Yeni İçerikler

Sea-thru, Sualtı Fotoğraflarına Netlik Getiriyor

Suyun bozucu etkisine karşı koyan ve netlik getiren yeni algoritma Sea-thru, üstelik bizden birisi tarafından geliştirldi : Derya Akkaynak

Mercan resifleri, doğanın en karmaşık ve renkli canlı oluşumları arasındadır. Ancak herhangi bir su altı fotoğrafçısının bildiği gibi, yapay ışık olmadan çekilen fotoğrafları genellikle yumuşak ve mavi renkte çıkar. Sığ su bile, ışığı farklı dalga boylarında seçici olarak emer ve dağıtır. Bu da bazı özelliklerin görülmesini zorlaştırır ve renkleri – özellikle kırmızılar ve sarıları – siler. Bu etki, mercan bilim adamlarının su altı görüntülerindeki türleri belirlemek, saymak ve sınıflandırmak için bilgisayarla görme ve makine öğrenimi algoritmalarını kullanmasını zorlaştırır; bunun yerine zaman alıcı insan değerlendirmesine güvenmeleri gerekir.

Su altındaki görsel bozulmaları düzelten algoritma : Sea-Thru

Mühendis ve oşinograf Derya Akkaynak tarafından geliştirilen Sea-thru adlı yeni bir algoritma. Bu algoritma bir görüntüdeki suyun neden olduğu görsel bozulmayı ortadan kaldırıyor. Bu algoritma yüzeyin altındaki gerçek renkleri görmesi gereken biyologlar için geniş kapsamlı etkileri olabilir. Akkaynak ve Hayfa Üniversitesi’nde doktora sonrası danışmanı olan mühendis Tali Treibitz, IEEE Bilgisayarlı Görü ve Örüntü Tanıma Konferansı’nda Haziran ayında sunulan bir bildiride süreci detaylandırdı .

Sea-thru : Derya Akkaynak

Sea-thru’nun ışık soğurma ve saçılma fiziğinde ki görüntü analizi faktörlerine bakılınca , ışığın etkileştiği parçacıklar okyanuslar da atmosfere göre daha büyüktürler. Bu süreçte program, görüntü bozulmasını sudan piksel piksel tersine çevirerek kaybolan renkleri geri kazandırır.

Çekimlerde fotogrametri bilgisi gerekiyor

Ancak sürecin çalışması için mesafe bilgisi gerektirmesidir. Akkaynak, Sea-thru’nun kamera ile sahnedeki nesneler arasındaki mesafeyi suyun ışığı azaltıcı etkisini tahmin etmek için kullandığı çeşitli açılardan aynı sahnenin çok sayıda fotoğrafını çekiyor. Neyse ki, birçok bilim insanı fotogrametri adı verilen bir işlemi kullanarak görüntü veri setlerinde mesafe bilgilerini zaten yakalıyor. Akkaynak, programın bu fotoğraflar üzerinde kolayca çalışacağını söylüyor.

Derya Akkaynak

Sea-thru doğru yönde atılmış bir adım

San Diego’daki California Üniversitesi’nde bir proje olan 100 Island Challenge’da araştırmacı olan Nicole Pedersen: “Sualtında çalışmayla ilgili bizi araştırmacıların su üzerinde ve karada yapabileceklerinin çok gerisinde bırakan pek çok zorluk var” diyor. Bilim adamlarının 3 boyutlu resif modellerini bir araya getirmek için 100 metrekare başına 7.000 fotoğraf çekmesi gerekiyor. Pedersen, ilerlemenin bu görüntüleri işlemek için gerekli bilgisayar araçlarının olmaması nedeniyle engellendiğini söylüyor. Ve Sea-thru’nun doğru yönde atılmış bir adım olduğunu ekliyor.

Algoritma, kullanıcıların kırmızıları veya sarıları eşit şekilde dağıtarak su altı görüntülerini yapay olarak geliştirebildiği Photoshop gibi uygulamalardan farklıdır. California Bilimler Akademisi’nde mercan biyoloğu olan Pim Bongaerts, “Bu yaklaşımın sevdiğim yanı, gerçekten gerçek renkleri elde etmekle ilgili olması. Gerçek rengi elde etmek, mevcut veri kümelerimizden çok daha fazla değer elde etmemize gerçekten yardımcı olabilir.” diyor.

Kaynak: Derya Akkaynak

Peki Derya Akkaynak kimdir ?

Derya Akkaynak

ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümünü 2003’te birincilikle bitirdi.

MIT’de havacılık ve uzay konusunda yüksek lisans yaptı (2003-2005).

Yüksek lisans sonrası üç sene ABD’de bilişim teknoloji danışmanı olarak çalıştı. Altı yıllık havacılık ve üç yıllık iş hayatı tecrübesinden sonra oşinografi (okyanus bilimleri) alanında doktora yapmaya karar verdi.

MIT’de makina mühedisliği ve oşinografi alanında doktora yaptı.

American Academy of Underwater Sciences (AAUS) araştırma dalgıcı. Akkaynak’ın aynı zamanda PADI divemaster, kuru elbise (dry suit) ve buz dalgıcı (ice diver) gibi sertifikaları var.

2011’de tamamen gönüllülerden oluşan www.divers4oceanography.org programı ile dalgıçların dalış bilgisayarlarının dalış sırasında kaydettiği deniz sıcaklığı verilerini toplamak. Dünya çapında bir veri tabanı oluşturmak ve bu verileri bilim insanlarının kullanımına sunmak.

Antarktika, Endonezya, Karayipler, Ege Denizi, Kızıldeniz, Alaska, Atlantik ve Pasifik Okyanusu’nun pek çok yerinde araştırmalar yapıyor. Hayfa ve Princeton üniversitelerinden sonra Florida’daki Harbor Branch Oşinografi Enstitüsü’nde makine mühendisi ve deniz bilimcisi olarak çalışmalarına devam ediyor.

Mars’taki Ahtapotlardan Öğreneceklerimiz | Derya Akkaynak | TEDxMETUAnkara

Antalya’da Osmanlı Savaş Gemisi Batığı Bulundu

Antalya’da, denizin 40-50 metre derinliğinde, 10 santimlik kum örtüsü altında Osmanlı savaş gemisi batığı bulundu. Topları, gülleleri, ahşap aksamı, yelkenleri, halatları, demir aksamı ve çapaları ile bulunan Osmanlı batığında, güvertedeki toplar dahi bozulmadan kuma gömülmüş olarak tespit edildi.

Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz ve ekibi, Antalya’da 42, Mersin’de ise 12 yeni gemi batığı belirledi. Yenilerle birlikte bugüne kadar yaptıkları araştırmalarda ortaya çıkan batıkların sayısının 300 olduğunu belirten Doç. Dr. Öniz, Antalya ve Mersin kıyılarındaki yeni batıkların denizin 10 ile 50 metre derinliklerinde tespit edildiğini kaydetti. 2020 yılında, daha önce araştırma yapılmamış bölgelerde su altı robotları, yandan taramalı sonarlar, multibeam sonarlar ve dronlarla en son teknolojiyi kullandıklarını kaydeden Doç. Dr. Öniz, ileri teknoloji sayesinde daha önce inilmemiş derinliklere indiklerini aktardı. Araştırmalarında, denizin 55 metre derinliğine kadar indiklerini söyleyen Öniz, bu nedenle bulunan batıkların da nispeten daha iyi korunmuş olduğunu vurguladı.

5000 Yıllık deniz ticaret yolu

Bu yıl belirlenen 54 batığın Tunç çağından Osmanlı dönemine kadar yayılan yaklaşık 5 bin yıllık zaman yelpazesine ait gemi batıkları ve diğer kalıntılar olduğunu kaydeden Doç. Dr. Öniz, “Bu batıklar da bize gösteriyor ki, bizim kıyılarımızda 5 bin yıldır deniz ticareti yaygın şekilde yapılıyor” dedi. Osmanlı batığı dışında 53 batıktan 50’sinin yükünün çift kulplu toprak testiler (amforalar) olduğunu anlatan Doç. Dr. Öniz, “Amfora yüklü 50 batığın 30’unun muhtemelen Kilikya bölgesinden zeytinyağı ve şarap taşıdığını tahmin ediyoruz. Bu gemilerin nereye gittiğini tam olarak bilemesek de o dönemde Kilikya bölgesinin zeytinyağı ve şarabının alıcısının İstanbul olduğunu ve bölgeden İstanbul’da giden ürünlere vergi indirimi yapıldığını biliyoruz” dedi.

Bu yıl tesbit edilen en önemli batık

Bu yıl tespit ettikleri en önemli batığın 18. yüzyılda batmış Osmanlı savaş gemisi olduğunu belirten Doç. Dr. Öniz, şöyle devam etti:
Osmanlı Batığı
Osmanlı Batığı
“Muhtemelen bir savaş gemisi. Antalya’nın batısında, denizin 40 ile 50 metre derinliğinde ulaştık bu batığa. Neredeyse geminin tüm aksamı duruyor. Sanki bir zaman kapsülü gibi batığın üzerinde her şey donmuş gibi. Araştırmalarımızla neredeyse battığı güne ulaşmak mümkündü. Ahşap aksamı, topları, gülleleri dışında o dönemin teknolojisiyle yapılmış yelken donanımı, suyun içinde kumun altında saklı haldeydi. Gemi ortalama 10-20 santimlik kum örtüsüyle kaplıydı. Kum örtüyü araladığımızda, geminin yelken donanımının tüm orijinal haline ulaşmak mümkün oldu. Bizi son derece heyecanlandıran bir batık oldu. Çünkü böyle bir yelken teknolojisine daha önce hiç rastlamamıştık. Kurşun helezonları, halatları, demir aksamı ve ahşap komponentleriyle bir 18. yüzyıl savaş gemisiydi. Gemide çeşitli boyutlarda toplar var. Geminin dengesi de bu toplarla ayarlanmış. Büyük toplar eşit olarak geminin güvertesine dağıtılmış. Muhtemelen İstanbul ya da Çeşme’deki Osmanlı deniz üslerinden yola çıkmış ve Antalya’nın batısında fırtına sırasında bir adacığa çarparak batmış.”

Osmanli filosunun her an mobil vaziyette olduğu anlaşıldı.

Osmanlı batığının yanı sıra yine o dönemde savaş filosunun yanaştığı emniyetli doğal liman da belgelediklerini vurgulayan Öniz, “Bu bölgede denizin 25-50 metre derinliklerinde gemi çapaları bulduk. Ayrıca bakır kazanlar belgeledik. Bu kazanların, gemilerin denizdeyken bakımlarının yapılmasında kullanılan ziftleme kazanları olduğunu düşünüyoruz. Osmanlı döneminde gemiler denizdeyken sağa ya da sola yatırılıp kuruduktan sonra ziftleme yapılıyormuş. Yaptığımız bu çalışmalarda, Osmanlı savaş filolarının denizde her an mobil vaziyette beklediğini anladık. Günümüzden 250-300 yıl önce Osmanlının denizdeki filolarının gerekli durumlarda bakımlarının da denizde yapıldığını anlamış olduk” dedi. Osmanlı batığının su altı kazı çalışmalarına, Demre Müzesi ile birlikte 2021 yılında başlamayı planladıklarını sözlerine ekleyen Doç. Dr. Öniz, kazılar sayesinde bu döneme ait detaylı bilgilerin de ortaya çıkmış olacağını kaydetti.
Osmanlı Batığı
Osmanlı Batığı
 

Su altındaki Kültür ve Tabiat Varlıklarına Yapılacak Dalışlar İçin Yönetmelik Çıktı

Su Altında Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlığı Bulunan Bölgelerde Turizm ve Sportif Amaçlı Dalış Alanlarının Belirlenmesi Yönetmeliğin amacı;

“Su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı bulunan bölgelerden, Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen yerlerde yapılacak turizm ve sportif amaçlı dalışlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”

Su Altı Koruma Komisyonunun kuruluşu

Su altındaki Kültür ve Tabiat Varlığı bulunan bölgeler içerisinde turizm ve sportif amaçlı dalış alanı belirlenmesi yönündeki talepleri değerlendirmek üzere Su Altı Koruma Komisyonu kurulacak.

Su Altı Koruma Komisyonu aşağıda sayılan yedi daimi üyeden oluşturulacak:

  1. Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakan Yardımcısı.
  2. Genel Müdür.
  3. Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü.
  4. Genel Müdürlük Kazılar Dairesi Başkanı.
  5. Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü Deniz Turizmi Dairesi Başkanı.
  6. Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü.
  7. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından görevlendirilecek bir üye.

Su altı Koruma Komisyonunun başkanlığını Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakan Yardımcısı, başkan yardımcısı ise Genel Müdür olarak görev yapacak.Kekova

Su Altı Koruma Komisyonunun görevleri

Yönetmeliğe göre Su Altı Koruma Komisyonunun görev ve yetkileri ise şu şekilde tanımlanmış.:

Su altı koruma bölgelerinde, turizm ve sportif amaçlı dalış alanlarının belirlenmesi hakkında karar vermek.

Bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlere ilişkin olarak uygulamadan doğan sorunlar hakkında koruma bölge kurulu kararlarını da dikkate alarak görüş vermek.

Su altı koruma bölgeleri dışında korunması gerekli su altı kültür varlıklarının tespiti halinde bölgedeki ilgili idari merciler ile koordinasyon sağlayarak kültür varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirleri aldırmak.

Su altı koruma bölgelerinde su altında bulunan kültür varlıklarının ziyarete açılmasına yönelik olarak su altı ören yeri, su altı parkı veya arkeopark gibi uygulamalara ilişkin Bakanlıkça hazırlanan veya hazırlatılan projeleri değerlendirip görüş vermek.

Su Altı Koruma Komisyonunun çalışma usul ve esasları

Su Altı Koruma Komisyonunun sekretarya hizmetleri Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kazılar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülecek. Su Altı Koruma Komisyonu Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde toplantıya çağrılır. Komisyonun toplantı gündemi Genel Müdürlükçe hazırlanır. Su Altı Koruma Komisyonu üye tam sayısı ile toplanır, kararlar oy çokluğu ile alınır, çekimser oy kullanılamaz.

Gündemdeki konu ile kişisel veya üçüncü dereceye kadar (üçüncü derece dahil) kan veya sıhri hısımları açısından ilişkisi veya menfaati olan üye bu konunun değerlendirilmesi sırasında Su Altı Koruma Komisyonu toplantısına katılamaz ve oy kullanamaz.

Gündemdeki konu ile ilgili olarak, gerekli görülmesi halinde toplantıya Bakanlık dışından ilgili diğer kurum veya kuruluşlardan da katılımcı çağrılarak bilgisine başvurulabilir.

Gündemdeki su altı koruma bölgesi ile ilgili arkeolojik kazı veya araştırmalara başkanlık yapmış bilim insanları toplantılara çağrılarak bilgisine başvurulabilir.

Gündemdeki konunun niteliğine göre oy hakkı olmamak kaydıyla toplantıya ilgili koruma bölge kurulu müdürü ve ilgili müze müdürü de çağrılabilir.

Su Altı Koruma Komisyonu yerinde inceleme çalışmalarına eşlik edebilir, gerekli görmesi halinde toplantılarını gündem konusu bölgede gerçekleştirebilir.

Su Altı Koruma Komisyonu toplantısında alınacak kararlar, toplantı sonunda başkan ve üyelerce imzalanır ve Bakanlık Makamının onayına sunulur. Onaylanan kararlar resmî yazışma usullerine göre Genel Müdürlükçe ilgili yerlere bildirilir.

Su Altı Koruma Bölgelerinde Turizm ve Sportif Amaçlı Dalış Alanlarının Belirlenmesi, Su Altı Görüntüleme, Film ve Fotoğraf Çekimleri

Su altı koruma bölgelerinde turizm ve sportif amaçlı dalış alanlarının belirlenmesi

Su altı koruma bölgelerinde turizm ve sportif amaçlı dalış alanı belirlenmesi ile ilgili olarak sunulan öneriler hakkında Su Altı Koruma Komisyonunca aşağıdaki usul ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılır:

a) Su altı koruma bölgesinde dalış alanı belirlenebilmesi için başvuru yapılan alan ve çevresinde her yönden 100 metre mesafe içinde Genel Müdürlükçe oluşturulacak bir ekibe su altı incelemesi yaptırılır.

İncelemelerde, su altında görünür kültür varlığı bulunup bulunmadığı, komşu kara kesimindeki sit alanı varlığı, su altında korunması gerekli kültür varlığına olan mesafe, yapılacak olan dalışların deniz tabanındaki kültür varlıklarına olası etkileri ve genel koruma ilkeleri göz önüne alınarak rapor hazırlanır.

b) Hazırlanan rapor içeriğinde, su altı koruma bölgesinin yeri ve genel tanımı, sit ve mülkiyet durumu, varsa yürürlükteki plan kararları, koruma bölge kurulu kararları ve yargı kararları ile gerekçeli görüşlere ve önerilere yer verilir.

Raporun hazırlanma tarihi, isim, imza, rapor eklerinin listesi, raporu destekleyen belgeler ve uygun ölçekli bir harita, plan ya da kroki ile varsa diğer ilgili belgeler rapora eklenir.

c) Hazırlanan rapor ve varsa ilgili kurumların görüşleri, Su Altı Koruma Komisyonunun gündemine alınmak üzere Genel Müdürlüğe gönderilir.

ç) Su altı koruma bölgelerinde rekreasyon ve su sporlarına yönelik inşai faaliyet içermeyen turizm amaçlı duba, şamandıra, tonoz ve benzeri uygulamalara ilişkin talepler de Genel Müdürlükçe oluşturulacak ekibe yaptırılacak.

Yapılacak su altı incelemesi sonucuna göre Su Altı Koruma Komisyonu tarafından değerlendirilecek.

Değerlendirme neticesi, Komisyonda bulunan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı temsilcisi vasıtasıyla Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığına bildirilir.

(2) Bu madde kapsamında talep edilen uygulamaların yapılacağı alanda su altı koruma bölgesi ile sit alanlarının çakışması halinde ilgili koruma bölge kurulunun veya Ç.Ş.Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun görüşü alınır.

(3) Yapılan inceleme sonucunda, tespit ve tescil işlemine gerek görülmesi halinde,  alanın önerilen koruma statüsü Genel Müdür’çe değerlendirilmek üzere ilgili koruma bölge kuruluna bildirilir.

(4) Su altı komisyonu kararları Bakanlık Makamınca onaylanarak yürürlüğe girer.

(5) Su altı komisyonunun turizm ve sportif amaçlı dalış alanı belirlenmesine ilişkin kararları Bakanlığın internet sayfasında duyurulur.

Sualti Arkeolojisi

Su altı görüntüleme, film ve fotoğraf çekimleri

Bakanlıkça dalışa izin verilen alanlarda, yapılacak sualtı görüntüleme, film ve fotoğraf çekimi talepleri Genel Müdürlükçe değerlendirilecek.

Askerî yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde yapılacak turizm ve sportif amaçlı dalışlar

Askerî yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde oluşturulmak istenen turizm ve sportif amaçlı dalış alanlarının belirlenmesi veya bu alanlarda yapılacak uygulamalar hakkındaki talep ve önerilerin Su Altı Koruma Komisyonu gündemine alınabilmesi için Milli Savunma Bakanlığından uygun görüş alınması zorunlu.

Sualtı Kültür ve Mirası

 

 

 

 

 

 

 

 

Milli Savunma Bakanlığınca uygun görüş verilen konuların değerlendirildiği Sualtı Koruma Komisyonu toplantılarına MS Bakanlığını temsilen bir yetkilinin katılımı da sağlanacak.

Yönetmelik Resmi Gaqzete’de yayınlandı ve yürürlüğe girdi.

Dalıcılar İçin Koronaya Karşı (COVID-19) Alınabilecek Önlemler

Dalış yapanlar korona virüs (COVID-19) salgını nedeni ile başta regülatörler olmak üzere tekne ekipmanı kullanımıyla korona bulaşması ihtimaline karşı ne gibi önlemler alabileceğini bilmeli.

En temel prensip ekipmanı uygun şekilde dezenfekte etmektir.

CDC’ye (Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezi / Amerika) göre, evde kullanılan temizleyiciler ve dezenfektanların korona virüsüne (COVID-19) karşı en az soğuk algınlığı ve grip virüslerine etkisi kadar olduğunu belirtmektedir.

Özellikle ağız ve göz ile direkt etkileşimde olabilecek Regülatör, maske, şnorkel ve BC inflatörlerini kullanmadan önce temizlik ve dezenfeksiyon malzemeleri ile temizlenip dezenfekte edilmesi ve temiz bir su ile iyice durulanması çok önemlidir.

Dalış ekipmanlarını % 10’luk bir ağartma (çamaşır suyu) çözeltisine daldırılarak veya Steramine™ tabletleri veya herhangi bir kuaterner amonyum (dört bileşenli amonyak) bileşiği gibi bir temizlik ürünü kullanılarak etkili bir şekilde dezenfekte edilebilir.

Bu ürünleri üreticinin talimatlarına göre kullandığınızdan emin olun ve ardından ekipmanı bol temiz suyla durulamayı unutmayın.

Dalış ekipmanlarını temizlemek için yaygın olarak kullanılan ancak korona (covid-19) virüse karşı etkisiz olan ürünler arasında antibakteriyel ürünler ve klorheksidin ağız gargaraları veya spreyleri bulunur. Etkili olması için sıcak sabunlu su, yumuşak bir diş fırçası ile ovalama gibi işlemlerle eşleştirilmelidir.

Tekne ekipmanı kullanlar dikkatli ve titiz davranın.

Kendinize ait olmayan ekipman kullanan bir dalgıçsanız ve kendinizi bulaşıcı korona (covid-19) gibi hastalıklardan korumak için ekstra adımlar atmak istiyorsanız, aşağıdaki ekipmanları günlük olarak kullandığınız tarzda bir dezenfekte edici bezle iyice silin ve kullanmadan önce tatlı suyla durulayın:

  • Regülatör ağızlıkları
  • Şnorkel
  • BCD infilatör
  • Maskenizin içi

Herhangi bir dezenfektana erişiminiz yoksa, dalış yaptığınız merkezden ekipmanı kullanmadan önce uygun şekilde dezenfekte etmesini isteyebilirsiniz.

Konuyu takip etmeyi ihmal etmeyin.

Korona virüsüne karşı etkili temizlik ve dezenfektan ürünlerinin bir listesi için,

Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezi’nin “ortaya çıkan viral patojen iddiası” olan Amerikan Kimya Konseyi Biyosit Kimyaları Merkezi ürün listesine bakın.

Bu tür temizlik ve dezenfektan ürünü kullanılırken, dirençli türlerin üremesini önlemek için aktif bileşeni sık sık değiştirmek akıllıca olabilir.

 

Düzenli olarak listeleri takip etmek faydalı olacaktır.

DAN ve Dünya sağlık örgütünün bu konudaki sayfalarını arada ziyaret edip takip edebilirsiniz.

Her zaman olduğu gibi, sık sık el yıkamak (en az 20 saniye sabunla), yüksek trafikli nesneleri ve alanları (banyolar, kapı kolları, tezgahlar vb.) düzenli olarak temizlemek.

Hasta olan insanlarla temastan kaçınmak ve hasta olduğunuzda evde kalmak, hastalığın yayılmasını durdurmanın en iyi yollarındandır.

Daha fazla bilgi için Sağlık Bakanlığının sayfasına bakınız.

Bu konuda daha detaylı bilgiye sahip uzman arkadaşlarımıza çağrımızdır. Yayınlamak istediğimiz makaleleri lütfen iletiniz.

Herhangi bir sorunuz varsa, lütfen iletişime geçin.

Çeviri : Burçe Kaya

Antalya’da 3600 Yıllık Batık

Antalya’nın batı kıyısı açıklarında, içinde 1,5 tonluk bakır külçe bulunan 14 metre boyunda batık gemi keşfedildi. Keşif, su altındaki Göbeklitepe olarak nitelendiriliyor.

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Sualtı Araştırma Merkezi ekipleri, MÖ 1600 yılına ait batık bir ticaret gemisi buldu.
Antalya’da 3600 Yıllık Batık
Yeni keşifle ilgili açıklama, Vali Münir Karaloğlu, AÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal, AÜ Sualtı Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hakan Öniz ve su altı görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan’ın katılımıyla Kaleiçi Yat Limanı’nda yapıldı. Batı Antalya kıyılarında olduğu belirtilen ancak tam noktası talan edilme tehlikesine karşı açıklanmayan ve ‘Tunç Çağı batığı’ olarak da adlandırılan yeni keşfin su altındaki görüntü ve fotoğraflarını ise Tahsin Ceylan çekti.

1,5 ton bakır külçe bulundu

Su altı arkeolojisi bakımından çığır açacak yeni bir keşif olduğunu belirten Vali Münir Karaloğlu, “Akdeniz Üniversitesi’nin Kemer’de Sualtı Araştırma Merkezi var. Hakan Öniz hocamızın başında olduğu ekibin çalışmaları neticesinde Antalya’nın batısında diyoruz, şu anda noktasını söyleyemiyoruz. Söylersek maalesef meraklısı çok, talan edilme ihtimali olduğu için Batı Antalya diye isimlendiriyoruz.” dedi. Karaloğlu sözlerine şöyle devam etti: “Şu ana kadar bulunmuş en eski ticari gemi batığı olduğunu uzmanların söylediği bir keşif. Bundan önceki en eski batık, yine Antalya Uluburun’da Uluburun batığı olarak adlandırılan ve MÖ 1400 yılına ait batığımız var. Oradaki eserler Bodrum’daki su altı eserleri müzesinde sergileniyor. Bu batığımız Uluburun batığından 200 yıl daha olayı geri götürdü. MÖ 1600 yıllarına ait bir batık. 3600 yaşında bir batıktan bahsediyoruz, yükü bakır külçelerden oluşuyor. Boyu 14 metre ve taşıdığı yük de 1, 5 tonluk bakır külçe.”
Antalya’da 3600 Yıllık Batık

Su altındaki Göbeklitepe

Keşfin, su altındaki Göbeklitepe’si olarak nitelendirilebileceğini belirten Vali Karaloğlu, şöyle konuştu: “İşte su altı arkeolojisinde de bu yeni batık su altının yeni Göbeklitepe’sidir. O kadar önemli bir batık. Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle kazı çalışmalarına başlayacağımız bu batık, su altının Göbeklitepe’sidir. Burada çıkacak eserler için, Kültür ve Turizm Bakanımıza Kemer’de bir Akdeniz su altı arkeoloji müzesi kurulması için proje sunmuştuk. İnşallah yapacağımız bu müzede buradan çıkacak buluntular konservasyonları yapıldıktan sonra sergilenecek. Kemer ilçemiz bu müzeyle beraber su altı arkeoloji ve denizciliğin de merkezi konumuna gelecek.” “Bu yeni keşfin su altı arkeolojisine yeni bir pencere açmasını temenni ediyorum. İnşallah kazı çalışmaları tamamlandığında çıkan eserleri müzede sergilemeye başladığımızda ne söylediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Akdeniz sahillerinde bu ve benzeri daha birçok batık olduğu ifade ediliyor. İmkanlar arttıkça, kabiliyetimiz geliştikçe diğerlerine de ulaşabiliriz.”

Uluslararası arkeologların da katılımıyla kazı çalışmaları yapılacak

Akdeniz Üniversitesi Sualtı Araştırmaları Merkezi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Öniz de Kültür ve Turizm Bakanlığının izinleriyle “Akdeniz Kıyılarında Sualtı Araştırmaları Projesi”ni hayata geçirdiklerini söyledi. Öniz, “Proje kapsamında 2018 yılında, dünyanın en eski ticaret gemisi olduğunu düşündüğümüz bir batığın bilimsel olarak tespitini gerçekleştirdik.” dedi. Batığın ana yükünün bakır külçeler olduğunu ifade eden Öniz, “Külçelerin tipolojisinden, bunun milattan önce 16. yüzyıla ait bir ticaret gemisi olduğu ortaya çıkıyor. Bu, aynı zamanda dünyanın en erken endüstriyel ürünlerini taşıyan bir gemi. Bu özellikleriyle bilimsel olarak dünyada su altı arkeolojisi kapsamında çığır açtı.” diye konuştu.
Antalya’da 3600 Yıllık Batık

Akdeniz kıyılarında keşfi yapılan batık sayısı 167’ye yükseldi

Doç. Dr. Hakan Öniz, 50 metre derinlikteki batıkla ilgili 5 yıllık proje kapsamında uluslararası ünlü arkeologların da katılımıyla kazı çalışmalarının yapılacağını kaydetti. Kültür ve Turizm Bakanlığı izinleriyle Akdeniz kıyılarında arkeolojik su altı araştırmaları projesi kapsamında dünyanın en eski ticaret gemisi olduğunun bilimsel olarak tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Öniz şu açıklamaları yaptı: “Bu batık muhtemelen günümüzden 3.600 sene önce Kıbrıs adasından Ege’de bir bölgeye giderken yolda fırtınaya yakalanarak batıyor. Batığın ana yükü bakır külçeler. Külçelerin tipolojisinden MÖ 16. yüzyıla ait bir ticaret gemisi olduğu ortaya çıkıyor. Bu gemi muhtemelen dünyanın ilk, en erken endüstriyel ürünlerini taşıyan bir gemi aynı zamanda. Bu özellikleriyle bilimsel olarak dünyada su altı arkeolojisi kapsamında çığır açtı diyebiliriz. Ayrıca Akdeniz kıyılarında bugüne kadar keşfi yapılan batık sayısı da toplam 167’ye yükseldi.” Gemide sonar incelemeleri, foto mozaik ve photoscan çalışmaları yapıldı, elde edilen görüntüler Akdeniz Üniversitesi Sualtı Araştırmaları Merkezi bilgisayarlarında işlendi. Batığın 3 boyutlu görüntülerinden, taşıdığı görülebilir külçelerin sayısına ulaşıldı. Kıbrıs’taki madenlerden çıkarılıp milattan önce 16 veya 15. yüzyılda kalıba döküldüğü değerlendirilen külçelerin olduğu geminin, buradan Girit veya Ege kıyılarındaki bir limana giderken yakalandığı fırtınada battığı düşünülüyor. Külçeler yastığa benzediği için “yastık formlu” olarak sınıflandırılıyor. Bu, Prof. Dr. George Bass’ın “Tip 1” olarak adlandırdığı, dünyada bilinen ilk bakır külçe formunu oluşturuyor. Batığın görülebilen yayılımından, geminin 12-14 metre boyunda, standart bir Tunç Çağı ticaret gemisi olduğu değerlendiriliyor.

Batık Vordonisi Adasında Sualtı Arkeolojik Araştırması Yapılabilir

Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Doç. Dr. Alessandıra Ricci, Adaların sessiz ve sakinliğinden faydalanılarak dini eğitimler verilen manastırların tarihsel değeri büyük. Batık Vordonisi adasındaki kalıntılarının tespiti için sualtı arkeolojik araştırmaların yapılmalı, dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle Türkiye’ye gelen Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın eşliğinde Heybeliada Ruhban Okulu’nda Ortodoks dünyası için önemli bir yortuya (anma günü) katıldı. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un yönettiği yortu, 6 Şubat 891 tarihinde ölen Patrik Photios için düzenlendi. Yunanistan Başbakanı Çipras’ın katıldığı dini törende anılan Patrik Photios’un mezarının İstanbul’un kayıp adası Vordonisi’de olduğu ortaya çıktı. Ruhban Okulu’nun kurucusu Photios, kendi yaptırdığı manastırda ölmüş. Ada ise 1010 yılındaki depremde batmış
Patrik Photios

Patrik Photios sürgünde öldü

Ateist olduğu için dini kurumlara uzak olan Yunan Başbakan’ın katıldığı törende anılan Patrik Photios’un hikâyesi, İstanbul’un kayıp adası Vordonisi’ye dayanıyor. Heybelida Ruhban Okulu’nun kurucusu Patrik Photios, iki kez toplam 19 yıl Doğu Roma İmparatorluğu’nun(Bizans) başkenti Konstantinapolis (İstanbul) patrikliği yapmıştı. 9. yüzyıldaki patrikliği sırasında İstanbul’un 10’uncu adası Vordonisi’de manastır yaptıran Fotios’un, 6 Şubat 891’de sürgün hayatındaki manastırında öldüğü ve bahçesine gömüldüğü düşünülüyor. 1010 yılındaki Büyük İstanbul Depremi’yle denize batan Vordonisi, 1936’da Bizans ve Osmanlı sanat tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından kayıtlara geçirilmişti.

Doç. Dr. Alessandıra Ricci manastır için dalış yapılmasını istiyır

Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Doç. Dr. Alessandıra Ricci, Vordonisi üzerindeki manastırın Küçükyalı Satyros Manastırı’nın ikizi olduğunu söyledi. Ricci, “Bir Yunan başbakanı ilk kez Heybeliada’da dini törene katıldı. Çipras’ın katıldığı tören Adalar’ın önemini de kanıtlıyor. Adaların sessiz ve sakinliğinden faydalanılarak dini eğitimler verilen manastırların tarihsel değeri büyük. Bu adadaki kalıntılarının tespiti için sualtı arkeolojik araştırmaların yapılmaslı. Her ikisinin de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesini istiyoruz” dedi. Ölümünün ardından Doğu Ortodoks Kilisesi tarafından aziz ilan edilen Photios’un mezarının bulunması için 2012 yılında arkeologlar ve yerel halk çalışma yapmıştı.
Patrik Photios

Serco Ekşiyan: tuğla ve kiremit benzeri yapı parçaları, amfora ve mermer parçaları bulmuştuk.

Maltepe Belediyesi’nin desteğiyle sualtında kalan manastırın bulunması çalışmalarına dalış ekibinde yer alan Milliyet muhabiri Gökhan Karakaş da katılmıştı. O dalışa katılan Serco Ekşiyan, “Vordonisi’yle ilgili fazla yazılı eser yok. Kayıp adada sürgünde ölen Patrik Photios’un yaptırdığı manastırda gömüldüğü düşünülüyor. Yaptığımız dalışlarda tuğla ve kiremit benzeri yapı parçaları, amfora ve mermer parçaları bulmuştuk. Sadece yüzey araştırması yapıldığı için manastırı bulamadık” diye konuştu. Gökhan Karakaş – Milliyet

Burhaniye ve Gömeç’te dalış turizmi için çalışmalar başladı

Balıkesir’in Burhaniye ve Gömeç ilçelerinin dalış turizmine açılması için uygun alanların belirlenmesi çalışmalarına başlandı.

Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Altan Lök başkanlığındaki ekip tarafından, Burhaniye ve Gömeç sahillerinde dalış turizmi için yapay resif atılacak alanları belirlenecek. Yapay Resif Projesi’nin, Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) tarafından desteğe uygun görüldüğünü belirten Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Mustafa Aysel, yörede dalış turizminin geliştirilerek turizm sezonunu uzatmayı amaçladıklarını söyledi.
Burhaniye ve Gömeç’te dalış turizmi için çalışmalar
Ticaret Odası Salonu’nda ekipte görev alan akademisyenlerle toplantı yapıldığını ifade eden Başkan Aysel, “Belirleme çalışmalarının ardından Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Araştırma ekibi Prof. Dr. Altan Lök liderliğinde tekne ile tespit edilen alanlara yönelik echo-sounder ile akustik olarak tarama gerçekleştirildi. Akustik sonuçların dalış ile doğrulanması yapıldı. Alanların koordinatlarının GPS ile kaydedilmesinin ardından resif ve dalış turizmine uygunluğu tespit edildi. Proje sonuçlandığında, kaya dalışı, kıyı dalışı, tekne dalışı için deniz zemininin haritası çıkarılarak doğal resiflerin ve dalış alanları tespit edilecek. Projeyle bölge turizminin gelişimi, 12 aya yayılması ve destinasyon haline gelmesi, yeni yatırımlara olanak sağlanması, yatırımlardan kaynaklı istihdam ile işsizliğin düşürülmesi, ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşmasına kesin katkı sağlanacaktır” dedi.

2018 yılı Fizibilite Desteği Programı kapsamında Burhaniye Ticaret Odası ile sözleşme yapılmıştı.

Bölgenin sportif dalış turizmi açısından değerlendirilmesinde yararlı olacak kaynak ve potansiyeli daha doğru analiz edilebilecek olan program kapsamında ayrıca bu yaklaşımın pazar analizinin yanında teknik ve finansal yönlerini de ele alarak, turistik amaçlı sportif dalış alanları da belirlenecek. Fizibilite desteği ile GMKA, Güney Marmara diye tanımlanan TR22 bölgesinde yer alan Balıkesir ve Çanakkale illerindeki kurum ve kuruluşların bölgeye katkısı olacak faaliyetlerin araştırma, planlama ve fizibilite çalışmalarını doğrudan finanse edebiliyor. Bu destek mekanizmasıyla bölgenin yenilikçilik, girişimcilik ve ekonomik kapasitesini geliştirmeye yönelik planlanan çalışmaların yapılacak ön hazırlık aşamalarını doğrudan finanse ederek, yapılacak faaliyetlerin gerçekleşmesini hızlandırıyor.  

Şahika Ercümen Antarktika’da Dalış ile Tarihe Geçti

Serbest dalış dünya rekortmeni milli sporcu Şahika Ercümen, 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında gittiği Antarktika’da ilk dalışını gerçekleştirdi.

Serbest dalış dünya rekortmeni milli sporcu Şahika Ercümen, 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında gittiği Antarktika’da ilk dalışını yaparak, tarihe geçti.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Kutup Araştırmaları Uyg-Ar Merkezi (PolReC) koordinesinde gerçekleştirilen 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında Türk ekibinin kıtadaki çalışmaları başladı.

Türk bilim insanlarıyla kıtaya giden milli sporcu Ercümen de ekibin ilk durağı olan Antarktika’nın King George Adası’nda ilk dalışını gerçekleştirdi.

Sefer kapsamında kaldıkları araştırma gemisinden zodyak botlarla açılan Ercümen’e, 6 kişilik ekip eşlik etti.

TÜPSÜZ DALAN İLK TÜRK KADIN SPORCU

Milli sporcu Ercümen, son hazırlıklarını tamamlamasının ardından tüpsüz dalışını gerçekleştirdi.

Ercümen, su sıcaklığının sıfır derece olduğu bölgede, soğuğa karşı özel bir koruyucusu olmayan elbiseyle 2 dakika süren bir serbest dalış yaptı.

Dalış sporunda Türkiye’de ilklere imza atan Ercümen, dondurucu sularda Türk bayrağını dalgalandırarak, Antarktika’da tüpsüz dalan ilk Türk kadın sporcu oldu.

Milli sporcu Ercümen’e bu dalışında, Yeni Zelandalı dalış eğitmeni Jonathan Francis Sunnex eşlik etti.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALARA KATKI

Ercümen, aynı zamanda iklim araştırmaları, jeofizik, biyoloji, deniz bilimleri ve diğer birçok bilim dalları için “doğal laboratuvar” özelliği taşıyan kıtada, Türk bilim insanlarının çalışmalarına da katkı sundu.

Milli sporcu, dalışı sonrası 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne katılan bilim insanlarının projeleri için denizden sedimantasyon örneği aldı. Böylece Ercümen, Antarktika’nın soğuk sularında 1 saat kaldı.

“İNSAN ŞARTLARINI ZORLAYAN BİR SOĞUK”

Ercümen, AA muhabirine, Antarktika’daki dalışına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Kıtada serbest dalış yapan ilk Türk kadını olmanın, hayatının en gurur verici olaylarından biri olduğunu belirten Ercümen, suyun çok soğuk olduğunu söyledi.

Ercümen, şöyle devam etti:

“Antarktika’dayız, bunu bilerek daldık ama gerçekten insan şartlarını zorlayan bir soğukluk var. Burada dalış yapmak bizim için de bir ilk. Sembolik de olsa bilim çalışmasının bir parçası olarak Antarktika’da bayrağımızı dalgalandırmak soğuğu ve acıyı unutturuyor, öyle müthiş bir gurur var içimizde.”

Ercümen, 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında geldiği kıtada, hava şartlarının uygun olması halinde başka dalışlar da yapmak istediğini dile getirdi.

BAKAN VARANK BİLGİ ALDI

Yaptığı dalışlarla Türk bilim ekibinin de çalışmalarına katkı sunmak için elinden geleni yapacağını vurgulayan Ercümen, “Özellikle Cumhurbaşkanlığımıza, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza ve Sayın Bakanımız Mustafa Varank’a böyle önemli bir olayın bir parçası olmama vesile oldukları ve ülkemizi temsil etme fırsatı verdikleri için çok teşekkür ediyorum.” dedi.

Öte yandan Varank, 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lideri Doç. Dr. Burcu Özsoy’la telefonla görüşmesi yaparak, bilim ekibinin durumu ve milli sporcu Şahika Ercümen’in gerçekleştirdiği dalış hakkında bilgi aldı.

Engelleri dalarak aşmak

Engelleri dalarak aşmak gibi haberleri sıkça duyduğumuzun farkında mısınız?

Zihinlerdeki ‘engel’i suya dalarak aşan Deniz Erkuvvet, “Engelsiz olmanın ne demek olduğunu su ile tattım. Anladım ki engeller, dalış yapmanın önünde geçemiyor. Engel, sadece beyinde ve dillerde yer etmiş olan bir sözcükmüş ” dedi. Uludağ Üniversitesi Sualtı Topluluğu, 2004 yılından beri devam ettirdiği ‘Dalmak Özgürlüktür’ projesiyle dezavatanjlı bireyleri yılın 4 günü engellerinden bir kaç saat kopartarak mavinin derinlikleriyle buluşturuyor. Bu zamana kadar onlarca engelli bireyi su ile buluşturan üniversite gençleri, ailelere de birer umut penceresi aralıyor. Engellileri sosyal hayata dahil etmek, engellilik konusunda toplumsal duyarlılığı arttırmak gibi amaçlarla yola çıkan Uludağ Üniversitesi Sualtı Topluluğu, birçok bireyin yaşamına dokunuyor.
Engelsiz dalis

“ENGELSİZLİĞİ SU İLE TATTIM”…

Topluluğun sayesinde 10 yıldır mavinin özgürlüğü ile tanışanlardan biri de 19 yaşındaki Deniz Erkuvvet. Ayıkaydi Goutieres Sendromu nedeniyle doğuştan yürüyemeyen Deniz, topluluk aracılığıyla belirlenen havuzda dalış yaparak 4 gün boyunca engellerinden kurtuluyor. 6 yıl yüzen, son 4 yıldır da dalış yapan Deniz, “Dalarken hiç olmadığım kadar özgür ve rahatım” diyerek su ile buluşmanın hazzını anlatıyor. Yine aynı engellere sahip olan kız kardeşi Yağmur ile her yıl büyük bir heyecanla havuza gelmeyi bekleyen Deniz, “Burada kendimi çok rahat hissediyorum. Çünkü ailem gibi oldular. Doğuştan beri merak ettiğim engelsiz olmanın ne demek olduğunu suyun derinliklerinde hissediyorum. Anladım ki engelli olmak aslında hiçbir şeyin önüne geçemiyormuş, engel sadece beyinde ve dillerde yer etmiş olan bir sözcükmüş. Bundan sonraki tek amacım yıldız brove alarak profesyonel dalış yapmak” ifadelerini kullandı.
Engelsiz dalis

“BENDEN SONRASINI DÜŞÜNMÜYORUM”…

İki çocuğu doğuştan engelli olan anne Özgül Erkuvvet ise yıllardır Deniz ve Yağmur’u kendilerini en özgür hissettikleri yer olan havuzla buluşturuyor. Erkuvvet, “Engelli annelerinin tek düşündüğü bir şey vardır. O da benden sonra çocuğuma ne olacak sorusu. Hatta çoğu anne engelli çocuğunun mağdur olmaması için ondan sonra ölmek için dua eder. Ama ben bu iki haftalık süreçte her gün çocuklarımı kime bırakacağım, benden sonra ne olacak sorusundan uzaklaşıyorum. Biliyorum ki dünyada iyi insanlar var. İşte o zaman umutlarım yeşeriyor. Bu 4 günlük dalış bize o kadar iyi geliyor ki. Ancak ne yazık ki Bursa’da bu tür etkinlikler düzenleyen kuruluş çok az. Etkinlikleri geçtik engelli çocukların dalış yapabilecekleri bir kurs bile yok. Bu kurslar çocuklarımızın ve ailelerinin yaşam sevinci haline dönebiliyor” diye konuştu.

ÖZGÜVENLERİ ARTIYOR…

Deniz’in havuzla tanışma sürecini de anlatan anne Erkuvvet, “Yaklaşık 10 yıl önce arkadaşlarımın aracılığıyla böyle bir etkinlik yapıldığını duydum. Deniz’e ilk söylediğimde çok heveslendi ancak korktu. Çünkü Deniz, fiziksel durumundan dolayı kendini koruyamadığı ve ifade edemediği için çok korkak bir çocuktu. Ancak suyla tanıştığı günden beri Deniz’de inanılmaz bir değişim oldu. Kendine özgüveni geldi. Deniz ve Yağmur ile birlikte bir yıl boyunca bu 4 günü bekliyoruz. Yağmur’un engeli daha fazla olduğu için sadece yüzüyor. Ancak bu bile kızımdaki motivasyonu o kadar artırıyor ki ben bir anne olarak duygulanıyorum” dedi. DiveMagazineTR ailesi olarak böyle çalışmaları her zaman destekliyoruz. Ve medyamızın benzer konularda yayınladığı içerikleri sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz. Kaynak: Engelleri dalarak aştı- Derya Demir  

TSSF e-Devlet hizmetini duyurdu

TSSF, E-DEVLET’TEKİ İLK SPOR HİZMETİNE DALIŞ VE CANKURTARMA İLE İMZA ATTI.

Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF), “dalış ve cankurtarma” branşlarındaki hizmetlerini 1 Şubat 2019’dan itibaren e-devlet kapısı üzerinden sualtı topluluğu üyeleri, tüm vatandaş ve kuruluşların hizmetine açarak spor federasyonları arasında bir ilke imza attı. Bir spor federasyonunun e-devlet üzerinden sunduğu ilk ve tek hizmet olma özelliğini taşıyan dalış ve cankurtarma hizmetlerinin tüm hazırlık aşamaları TSSF tarafından TÜRKSAT işbirliğiyle gerçekleştirildi. Dalış ve cankurtarma branşındaki hizmetlerin www.turkiye.gov.tr ‘deki hizmetler listesine eklenerek tüm vatandaş ve kuruluşların kolayca erişimine sunulmasıyla ilgili açıklamada  “Federasyonumuzun hizmete açtığı bu uygulama, bilişim çağına ayak uyduran, şeffaf ve ulaşılabilir yönetim anlayışımızın bir ürünüdür. TÜRKSAT ile çok ciddi ve sıkı bir çalışma sonunda gerekli yazılım çalışmalarını tamamladık. Sualtı topluluğumuzun üyeleri, vatandaş ve kuruluşlarımız e-devlet kapısındaki hizmetler listesinden dalış ve cankurtarma branşında çok geniş belge ve bilgi yelpazesine güvenli bir şekilde ulaşabilecek” dedi.

9 AYRI HİZMET KATEGORİSİNDE BİLGİ VE BELGELERE ULAŞILABİLECEK. (5 Şubat 2019 tarihinde TSSF adı ile yapılan e-Devlet sorgusuna göre 9 işlem çıkmaktadır.)

TSSF e-Devlet Sorgulama Örneği
TSSF e-Devlet Sorgulama Örneği
8 ayrı kategoride kimlerin hangi e-devlet hizmet içeriklerini görüntüleyebileceğiyle ilgili şu bilgileri verdi: “İsteyen her vatandaş ve kuruluşumuz dalıcı, cankurtaran, eğitmen ve rehber dalıcı sorgulama işlemini yapabilecek. Ülkemizde faal olan yetkili dalış ve cankurtarma merkezleri bilgisini görebilecek. Ayrıca eğitmen merkezlerimize bağlı olarak eğitim verebilecek yetkili dalış, cankurtaran eğitmen ve rehber dalıcı sorgulaması yapabilecek.
TSSF e-Devlet Sorgulama Örneği
TSSF e-Devlet Sorgulama Örneği
Herkese açık olan sunduğumuz bu hizmetlerin yanı sıra sadece federasyonumuzun yetkilendirdiği kişi ve ayrıca ilgili kuruluşlar tarafından e-devlet üzerinden ulaşılabilecek hizmetlerimiz ise şunlardır: Yetkili eğitmenlere ve rehber dalıcılara yönelik eğitmen sözleşmeleri listesi hizmeti ile eğitmen belgesine sahip kişilerin daha önce hangi kurumlarla hangi tarihler arasında sözleşme yaptığı görülecek. Yetkili eğitmen ve rehber dalıcıların harç durumu, bitiş tarihi ve ceza bilgilerine erişilecek. Eğitmen belgesine sahip kişilerin, merkez tarafından alınan kurs izinleri görülecek. Dalış ve cankurtarma merkezleri yetkililerinin merkezlerine ait tüm bilgilerin sorgulaması yapılabilecek.” “268 DALIŞ, 25 CANKURTARMA MERKEZİMİZ AKTİF OLARAK ÇALIŞIYOR” Dalış merkezi sayısının 2018’de 268’e yükseldiği belirtlilen açıklamada :  “Dalıcı, uzman dalıcı, dalış eğitmeni, uzman dalış eğitmeni ve rehber dalıcı sayımız son iki yılda 28 bin 300 oldu. Bugün itibariyle 25 cankurtarma eğitim merkezimizde 67 cankurtaran eğitmenimiz faal olarak hizmet vermektedir. Son iki yılda bronz, gümüş ve altın seviyesinde toplam 23 bin 441 cankurtaranımız bulunmaktadır. İlk kez 2018’de yaptığımız Engelli Dalıcı Dalış Eğitmeni ve Asistanı eğitim semineri sonunda 69 engelli dalıcı dalış eğitmeni ve 12 engelli dalıcı eğitmen asistanı ile engelli vatandaşlarımıza sualtı dünyasının kapılarını açtık” denildi.