecek zaten. Bunu hep gördük ve görmeye devam edeceğiz.

Eğitim almaya karar verdiniz. Hoş geldiniz…  Hatta dalış hayatınızın en sıkıcı gününe hoş geldiniz. Ne oldu şaşırdınız mı? Evet. İşin eğitim süreci dalış için olmazsa olmaz ve en sıkıcı zamanlarıdır. Ama sonrasında içine girdiğiniz dünyanın yaşadığınız en inanılmaz tecrübelerden biri olduğunu göreceksiniz, biraz sabır lütfen.

CMAS, SSI, PADI… Nedir bunlar? 

Doğru olan sistemi seçmeye gelince, çoğunlukla nerede olduğunuza bağlı olarak durum değişir. Bulunduğunuz yerdeki eğitim sistemi bazen size seçme hakkı vermeden hareket eder. Önemli değil, sonuçta tüm eğitim sistemleri size hemen hemen aynı şeyi öğretecek. Bizler için mühim olan sisteme kazandırılan ama doğru bilgi ve beceri ile kazandırılan dalıcılar.

Ama Türkiye’de bu konuda yetkili merci TSSF’dir (Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu). TSSF – CMAS eğitim sistemi için sertifikalandırma yapmaktadır. SSI ve PADI ile yapılan özel anlaşma ile bu sistemdeki eğitmenlerin faaliyeti düzenlenmiştir. Bu konuda detay bilgi almak isteyenler TSSF’nin sitesini inceleyebilir.

Sistemler açısında basit gerçek, aynı temel öğeleri öğrettikleri, sadece bazı şeyleri biraz farklı yaptıkları ve bazılarının temel eğitimlerinde verdikleri bilgilerin detay miktarlarının farklı olmasıdır.

Temel olarak bakıldığında, hangi sistemden olursa olsun 100 dalış yaptığını söyleyen ama bizlerin ”nasıl oldu bu” diye merak ettiğimiz dalıcılar olmaktadır. Sistemin hangisi olduğundan ve eğitmenin ne verdiğinden ziyade temel olan, dalıcının kendisinin ne kadar öğrenmiş ya da öğrenmeyi istemiş olduğudur. Sistemlerin size verdiği temel bilgiler özünde değişmez.

EĞİTİMDE NELER VAR?

Tüm dalış eğitimi üç bileşen içerir: teori, pratik ve geliştirme.

Tipik olarak tüm sistemler teorik dersler ile başlar. Bir sınıf ortamında ders alarak, kitap veya elektronik ortamda ders çalışma ve sınav olmak gibi unsurları barındırır. Sonrasında sınırlı suda yapılan eğitim ve beceri alıştırmaları yapılmaktadır. Beceriler denizde de tekrarlanır, dalıcılar tamamına hakim olup rahatlayana dek sürer. Ardından ilk seviyeden başlayan bir geliştirme süreci ile dalış sayınız ile orantılı olacak şekilde kendinizi geliştirmek üzerine kurulu bir sistemdir. Temel yine size dayanmaktadır. Bu eğitimler sonrasında ne kadar daldığınız ve ne sıklıkla daldığınız gelişiminizin temel belirleyicisidir.

Su altına eğitim için indiğiniz andan sonra da bir sürü soru başlıyor. Daha önce duyduğunuz bazı şeyler var. Becerileri nasıl yapacağım diye endişeniz var. İlk önce, rahat olun. Vaktiniz var ve her şeyi ilk anda %100 doğru yapmak zorunda değilsiniz. Önemli olan sizin konforlu ve rahat bir konumda olmanız. İstediğiniz beceriyi rahat hissedene kadar tekrar edebileceğinizi bilin. Anlamadığınız ya da yapamadığınız bir hareketi eğitmeninizden istediğiniz kadar tekrar etmesini isteyebileceğinizi bilin.

Bazen ‘neden bunları yapıyoruz ki’ diyebileceğiniz su altı becerileri için emin olun bir açıklama var. ‘Bu hareketleri ne zaman kullanacağım’ dediğiniz anlar olacaktır. Ve eklemek gerekir ki, büyük olasılıkla birçoğunu kullanmayacaksınız. Ama şartlar oluştuğunda neyi ne şekilde yapmanız gerektiği konusunda fikriniz, bilginiz olacak.

YÜZME BİLMEK ZORUNDA MIYIM?

Evet ve hayır.

Evet, bazı sistemlerde bu zorunludur. Bir maske ve şnorkel ile yüzme biliyor olmanız gerekebilir. Bu, PADI sisteminde beklenen bir bilgidir.

Hayır. Dalış yapmak için Olimpiyat sporcusu ya da hatta iyi yüzücü olmak zorunda değilsiniz.

Yüzme becerisi belirli bir aşamadan sonra zaten olmazsa olmaz hale geliyor. Ama yüzme bilmiyorum diye dalış yapamam demeyin. Sonucunda eğitmen ya da dalış profesyoneli olmak istiyorsanız yüzme öğrenmek zorundasınız.

Dalış için yüzme yeteneği zorunlu değildir;  sıkıntı yaşamadan ve panik yapmadan rahat bir şekilde suyun altında olmak önemlidir.

Bununla birlikte, daha önce suya hiç girmediyseniz bunun biraz çaba gerektiren bir durum olduğunu unutmayın. Eğitiminize başlamadan önce bunu göz önünde bulundurmanız ve eğitmeninize bunu iletmeniz gereklidir.

ÇOCUKLARIM DALMAYI ÖĞRENEBİLİR Mİ?

Çocukların giriş dersi konusu sistemler arasında farklılık gösterir. Giriş seviyesinde sertifikalandırma için asgari yaş 10’dur. TSSF – CMAS sistemi temel alınacak olursa 14 yaşı doldurmuş olmak gerekmektedir. Ve ebeveyn onayı ile yapılabilir. Ebeveyn sorumluluğundadır.

EŞİM VEYA ÇOCUKLARIMIN KURSUNA KATILABİLİR MİYİM?

Şahsi tercihim ve ilk cevabım HAYIR!

Tamam, bu biraz açıklamayı hak eden bir cevap. Evet, elbette yapabilirsiniz, ancak bunu önerecek eğitmen olmadığını biliyorum.

Dalgıç olan hemen hemen her zaman müdahale etmeye çalışır ve budur dalıcı adayı üzerinde baskı yaratmakla kalmaz, ciddi sonuçlar da doğurur. Dalıcı eğitimi ile ilgili ilişkiyi eğitmeniyle kurmalıdır. Dışarıdan gelecek her müdahale işini zorlaştıracaktır. Sorsanız ‘dostça’ tavsiye vermeye çalışıyordur ama yeni olan için emin olun öyle değildir. Bunu ile ilgili net yaşadığım bir anım var. Bir kadın dalıcım sevgilisinin eğitim dalışına katılmak istedi. Ben müsaade etmedim. Başka bir eğitmen ile dalmak istedi ve ben kabul ettim. Ve sevgilisi bir sonraki dalış için bana gelerek ben sizinle dalmak istiyorum diyerek ciddi bir tartışma içine attı kendini. Bir süre sonra eğitime katılmak isteyen dalıcı gelerek özür diledi. Siz haklıymışsınız diyerek.

Eğiticinin işine devam etmesine ve söylediği şeyin yaşadığı bir tecrübe veya bilgi içerdiğine emin olun ve lütfen istediğini yapmasına izin verin.

GERGİNİM – BİR SORUN MUDUR?

Endişelenmeyin, gerginlik normaldir ve doğaldır. Size ait olmayan, tamamen yabancısı olduğunuz ve doğamızın dışında kanunların ve kuralların geçerli olduğu bir ortama giriyorsunuz.

Öte yandan, bu biz eğitmenlerin daha ilk gördükleri bir balık ile heyecanlanan kimseleri ilk görüşümüz olmayacak. Su altını belgeselden başka bir yerde görmemiş olan birçok insandan biri olabilirsiniz bizim için. Ama en keyifli dalışlar bizim için bunlardır.

TIBBİ OLABİLECEK DURUMUM VAR, DALABİLİR MİYİM?

Çoğu durumda, evet, ama doktor raporu talep edilir. Mesela astım hastaları kesinlikle hayır cevabı alacaktır. Diğer kontrol altında olabilecek durumlar için doktorunuzun vereceği cevap önemlidir.

Alerjilerle tetiklenen astımda duruma göre değişir. Günlük hayatında kedi konusunda sıkıntı yaşayan biri için su altında herhangi bir sıkıntı olmayabilir (suda kedi yoktur, en azından ben görmedim), ancak soğuk veya orta dereceli egzersizin neden olduğu astım hastalığı olanlar için ciddi bir risk oluşturmaktadır.

Şüpheniz varsa hiperbarik merkezinde bir hekime danışın. Genelde kronik bir rahatsızlığı olmayan kişilerin aile hekiminden bir rapor almaları yeterli olabilir.

BEN BİR ENGELLİYİM, DALABİLİR MİYİM?

Evet, yapabilirsiniz, ancak bu engelinizin türüne ve ciddiyetine göre değişir.

Örneğin kollarını kullanmayan bir kişi, ekipmanı yardım almadan kuşanamayacaktır ama sonuçta engelinin durumuna göre dalış yapabilir. Down sendromu, otizm gibi zihinsel zorluklara gelince, durumun ciddiyetine bağlıdır ve doktorunun buna izin vermesi gerekecektir.

Down’lu bir kişi sıklıkla bir insandan daha yavaş öğrenir, ancak bir şeyler öğrendikten sonra öğrendiği kalır ve şimdiye kadar tanıdığınız en iyi dalıcılardan biri olabilir.

Herhangi bir sistem size bu konuda yardımcı olamıyorsa, endişelenmeyin. DDI (Disable Divers International – https://www.ddivers.org/ ) organizasyonu sitesini inceleyin.

KENDİ ekipmanımı almayı mıyım?

Hayır. Eğitim sonrasında karar verin. Temel eğitiminize başlamadan önce ekipman almanız konusunda ısrar edecek herhangi bir eğitim kurumu varsa zaten uzak durun derim.

Bununla birlikte, belirli bir eğitimden geçen ve dalış hayatını devam ettirmek isteyen dalıcıların en azından bütçelerine ve ne sıklıkta dalacaklarına bağlı olarak kendi maskeleri, şnorkelleri ve paletlerine yatırım yapmaları gerektiğine kesinlikle inanıyorum. Diğer ekipmanlar ihtiyaca göre alınabilir. Üst seviye dalışlara başlandıktan sonra bir dalış bilgisayarı alınmasını öneririm.

KÖPEK BALIKLARINDAN ÇOK KORKUYORUM

Olamaz! Yoksa Jaws filmlerini mi izlediniz veya başka köpek balığı hikâyeleri mi duydunuz?Hiçbirine inanmayın.

Köpek balıklarının çoğu oldukça ürkektir ve en küçük rahatsızlık duydukları ortamdan yok olurlar. Türkiye sularında kolay kolay göremezsiniz. Dalış sınırları içinde köpekbalığı görürseniz kendiniz çok şanslı hissetmeniz gereklidir. Ve emin olun çoğu tecrübeli dalgıç bir köpekbalığı görmek için can atar. Tehlikeli olan türlerin olduğu bölgelerde (Türkiye’de yok) dalışlar zaten özel şartlarda ve belirli bir seviye üzerindeki dalıcılar için düzenlenmektedir.

Eğlenceli mi?

Evet. Her dalış mükemmel bir su altı macerası olmayabilir, ama bir kere bağlandığınızda bırakmak zordur. Dalışı öğrenmenin yaşamı değiştiren bir deneyim olduğu kesindir. Birçok hobi gibi arkadaşlarınız arasında deneyimlerinizin paylaşıldığı, ekipmanlar ve dalışlar hakkında konuşulduğu veya yeni şeyler öğrenildiği için harika bir yerdir.

Dalışa gidin, tecrübe edinin ve her anın tadını çıkartın. Çünkü dünyanın büyük bir kısmı sular altında, unutmayın.

“Akdeniz’de Başka Kaş Yok!” Deniz Şenliği

Amaç

Projenin öncelikle amacı hemen hemen tüm varlığı denizle özdeş, denizle ilişkili Kaş ilçesinde deniz kültürü, deniz kirliliği, deniz turizmi ve tüm bu kavramların birbiri ile ilişkisi üzerine farkındalık yaratmak, ilçe halkını deniz kirliliği başta olmak üzere denize dair tüm sorun ve tasarruflarda paydaş haline getirmektir.

İçerik

– Sualtı temizlik çalışması
– Çalışmalar boyunca sualtından canlı yayın
– Sualtı kirliliği konulu fotoğraf sergisi
– Sualtı kirliliği konulu kısa film gösterimleri
– Kaş’ın Sualtı Yaşamı Fotoğraf Sergisi
– Kaş’ın Sualtı Yaşamı Film Gösterimi
– Envanter ve görsel veritabanı çalışması
– Anket çalışması
– Tespitlerin paylaşılacağı forum
– 14 yaş ve üzeri gönüllü öğrencilere yönelik ücretsiz dalış eğitimi
– Gönüllü öğrencilere yönelik ücretsiz Başlangıç Seviyesi Temel Denizcilik eğitimi
– Konuşan Balık Deniz ve Çocuk Şenliği

Etkinlik Noktaları

– Kaş Limanı
– Limanağzı
– Çapa Banko

Destekleyici Araçlar

Eğitim kurumlarından gelecek tüm öğrencilere;
– Derneğimizce Kaş ve çevresine özel hazırlanacak “Denizlerimizi Koruyalım” kitapçığı
– Şenliğe özel hazırlanacak T-Shirt
– Yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödül dağıtılacaktır.

Şenlik Takvimi

– Şenlik Kasım ayının ilk haftası, Pazartesi günü başlayacak, Cuma günü yapılacak Konuşan Balık Deniz ve Çocuk Şenliği ve ödül töreni ile sona erecektir.

– Hafta boyunca belirlenen noktalarda sualtı temizlik ve görüntüleme çalışmaları yapılacak, lokasyon bazında envanter kayıtları alınacaktır.

– Kapanış günü yapılacak şenliğe tüm eğitim kurumları davet edilecek, resim yarışması önceden belirlenen kontenjan dahilinde şenlik alanında gerçekleştirilecektir.

– Hafta boyunca çıkartılan katı atıklardan seçilecek parçalar şenlik alanında sergilenecek, atıklar üzerinden gönüllülerce sunum yapılacaktır.

Program

31 Ekim 2016

10:00 Açılış, Kaş Limanı, Herkese açık
10:15 Sergi Açılışları, Kaş Limanı, Herkese açık
10:30 Kısa Film Gösterimleri, Kaş Limanı, Herkese açık
11:00 Sualtı Temizlik Çalışması, Kaş Limanı, Gönüllü Dalgıçlar
11:00 Sualtından canlı yayın, Kaş Limanı, Herkese açık
11:00 Temel Denizcilik Eğitimi, Kaş Limanı, Gönüllü Öğrenciler
12:30 Ara
14:00 Sualtı Temizlik Çalışması, Kaş Limanı, Gönüllü Dalgıçlar
14:00 Sualtından canlı yayın, Kaş Limanı, Herkese açık
17:00 Kapanış

1 Kasım 2016

10:00 Dalış Eğitimi, Anemon Teknesi, Gönüllü Öğrenciler
11:00 Sualtı Temizlik Çalışması, Kaş Limanı, Gönüllü Dalgıçlar
11:00 Sualtından canlı yayın, Kaş Limanı, Herkese açık
11:00 Temel Denizcilik Eğitimi, Kaş Limanı, Gönüllü Öğrenciler
12:30 Ara
14:00 Sualtı Temizlik Çalışmas, Kaş Limanı, Gönüllü Dalgıçlar
14:00 Sualtından canlı yayın, Kaş Limanı, Herkese açık
17:00 Kapanış

2 Kasım 2016

10:00 Dalış Eğitimi, Anemon Teknesi, Gönüllü Öğrenciler
11:00 Sualtı Temizlik Çalışması, Çapa Banko, Gönüllü Dalgıçlar
11:00 Temel Denizcilik Eğitimi, Kaş Limanı, Gönüllü Öğrenciler
12:30 Ara
14:00 Sualtı Temizlik Çalışması, Kaş Limanı, Gönüllü Dalgıçlar
14:00 Sualtından canlı yayın, Kaş Limanı, Herkese açık
17:00 Kapanış

3 Kasım 2016

10:00 Dalış Eğitimi, Anemon Teknesi, Gönüllü Öğrenciler
11:00 Sualtı Temizlik Çalışması, Fener Gönüllü Dalgıçlar
11:00 Temel Denizcilik Eğitimi, Kaş Limanı, Gönüllü Öğrenciler
12:30 Ara
14:00 Sualtı Temizlik Çalışması, Kaş Limanı, Gönüllü Dalgıçlar
14:00 Sualtından canlı yayın, Kaş Limanı, Herkese açık
17:00 Kapanış

4 Kasım 2016

Konuşan Balık Deniz ve Çocuk Şenliği
12:00 Açılış
12:15 Resim Yarışması
12:15 Sergi Gezisi
12:15 Sualtı Temizlik Çalışmaları
12:15 Sualtından Canlı Yayın
12:15 Öğrenci Sunumları, Performanslar
12:45 SGK Botu Gezisi
13:30 Resim Yarışması Sonu
14:00 Envanter Sunumu
14:30 Kukla Tiyatrosu
15:00 Ödül Töreni
15:30 Kapanış

Programda değişiklikler olması mümkündür. Değişiklikler yine aynı platformdan duyurulacaktır.

Başta Kaş halkı olmak üzere, dileyen tüm STK’ları, tüm kurumları aramızda görmekten, umudumuzu ve emeğimizi paylaşmaktan memnuniyet duyarız.

Ayrıntılı bilgi ve katılım için:
Hakan Tiryaki 0541 337 2830
www.sth.org.tr

Kuşadası’nda Dalış Turizmi için Airbus A300 Yolcu Uçağı Batırıldı

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde dünyanın en büyük uçak batığı özelliğini taşıyacak Airbus A300 yolcu uçağı batırıldı.

Aydın Büyükşehir Belediyesi, Kuşadası’nda dalış turizmini cazip hale getirmek amacıyla İstanbul’da özel bir havayolu şirketinin uçuştan çektiği Airbus A300 tipi uçağı satın aldı. 54 metre uzunluğa ve 44 metre kanat genişliğine sahip Airbus A300 tipi uçak parçalara ayrılarak Kuşadası’na getirildi.

Uçak, montaj çalışmalarının ardından batırılma işleminin yapılacağı Bayraklıdede Mahallesi Botanik Parkı önüne denizden getirildi. Şişme dubalarla desteklenen uçak denizden teknelerle batırılacağı alana yüzdürülerek çekildi.

Bir uçağın dalış turizmi için batırılması Türkiye’de bir ilk değil. Antalya, Kaş ve Kemer’de 2009 yılından bu yana bu amaçla denize batırılan sadece üç küçük uçak var. Bunlardan biri iki kişilik Türk Hava Kurumu, bir diğeri askeri nakliye uçağı, üçüncüsü 10 kişilik yine pervaneli bir uçak. Düzce Akçakoca’da ise C47 tipi uçak resif amaçlı batırıldı. Bir diğer C47 tipi, Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan bir uçak da İzmir’in Karaburun İlçesi’ne bağlı Mordoğan açıklarında batırılmıştı. Ancak dalış turizmi amaçlı batırılan en büyük uçak Kuşadası’nda batırılan A300 oldu.

Akdeniz Tropik Aslan Balığı Kaynıyor

Pasifik Okyanusu ve Kızıldeniz’de yaşamasına rağmen Süveyş Kanalı ile kıyılarımıza kadar gelen Pasifik aslan balığı artık Akdeniz’in her yerinde görülebiliyor.

Tropik denizlerin gösterişli balığı Pasifik aslan balığı artık Akdeniz’deki tüm kıyılarımızda görülüyor. Pasifik aslan balığı Türkiye’de ilk olarak geçen yıl İskenderun Körfezi’nde İskenderun Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Turan tarafından yapılan su altı araştırmasında tespit edildi. Varlığı ülke çapında şaşkınlık yaratan balığın popülasyonunda yaşanan hızlı artış, küresel ısınmayı akıllara getirdi.
Balığın, ısısı artan Akdeniz’e kolaylıkla uyum sağladığı ve aşırı çoğaldığı belirlendi. Vücudundaki yüzgeçleri ve uzantılarıyla oldukça süslü bir balık olan aslan balığının, görüntüsü kadar kendini savunmak için geliştirdiği zehri de ilgi çekiyor. Yüzgeç iğneleri zehirli olan aslan balığının gelişini ve kısa sürede çoğalmasını denizlerimizdeki ısınmaya bağlayan Prof. Dr. Turan, küresel ısınmanın deniz biyoçeşitliliğini de tehdit ettiğini belirtti. Turan, “Denizel ekosistem, küresel ısınmanın etkilerini daha hızlı hisseder. Küresel ısınma sonucunda bazı canlı türleri yaşam ortamlarını değiştirir ve yeni ortamlarında baskın tür olabilir. Aslan balığı kıyılarımızda yerleşim gösterdiği alanlarda diğer canlılara zarar verebilir” dedi.
Aslan Balığı

“Her dalışta görülüyor”

Turan, Süveyş Kanalı’nın açıldığı 1869’dan itibaren Hint Okyanusu ve Akdeniz arasında bağ kurulduğunu ve iki deniz arasında biyolojik göçün başladığını vurguladı. Akdeniz’in küresel ısınmadan dolayı tropikalleşmeye başladığını söyleyen Turan, “Günümüzde denizlerimizde yaşayan lesepsiyen (Kızıldeniz göçmeni) balık türü 70’i geçti. Bu türler bulundukları yerde diğer canlılarla rekabete girerek onların yerini almakta. Böylece besin zincirlerinin değişmesine, yeni hastalıkların taşınmasına ve özellikle endemik türlerin azalmasına neden olabilmektedirler. Pasifik aslan balığının dikenlerindeki zehir insana temas ederse yüksek acı verir. Alerjisi veya kalp rahatsızlığı olanlarda çok kötü sonuçlara neden olur” diye konuştu. Aslan balığını Kaş açıklarında görüntüleyen dalgıç Önder Moğol ise, “Artık Akdeniz’de her dalışımızda görebiliyoruz. Tehlikesini bildiğimiz için yaklaşmıyoruz ve yanımızdakileri de uyarıyoruz” dedi.
Yavru Aslan Balığı
Kaynak : Milliyet GÖKHAN KARAKAŞ