Bitlis’in Adilcevaz ilçesi Cevizli Mahallesi’nde bulunan Kazma Deresi bölgesindeki ‘su altı peribacaları’ diye bilinen mikrobiyalitlerin korunması ve ekoturizme kazandırılması için çalışmalara başlandı.
Sahile yaklaşık 2.5 kilometre uzaklıkta bulunan, boyları 10 metreyi aşan mikrobiyalitler, 2015 yılından itibaren üniversiteler tarafından incelenmeye ve bulunduğu alanların tesbit çalışmaları devam ediyor. Van Gölü’nün 6 bin 500 yıl önce mikrobiyalitlerin tespit edildiği alanda olduğunu düşünen bilim insanlarını heyecanlandırmıştı.Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akkuş, Orman ve Su İşleri Van Doğa Koruma ve Milli Parklar 14. Bölge Müdürü Mustafa Şentürk, dalgıç Cumali Birol ve Girişim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği üyesi Gökhan Dilmen, Van Gölü sahiline yaklaşık 2.5 kilometre uzaklıkta bulunan Adilcevaz’ın Cevizli Mahallesi’ndeki Kazma Deresi bölgesinde incelemelerde bulundu. Cumali Birol’un Van Gölü içinde ‘su altı peribacaları’ diye de bilinen mikrobiyalitlerle ilgili kısa film çalışması yaparken karada tespit ettiği ve fotoğraflayıp Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akkuş’la paylaştığı mikrobiyalitler, konuyla ilgili çalışma yapan akademisyenlerin ilgisini çekti.
‘Mikrobiyalit alanlar, Van Gölü’nün oluşumu ile ilgili bilgileri içeren çok önemli alanlardır. ‘
Van Gölü’nün altında yıllardır gizli kalan ve 10 metreyi aşan boylarıyla dünyanın en büyük mikrobiyalitleri ile su seviyesi hakkında çalışmalar yürüten Prof. Dr. Sarı ve Yrd. Doç. Dr. Akkuş, Adilcevaz’a gelerek, incelemelerde bulundu. Akkuş, Kazma Deresi bölgesinde incelemelerde bulunduktan sonra Orman ve Su İşleri Van Doğa Koruma ve Milli Parklar 14. Bölge Müdürü Mustafa Şentürk’ü bilgilendirdi. Mikrobiyalit alanının korumaya alınarak, buraya yürüyüş yolları yapılması gerektiğini belirten Akkuş, bölgedeki mikrobiyalitlerin yaklaşık 10 bin yıllık olduğunu kaydetti.
Yrd. Doç. Dr. Akkuş, “Adilcevaz, sadece güzelliğiyle değil; sahip olduğu doğa harikasıyla da Van Gölü havzasının en önemli yerlerinden birisidir. Cumali Birol’un bize haber vermesiyle bu bölgeye geldik ve bu bölgedeki mikrobiyalit alanları tespit ettik. Mikrobiyalit alanlar, Van Gölü’nün oluşumu ile ilgili bilgileri içeren çok önemli alanlardır. Buradaki alanlar, geçmiş ile ilgili birçok izi ve sırrı içerisinde saklıyor. Bölgede incelemelerde bulunuyoruz. Koruyup ve tanıtımını yaparsak binlerce insanın bölgeye geleceğini düşünüyoruz. İnşallah, yapılacak olan çalışmalarla doğa harikası bu mikrobiyalitleri koruma altına alarak, bölgeyi ekoturizmine kazandıracağız” şeklinde konuştu.
Orman ve Su İşleri Van Doğa Koruma ve Milli Parklar 14. Bölge Müdürü Şentürk de mikrobiyalit alanlarının korumaya alınması için çalışma başlatacaklarını belirterek, şunları söyledi: “Bu bölgeyi cazibe merkezi haline getirebilmek için çok yoğun çalışmalar yapmaktayız. Bir tarafta Malazgirt Meydan Muharebesi diğer tarafta Ahlat Selçuklu Mezarlıkları ve Nemrut Kalderası’nın yanı sıra bugün de Adilcevaz’daki mikrobiyalit alanlarını gelip, gördük. Buradaki doğal güzellikleri, gelecek nesilleri aktarılması için ciddi bir çalışma yapılması gerektiği kanaatindeyim. Bölgemizin cazibe merkezine önemli bir katkı sağlayacak olan mikrobiyalit alanlarının Milli Parklar Kanunu kapsamında ‘tabiat anıtı’ dediğimiz ve sadece mutlak koruma alanı olarak belirlenen bir statü verilmesine uygun alanlar olduğunu gördük. Nasip olursa bu çalışmamızı hızlı bir şekilde yapacağız. Hem karadaki hem de Van Gölü içerisindeki mikrobiyalit alanları birleştirerek, ciddi çalışmalar yapacağız. İnşallah, yapacağımız çalışmalar sayesinde bölgemize ciddi manada katkı sağlanmış olacak.”
‘Hep birlikte bu alanlara sahip çıkmalıyız.’
İlçedeki mikrobiyalit alanların tespit edilmesine katkı sağlayan dalgıç Cumali Birol ise mikrobiyalitlerin korunması için herkese önemli görevler düştüğünü belirtti. Bölgenin ilçe için önemli bir alan olacağını dile getiren Birol, “Bölgeyi, inşallah turizme kazandıracağız. Burası, turizm açısından gerçek anlamda bir değer taşıyor ve bu değer sayesinde inşallah Adilcevaz, hak ettiği yere gelecek. Ayrıca buradaki mikrobiyalitlere zarar verildiğine dair duyumlar aldık ve gelip gördük ki bazı bölümlerde hazine arandığını ve bazı alanlara zarar verildiğini gördük. Vatandaşlarımıza bu konuda bir çağrıda bulunuyorum. Lütfen, bunu yapmayalım. Bu alanlara zarar vermeyelim. Burası gerçek anlamda Adilcevazımıza bir değer ve katkı sağlayacaktır. Hep birlikte bu alanlara sahip çıkmalıyız. Belki bugün olmayacak; fakat birkaç yıl sonra bu alanlar, gençlerimize ve ilçemize ciddi manada katkılar sağlayacak” dedi.
Kış geldi ama bizler dalmaya devam ediyoruz. Dalıştan çıktıktan sonra ıslak bir şekilde rüzgara ve soğuğa maruz kalıyoruz. Bu durum kulaklarımız için ne ifade edebilir? Haydi bir bakalım.
Dalış bittiğinde dalış sırasında kullandığınız başlığı çıkartıyorsunuz yada hiç başlık kullanmıyorsunuz. Kulak içine giren soğuk su, soğuk have ve rüzgar ve hatta yağmura maruz kalıyoruz. İşte dikkatli olunmaz ise belanın başladığı anlar. Halbuki tatlı tatlı rüzgarı hissediyoruz değil mi? … Kulaklarımız ne diyor peki bu duruma. İlk dalış sonrası pek dikkat edilmesede devam eden dalışlar ve sonrasındaki gün aynı şekilde dikkat edilmediği takdirde hafif denge sorunları ortaya çıkıyor, ilk başta boğuk işitme, baskılı bir ağrı, muhtemelen kaşıntı ve belki de kulak çınlaması giderek yoğunlaşan acı ortaya çıkmaya başlar. Durum bu ise ve uzun bir tatil döneminde iseniz sıkıntılı bir durum. Dalış yapamazsınız. Peki nasıl önlersiniz? KBB Uzmanı Dr. Marta Frigo DAN Europe için kulak enfeksiyonları ile ilgili yaptığı açıklamaları şöyle:
Dış kulak iltahabından bahsediyoruz, kulak kepçesi ve kulak kanalı arasında oluşan enfeksiyondur. insan vucudundaki yeri ve yapısı gereği ıslak, nemli ve karanlık bir ortam mikropların çoğalması için mükemmel bir mekan. Dış kulak iltahapları kulak enfeksiyonlarının %25-50’sini oluşturur ve yaz aylarında özelikle en sık rastlandığı dönem olmaktadır. Ve en çok su sporları ile uğraşanlar ile tatilde havuz veya deniz de çok vakit geçiren kişilerde görülmektedir. Dış kulak iltahaplarının %90’ı bakteriyel (stafilokok veya Pseudomonas aeruginosa) iken diğer %10’u mantar enfeksiyonlarından (candida veya aspergillus) olmaktadır. Çok nadiren viral problemler görülür.
İnsan vücudu kendisini bu bakteri, mantar veya virüsten nasıl koruyor?
Neyse ki, dış kulak kanalının özel savunmaları vardır: Kulak kirinin üretimi, lizozim ve bakterilerin ve mantarların büyümesini inhibe eden maddeleri içeren bir asit kaplamaya izin verir. Lipidler açısından zengin olan kulak kepeği de hidrofobiktir (su itici) ve suyun deriye nüfuz etmesini ve maceraya neden olmasını önler.
Dalgıçlar bu sorundan ortalama bir insandan daha fazla etkileniyor mu?
Potansiyel olarak etkilenenler suya veya plankton açısından zengin suya uzun süre maruz kalanlardır. Dalgıçlar dalış yapmayan veya sadece yüzenlere kıyasla beş kat daha fazla bir dış kulak enfeksiyonu geliştirme riski altındadır.
Dış kulak iltihabının başlangıcını hangi faktörler etkileyebilir?
Harici faktörler ve kişisel faktörler var. Dış faktörler şunlardır: nemlendirme (suya sık sık maruz kalma, aşırı terleme, yüksek nem); bakteriler tarafından kontamine edilen su; yüksek sıcaklık ve nem; kulak mumunun mekanik / travmatik olarak çıkarılması (örneğin pamuk tomurcuklarının kullanılması); dış kulak yolunda yabancı cisim varlığı.
Sistemik lokalize faktörler şunlardır: Alerjik reaksiyon veya tahriş edici maddelere bağlı deri iltahapları; sedef hastalığı, seboreik dermatit (oldukça kolay bir şekilde tedavi edilebilen ve çok yaygın bir şekilde görülen bir cilt hastalığıdır. Bu hastalık ile kulak ve göğüs ortasında, saçlı deri ve göz kapaklarında kırmızı renkli ve kaşıntılı bir döküntü oluşur. Aynı zamanda kasıklar, göğüs altı ve göbek çukurunda da görülebilir.), akne, lupus eritematosus (Sistemik lupus eritamatozus (SLE) özellikle deri, eklemler, kan, böbrekler ve merkezi sinir sistemi olmak üzere vücudun farklı organlarını etkileyebilen kronik, otoimmün bir hastalıktır. “Kronik”, uzun süre devam edebileceği anlamına gelir. “Otoimmün” ise, bağışıklık sisteminde, vücudu bakteri ve virüslerden korumak yerine hastanın kendi dokusuna saldırdığı bir bozukluk anlamına gelir.) ve immün yetmezlik.
Nasıl iyileşir?
Basit bir bakteriyel dış kulak enfeksiyonunda, ateş veya çevresindeki dokuların enfeksiyonu gibi komplikasyonlar olmaksızın, antibiyotikler ve steroidlerle lokalize bir tedavi yeterlidir. En etkili antibiyotikler fluorokinolondur (siprofloksasin, ofloxacin …).
Fungal otitis durumunda, mantar önleyici damlaları kullanmak ve kulağı asitlendirici solüsyon ile durulamak gerekir. Enfeksiyon çevredeki dokulara yayılırsa, oral florokinolon ve anti-fungals ile ilerlemeniz yararlı olacaktır.
Önerilen önlemler nelerdir?
Önlem bir dalış tatilinin mahvolmaması için en önemli unsurdur. Öncelikle, kulak kanalının uygun hijyenini uygulamalısınız, mum birikimi veya yabancı maddeler varsa temizlenmelidir. Bununla birlikte, kulak kanalını takıntılı bir şekilde temizlemenin faydalı olmadığına dikkat etmek gerekiyor. Aksine, ters yönde itilecek bir kir parçacığı ve bunun ovulması ile ortaya çıkacak durumun bakterilere açık kapı olduğunu unutmayın. Unutmayın kulak kendi yapısı gereği mum benzeri bir madde üretir ve bunun amacı kulağı dış enfeksiyonlardan korumaktır. Herhangi bir müdahale gerekiyorsa bir KBB uzmanına baktırmak gerekmektedir kendiniz müdahale etmeye çalışmayın.
Deniz suyuna maruz kaldıktan veya havuz suyuna girdikten sonra, tuzlu su veya klor kalıntısını gidermek için kulak kanallarını akan suyla yıkayın, daha sonra yavaşça kurutun. Asla pamuk uçlu veya benzeri ürünlerle kurutmayınız. Eğer elinizde var ise dış kulak kanalını asitleştirip kurutan (borik alkol% 3, asetik asit% 5 ve izopropil asit% 85) damlaları kullanmak yararlı olabilir.
Okyanusun en derin yerlerinde hayatta kalabilme becerisini gösterebilen canlılar halen keşfedilmeyi bekliyor. Dev dişler, çok küçük veya çok büyük boyutları, yarı şeffaf, ölçeksiz vücut yapıları ile dikkati çekiyor.
Uluslararası araştırmacılar tarafından Marina çukurunda 8.000 metre derinlikte yapılan araştırmalar sırasında Mariana Snailfish (Mariana Kuyrukbalığı) (Pseudoliparis swirei) olarak adlandırılan yeni bir tür keşfedildi. Pek çok balık türleri ise keşfedilmeyi bekliyor.
Washington Üniversitesi görevlilerinden ve araştırmanın baş yazarı Mackenzie Gerringer, “Bu okyanus tabanına en yakın olan balık türüdür, resmi bir keşif yaptığımız için çok heyecanlıyız. Böyle yüksek basınçlı ve farklı etmenlere sahip çevrede yaşamak için pek de uygun güce sahip görünmüyorlar, ancak son derece başarılılar” dedi.
Mariana Kuyrukbalığı, San Juan Adası kıyılarına yakın derin deniz bölgelerinden birinde keşfedildi. Derin sularda gruplar halinde bir araya gelen balıklar, küçük kabuklular ve karideslerle besleniyorlar. Ancak hala yoğun su basıncı altında nasıl yaşadıkları bilinmiyor.
Bu yeni tür, Batı Pasifik Okyanusunda bulunan dünyanın en derin yeri olan Mariana Çukuru’nun bazı bölümlerine görünmektedir. 2014 ve 2017’deki araştırma gezileri sırasında, bilim adamları, yeni türün 37 örneğini, 8000 metreye (26.200 fit) kadar derinliklerden topladı. DNA analizi ve iskelet ve doku yapılarını analiz etmek için 3 boyutlu tarama, araştırmacıların yeni bir tür bulduklarını belirlemelerine yardımcı oldu.
Newcastle Üniversitesi’nden Thomas Linley, “Kuyrukbalığı diğer balıklardan daha derine inmek için adapte olmuş ve derin çukurlarda yaşayabilir, burada yırtıcılardan arındırılmıştır ve ortam olarak çok daha fazla yiyecek vardır. Çok sayıda omurgasız av olan bu ortamda kuyrukbalığı en üste yırtıcı konumunda olunca aktif avcılıkları ile çok iyi beslenmiş görünüyorlar.” dedi.
Balığa verilen Pseudoliparis swirei ismi 1800’lerin sonunda HMS Challenger seferi görevlisi olan Mariana Çukurunu keşfeden denizci Herbert Swire’den gelmektedir.
Kaynak : PHYS
Dalış Maceralarınız için çok amaçlı GPS Dalış Bilgisayarı
Şık, saat tarzı bir tasarımda yüzey GPS’ine sahip ayrıcalıklı çok özellikli dalış bilgisayarı; parlak 1.2” renkli ekranlı ve TOPO haritalamalı
Dahili sensörler 3 eksenli pusula, jiroskop ve barometrik altimetre yanı sıra yüzey navigasyonu için dalış girişinizi ve çıkış noktalarınızı¹ işaretleyebilmenize olanak sağlayan GPS ve GLONASS özelliğini içerir
Nitrox ve trimix dahil, tek gaz, çoklu gaz, gösterge ve apnea dalışını destekler; dalışlarınızı doğrudan cihaz üzerinde planlayın
Dalış günlüğü 10.000 dalışa kadar depolamanızı, verileri gözden geçirmenizi ve Garmin Connect™ ve dahil olan mobil uygulama aracılığıyla online olarak paylaşmanızı sağlar
Çoklu spor aktivite profilleri, performans metrikleri ve akıllı bildirimlere³ sahip Elevate™ bilekten kalp atış hızı teknolojisini² bünyesinde barındırır
Pil ömrü: saat modunda 19 güne kadar, akıllı saat modunda 10 güne kadar, dalış modunda 40 saate kadar ve GPS modunda 20 saate kadar
Tuzlu suda veya tatlı suda, ister dalış tüpüyle ister dalış tüpü olmadan, nitrox, trimix soluyarak veya nefesinizi tutarak… Descent Mk1 beklediğiniz sezgisel, elinden her iş gelen dalış bilgisayarıdır. Tam renkli ekran üzerinde haritalama ve konum referansına sahip yüzey GPS navigasyonu sunan ilk saat boyutundaki dalış bilgisayarıdır, bu sayede dalış girişinizi ve çıkış noktalarınızı¹ kolaylıkla işaretleyebilirsiniz.
Su altındayken, kanıtlanmış Bühlmann ZHL-16c algoritması dalış sınırlarınız içerisinde kaldığınızdan emin olmanızı sağlar. Seçilebilir ton ve titreşim uyarıları, siz su altındayken haberdar olmanızı sürdürmenize yardımcı olur. Su yüzüne dönerken, Descent Mk1 ayrıca dayanıklı bir egzersiz arkadaşı olarak da görev görür, siz hareket halindeyken temas halinde kalmanıza yardımcı olan akıllı bildirimler dahil fēnix® 5X en üst düzey çoklu spor GPS saatimizin en iyi özelliklerini sunar. Dahası, Descent Mk1 tasarımı o kadar şık, konforlu ve nazik bir şekilde oluşturulmuştur ki, onu her gün kullanabileceğiniz bir saat gibi takmak isteyeceksiniz.
Daha Kolay Nefes Alın, Daha İyi Dalın
Rekreasyonel, teknik ve serbest dalış için cihaz üzerinde dalışları planlayabilme dahil bir dizi dalış aktivitelerine kolay erişim sağlayan Descent Mk1, güvenli bir dalış için ihtiyacınız olan tüm önemli, gerçek zamanlı verileri sunar. Bilgisayar siz suya dalar dalmaz otomatik olarak aktif hale gelir, mevcut derinliğinizi, dalış zamanınızı, su sıcaklığınızı, tırmanış/iniş hızınızı, no-deco zamanınızı, basınç azaltımı durdurma bilgilerini, pil ömrünü ve daha fazlasını muhteşem netlikteki 1.2” renkli ekranında gösterir.
Dalışınızın kritik noktalarında size hatırlatmalarda bulunması için sesli ton ve titreşim alarmlarını ayarlayabilirsiniz. Nitrox ve trimix (%100’e kadar oksijen) dahil 6 farklı gaz karışımına kadar da desteklenir. Yapılandırılabilir korunurluk ayarları kişisel güvenlik sınırlarınızı ayarlamanıza olanak sağlar.
Çoklu Navigasyon Sensörleri
Harita tabanlı yüzey navigasyonu için yüksek hassasiyetli GPS ve GLONASS uydu takibine ek olarak, Descent Mk1 ayrıca su yüzü navigasyonu için ABC (altimetre, barometre ve pusula) sensör kabiliyetlerinin tümünü sunar. Ayrıca okuması kolay pusula ekranı su altı kullanımı için de mevcuttur. Dahili altimetre yükselme verileri sunarken, hareket edin veya etmeyin, eğimi dengelenmiş 3 eksenli elektronik pusula yönünüzü korumanızı sağlar. Pusula ekranına hızlı erişim için, kullanışlı bir “pusulaya tıkla” özelliği fonksiyon tuşlarına basmak yerine sadece ekrana çift tıklamanıza yardımcı olur.
Bilekten Kalp Atış Hızı
Descent Mk1 dalış bilgisayarı optik olarak nabzınıza bakmak için (cilt ile temas edecek şekilde takıldığında, dalış giysisi veya su geçirmez elbise üzerine değil) Garmin Elevate bilekten kalp atış hızı ölçümü teknolojisini² kullanır. Dalış bilgisayarı efor seviyelerinizi takip eder ve kalp atış hızı verilerinizi dalış sonrası gözden geçirme ve analiz için otomatik olarak Garmin Connect online hesabınıza yükler.
Gelişmiş Çoklu Spor Saati Özellikleri
Tam kapsamlı dalış bilgisayarı fonksiyonlarının ötesinde, Descent Mk1 ayrıca en yüksek kalitede popüler fēnix serimizin çoklu spor saatlerinden yola çıkılarak geliştirilen spor/egzersiz, fitness ve açık alan navigasyon araçlarının eksiksiz özellik setini de sunuyor. Antrenman istatistiklerinizi görüntülemek, gelişiminizi ölçmek ve sakatlanmaktan kaçınmanıza yardımcı olmak için bir dizi fizyolojik metrik, koşu dinamiği, fitness takibi özellikleri ve daha fazlasından faydalanabilirsiniz. Özel önceden yüklenmiş aktivite profilleri yüzme, koşu, bisiklet, doğa yürüyüşü, kayakçılık, kürek çekme, kürek sörfü ve daha fazlası için sağlanır. Çeşitli zaman kaydetme, tur sayımı ve harita takip fonksiyonlarına kolaylıkla ulaşılabilir. Ayrıca, ek motivasyon için Garmin Connect’ten cihazınıza gelişmiş antrenmanlar ve egzersiz planları bile indirebilirsiniz.
Akıllı Bağlantı
Uyumlu akıllı telefonunuz³ ile eşleştiğinde, Descent Mk1 metin mesajları, e-postalar ve akıllı bildirimler almayı saat yüzünüzde kolay hale getirir. Ayrıca, Garmin Connect, sesli uyarılar, müzik kontrolleri ve daha fazlası ile otomatik yüklemelere erişim de sunar. Siz su yüzündeyken, arkadaşlarınız ve aile üyeleriniz LiveTrack özelliğini kullanarak konumunuzu ve maceralarınızı online ve gerçek zamanlı olarak takip edebilir. Veya siz ilerlerken aktivitenizi paylaştığınız arkadaşlarınızın sizi takip etmesini sürdürmek için GroupTrack’i ve harita ekranınızı kullanabilirsiniz.
Premium Malzemeler, Şık Tasarım
Premium kaliteli malzemelerden üretilmiş Descent Mk1 dalış bilgisayarı 2 ayrı tasarımda mevcuttur: işlenmiş silikon saat kordonu ile paslanmaz çelik bir çerçeve veya fırçalanmış DLC titanyum bileklik ile gösterişli bir titanyum çerçeve modeli. Her iki model de, zorlu ortamlarda (sadece GPS’e karşın) daha iyi sinyal alışı için çerçeve içerisinde bir EXO™ çok yönlü anten aracılığıyla gelişmiş GPS ve GLONASS uydu sinyali alımı sunar. Parlak, yüksek çözünürlüklü, LED arka aydınlatmaya sahip bir tam renkli Garmin Chroma Display™ su üzerinde veya altında, tüm aydınlatma koşullarında mükemmel okunurluğu garanti eder. Daha fazla çizilme direnci için ise her iki model de yüksek dayanımlı, kubbe şeklinde bir safir lensi bünyesinde barındırır.
Şarj Et, Özelleştir
Şarjlar arasında, dalış modunda 40 saate kadar, saat modunda 19 güne kadar, akıllı saat modunda 10 güne kadar ve GPS modunda 20 saate kadar pil ömrü mümkündür (hepsi ayarlara bağlı olarak). QuickFit™ kordonları hiçbir araca ihtiyaç duymadan herhangi bir günlük aktivite veya özel durum için takma tarzınıza göre uyarlama yapmanızı sağlar. Dalış için ise, kalın dalış giysileri veya su geçirmez elbiseler üzerinde kullanım için daha uzun kayışlar dahildir.
Saat ekranını, Connect IQ™ Store’umuzdan ücretsiz saat yüzleri, uygulamalar ve veri alanları ile kişiselleştirebilirsiniz. Güvenliğiniz için Connect IQ fonksiyonları dalış sırasında mevcut değildir, bu nedenle tüm dalış kabiliyetlerinin tasarlandığı gibi işlev gördüğünü garanti edebiliriz. Her iki Descent Mk1 modelinin de Wi-Fi® bağlantıları etkin durumdadır, bu nedenle her ikisi de kablosuz ağınıza bağlanır ve Garmin Connect üzerinde paylaşım için otomatik olarak aktivite yüklemeleri gönderir.
¹GPS takibi su altında çalışmaz
²Bkz. Garmin.com/ataccuracy
³Akıllı bir telefon ile eşleştiğinde; bkz. Garmin.com/BLE
4Ayarlara bağlı olarak
Ürün : https://www.baytekin.com.tr/urun/dalis-saati/garmin-descent-mk1-dalis-saati
ANTALYA’nın Demre İlçesi’nde sualtında antik kentin bulunduğu Kekova’da dalış yapan Vali Münir Karaloğlu, sadece özel izinle dalış yapılan alanda arkeolog ve rehberler eşliğinde ‘kontrollü dalış’ izni için bakanlıklara başvuru yapıldığını açıkladı.
Antalya Valisi Münir Karaloğlu tarafından, kentte alternatif turizm çeşitlerinin geliştirilmesi amacıyla dalış turizmi alanındaki tanıtımlar ciddi ölçüde artırıldı. Bu kapsamda Deniz Ticaret Odası ile valilik işbirliğinde, 650 kilometrelik sahile sahip kentte, Gazipaşa’dan Kaş’a kadar su altındaki batıklar, arkeolojik değerler ve doğal zenginlikler ‘Antalya’nın Sualtı Cenneti’ adlı kitapta toplandı.
Dalış turizminin geliştirilmesi amacıyla, dünyanın en önemli dalış noktalarından biri olan ve su altında antik bir kent barındıran doğa harikası Kekova’da 1986 yılından bu yana uygulanan dalış yasağının ‘kontrollü’ kaldırılması yönünde çalışma başlatıldı. Antalya Valisi Münir Karaloğlu, bu amaçla Kekova’da antik şehrin bulunduğu bölgede dalış gerçekleştirdi. Sualtı fotoğrafçısı Tahsin Ceylan tarafından görüntülenen Vali Karaloğlu, Kekova’daki dalış fotoğraflarını sosyal medyadan da paylaştı.
KONTROLLÜ DALIŞ İZNİ
Kekova’da su altındaki antik kentin korunması, zarar görmemesi açısından 1986’dan bu yana dalış yasağı uygulandığını belirten Vali Karaloğlu, antik kente zarar vermeyecek şekilde bu bölgede rehberler ve arkeologlar eşliğinde kontrollü dalış yapılabileceğini söyledi. Dalış yasağının kontrollü kaldırılması yönünde ilgili bakanlıklara başvurduklarını açıklayan Vali Karaloğlu, Kekova’daki tarihi su altı şehrinin çok önemli arkeolojik değerlere sahip olduğunu, su altında dalış turizmi açısından çok zengin olduğunu dile getirdi.
DALIŞ TURİZMİNE İLGİ ARTTI
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi ilgili bakanlıklar nezdinde bölgede arkeologlar ve rehberler eşliğinde kontrollü dalış yapılması için uygulanan yasağın kaldırılmasını umut ettiklerini belirten Karaloğlu, “Sadece Kekova değil, Antalya sahilleri su altı açısından çok zengin. Birçok noktada batıklar ve arkeolojik değerlere sahip ve alternatif turizm çeşitlerinin geliştirilmesi yönünde dalış turizmine yönelik yaptığımız çalışmalar meyvesini vermeye başladı ve ilgi arttı. İlgili bakanlıklardan izin çıkması halinde Kekova bölgesinde rehberler ve arkeologlar eşliğinde dalış turizmi yapılabilecek” dedi.
ADANIN KUZEYİ YASAK, GÜNEYDE 32 NOKTA
Demre yakınlarında Kaleköy ve Üçağız açıklarında kayalık bir ada olan Kekova, sualtındaki berrak görüntüsü ve deniz canlılarıyla büyük ilgi çekiyor. Batık şehrin bulunduğu alanda, yüzme yasağı da uygulanıyor. Kaleköy’ün hemen önünde sadece iki alanda yüzme izni bulunan Kekova’da, ancak özel izinle dalış yapılabiliyor. Kekova Adası’nın güneyinde dalışa izinli 32 nokta bulunuyor. Adanın kuzeyinde ise dalış ve yüzme yasağı uygulanıyor. Adanın güneyinde Deniz Feneri, Antrium, Mavi Mağara, Eğri Liman, Salyangoz Koyu, The End ve 72 metre boyundaki Iberian Coast gemi batığı başlıca dalış noktalarını oluşturuyor.
TARİH VE DOĞA HARİKASI
Yüzölçümü 5.7 kilometrekare olan Kekova Adası’nın çevre uzunluğu 19 kilometre, yüksekliği ise 188 metre. Kekova Adası’nın kuzey kıyısında büyük bölümü deniz altında kalmış batık bir kentin kalıntıları görülüyor. Ada bu nedenle sualtı arkeolojisi yönünden büyük önem taşıyor. Kekova Adası, tekne gezintilerinin başlıca duraklarından ve adanın karşı kıyısında Üçağız ve Kaleköy yerleşim alanları bulunuyor. 2’nci yüzyılda Likya’nın geçirdiği kuvvetli depremler sonunda sular altında kalmış.
Bölge Likya yazısıyla yazılmış kitabeli mezarlar, kıyıda su içinde Likya tipi lahitler, mendirek ve yapı kalıntıları, ortaçağ kalesinin içinde kayaya oyulmuş tiyatro, kaya mezarları, su sarnıçları, kuzeyde lahitlerden ve az sayıda kaya mezarlarından oluşan nekrepol sahası, Teimiussa’da (Üçağız) ise antik mezarlarla su içinde kalmış rıhtımdan oluşan zengin bir tarihi mirasa sahip.
Apeks tarafından 21 Ekim’de piyasaya sunulan yeni XL4 regülatörü, soğuk suda dalış yapan dalıcılar göz önünde bulundurularak tasarlandı.
905 gr (DIN versiyonu) ağırlığındaki XL4, Apeks tarafından yapılan en hafif soğuk su regülatörü, birinci kademe etrafında buz oluşumunu azaltan özel bir teknoloji kullanılarak yapılmış. Düşük sıcaklıklarda serbest akış riskini büyük ölçüde azaltır ve soğuk su performansı, birinci ve ikinci kademedeki ısı eşanjörleri tarafından daha da arttırılır.
Teknik dalıcılar için özellikle tasarlanan XL4, ağırlık azaltma ve çok fazla malzeme gerektiren uygulamalarda kompakt bir regülator olarak da kullanılabilmesi ile ön plana çıkıyor.
Teknik dalış topluluğuna yönelik olmasına rağmen, sportif amaçlı dalıcılar içinde yanlarında taşıyacakları yükü hafifletebilmek için inceleyebilecekleri bir ekipman olarak görülebilir.
1. Kademe Özellikleri :
Özel olarak tasarlanmış birinci kademe kapağı ve diyaframı, aşırı koşullarda serbest akışa neden olabilecek buz oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Ayrıca birinci kademeyi darbe hasarlarından korur.
Geniş yüzey alanlı eşanjörlü diyafram kelepçesi, birinci kademedeki sıcaklığı artırmaya yardımcı olur, böylece soğuk su performansında iyileşme sağlar.
Dengelenmiş benzersiz diyafram tasarımı – dalıcı derinlere inerken, dengeleme özelliği hortumdaki orta basınçlı havanın ortamdan daha hızlı bir oranda artmasını sağlar. Bu durum da derinlikte üstün performansa neden olur.
2. Kademe :
Kompakt ve hafif ikinci kademe konforu geliştirir ve uzun süreli dalışlarda çene yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olur.
Yüksek performanslı emniyet valfi.
Büyük ve kontrol edilebilir temizleme düğmesi.
Esnek naylon örgülü hortum ile geleneksel bir lastik hortumdan daha iyi soğuk su performansına sahiptir.
Değiştirilebilirlik için standart metalik hortum bağlantısı.
Komforlu bir ağızlık (maps), üst damağa sığan ve yerinde kalmak için ısırmak gerektirmeyen benzersiz bir köprüye sahiptir.
Yeniden kullanılabilir maps klipsi, sahada maps değiştirmeyi kolaylaştırır.
Dayanıklı ve esnek kauçuk egzoz mükemmel kabarcık (bubble) saptırma sağlar.
Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nde yıllardır farklı çalışmalar yapılmakta ve gölün sırları açığa çıkarılmaya çalışmakta. Daha önce de yapılan hummalı çalışmalar ile kayaç benzeri yapılar olan ve “Sualtı Peribacaları” adı ile bilinen dikitler bulunmuştu. Şimdi ise Urartular dönemine ait 3 bin yıllık bir kale görüntülendi.
Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde yapılan çalışmada tespit edilen kaleyi Sualtı Görüntüleme Yönetmeni Tahsin Ceylan, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nde Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akkuş, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kulakaç ve dalgıç Cumali Birol beraber yaptıkları çalışma ile görüntüledi. Adilcevaz Kaymakamı Arif Karaman’ın da katıldığı çalışmaların ardından Karaman yapılan bu çalışmanın önemine vurgu yaparak “İlçemizde bulunan tarihi Urartu Kalesi’nin su altında kalan kısmı gün yüzüne çıkarıldı. Bu yaklaşık 3 bin yıllık bir kaledir. Yapılan bu çalışma ilçemizin tarihi açısından önemli bir çalışmadır. Bu tarihin gün yüzüne çıkarılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Sırlarla Dolu Van Gölü
Sualtı Görüntüleme Yönetmeni Tahsin Ceylan ise, Van Gölü 600 bin yıllık bir tarihe sahip olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:“Van Gölü’nün etrafından birçok uygarlık ve toplumlar yaşamıştır. Bu toplumlar Van Gölü’nü yukarı deniz olarak isimlendirmiş ve Van Gölü’nün kalbinde birçok gizemi barındırdığına inanmıştır. Bizler de bu noktadan hareketle Van Gölü’nün yani yukarı denizin kalbindeki sırları açığa çıkarmak için çalışmalar yapmaktayız. Bildiğiniz gibi Van Gölü’nde yaklaşık 10 yıla yakın yaptığımız çalışmalar ile İnci Kefali, Mikrobiyalitler ya da Van Gölü Mercanları ve Rus Batığının su altı görüntülerini çekerek bütün dünyaya duyurduk.” Suları altında kalmış bir kaleyi keşfetmekle Van Gölü’ne ait sırlardan birisini daha açığa çıkarmanın heyecan ve mutluluğunu yaşadığı belirten Ceylan sözlerine şöyle devam etti:“Van Gölü’nde bulunan bu kalenin yanı sıra daha önce tespit edilen mikrobiyalitlerin bölgenin ekonomisine ve turizmine önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Su altında bu kaleye rastlamamız mucizevi bir olay. Bu kalenin tarihi hakkında arkeologlar gelip araştırma yapacak ve buranın tarihi hakkında da önemli bilgiler edinmiş olacağız. Kaledeki surun taş yapısı daha çok Urartular döneminde kullanılan kesme taşlardır. Bu nedenle bu kalenin bir Urartu kalesi olması daha ağır basıyor. Burada bulunan kalenin surları çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Van Gölü suyu sodalı bir su olması dolayısıyla kalenin yapılarında bir bozulma söz konusu değildir. Bu nedenle kale yıllardır suyun altında tahrip olmadan ilk günkü gibi özelliğini korumaktadır.” Kalenin bulunması ile arkeolog ve tarihçilere yeni bir araştırma alanı açtıklarına inandıklarını belirten Tahsin Ceylan “Van Gölü sırları ile bizleri büyülemeye devam ediyor. Gölün derinliklerine indikçe bir anlamda tarihe bir yolculuk yapmış oluyoruz. Su altında bir kaleyi görüntülemek ve tarihin parmak izlerine dokunabilmek muhteşem bir duygu. Kalenin yanı sıra etrafındaki yer alan mikrobiyalitleride görüntüledik. Bu manzaralar insanı büyüleyen Van Gölü’nün adeta sıralarının bir araya geldiği muhteşem manzaralar. Dilerim bu kayıtlar bölgenin daha fazla tanınması ve daha fazla dalış severin bölgeye gelmesine neden olur.” dedi.
Göl Etrafında Dalış Okulları Açılacak
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akkuş ise, tespit edilen bu yapıların bölge ekonomisine önemli katkı sağlayacağını belirterek şöyle konuştu:“Burada yapılan keşif ile Van Gölü’nün önemli sırlarından birisini daha açığa çıkartmış bulunuyoruz. Adilcevaz Kaymakamlığı ile koordineli olarak yapmış olduğumuz bu çalışmalarımız ile öncelikli amacı su altında bulunan bu kalenin korunmasıdır. Van Gölü 600 bin yıllık bir geçmişe sahip. Van Gölü’nün çekilmesiyle birlikte, göl etrafında yaşayan uygarlıklar zamanla buralarda yerleşim yerleri kurmuş ve göl tekrardan yükseldiğinde ise insanlar tekrar geri çekilmiştir. Fakat insanların yapmış olduğu yapılar buralarda suyun altında mevcut kalmışlardır. Buradaki bu yapıların korunması gerekmektedir. Çünkü ülkemizdeki tarihi kaleleri gördüğümüz zaman buraların tahrip edildiğini görmekteyiz.Ancak buradaki göl, suyun altında kalan kaleye tahrip vermeden koruyucu görevi üstlenerek bu zamana kadar saklamıştır. Yapmış olduğumu çalışmalar neticesinde Van Gölü’ne ait birçok gizemli yapıyı ortaya çıkarttık. Bunların yeterince tanıtımını yapabilirsek Van Gölü etrafında onlarca dalış okulu açılacak ve bu nedenle binlerce insan dalış yapmak için buralara gelerek bu güzellikleri yerinde görebileceklerdir. İşte bu güzellikler bölgede bir eko turizm sektörünün doğmasını sağlayacaktır. Buda bölgede ekonomik açıdan bir canlılığa sebep olacaktır. Arkeologların yapacağı çalışmalar sayesinde heyecan verici bilgilere ulaşacaklarına inana Karaman “Bu sayede bu kalenin cazibesi her geçen gün artacak. Bu kalenin göl kenarında bulunması hem de dünyada bulunan en büyük mikrobiyalitler ile çevrili olması sayesinde buraya dalacak olanlar iki muhteşem güzelliği bir arada görebilme imkanına ulaşabilecek.” dedi.
SAGA; mini-ROV (remotely operated vehicle) sınıfında, tüm tasarım ve üretimi %100 yerli imkanlarla DESİSTEK tarafından gerçekleştirilmiş, uzaktan kumandalı sualtı keşif ve gözlem aracıdır.
Bu tür çalışmaları ülkemiz içerisinde görmek bizleri mutlu ediyor. Ürünün bir an önce dünya çapında tanınmasını diliyoruz. Şimdi yerli su altı gözlem aracı SAGA’ya biraz daha yakından bakalım.SAGA, mini uzaktan kumandalı su altı aracı sınıfında, ileri teknolojiye sahip bir araçtır. Su altı jeolojik araştırmalar, hidrografik araştırmalar, arkeolojik araştırmalar, petrol–doğal gaz araştırmaları, gemi–liman güvenliği gibi su altında yapılan tüm faaliyetlerde kullanılabilir. Gözlem, anlık yüksek çözünürlükte video ve fotoğraf çekimi, veri toplama, su veya katı nesnelerden örnek alma, su altı haritalandırma gibi işleri hızlı ve ekonomik şekilde yapabilmektedir.
AVANTAJLARI
Kolay kullanım
Kolay taşıma
Kolay operasyon hazırlığı
Geniş açılı hareketli kamera
Sonar tarama
Robot kol
SAGA’nın öne çıkan özellikleri
Düşük ve yüksek sıcaklıklarda sorunsuz çalışma
Hafiflik ve kolay taşınabilme
Kolay kurulum ve operasyona kısa hazırlık süresi
3 knots’a kadar hızlanabilme
Sonar, CTD probe, vb. ek sensör entegrasyonu
Robot kol entegrasyonu
Su numunesi alma tüpü entegrasyonu
Dar alanda yüksek manevra kabiliyeti
Uzaktan kumandası ile kolay kullanım
Su altında süre sınırlaması olmaksızın kalabilme
Anlık video ve fotoğraf aktarımı
Su altında her yöne hareket edebilme
Derinlik ve yönelim sabitleyici oto pilot
Güçlü ve hızlı teknik servis
1 - 6
Teknik Özellikler
ARAÇ
Boyut: 420mm(B) x 330mm(E) x 270mm(Y)
Havadaki Ağırlık: 10 kg
Maks. Çalışma Derinliği: 250 m
KAMERA
Bir adet döner video kamera
Özellikler:
180 derece görüş açısı
Renkli 0.01 Lux
690 TVL çözünürlük
NTSC / PAL TV Sistemi
KABLO
120 metre standart
Kablo toplama mekanizması
KONTROL SİSTEMİ
Joystick el kontrolü
18” Monitör
ROVdan gelen tüm verileri kaydedebilme ve toplanan Tüm Verileri MATLAB veya EXCEL gibi programlarda çalışacak formata dönüştürme
SUUNTO’dan Ürün Geri Çağırma: SUUNTO Wireless Tank Pressure Transmitter ve SUUNTO Tank Pod
Suunto, dalış bilgisayarında tüp basıncını kablosuz olarak iletmeyi sağlayan Transmitter ve Tank POD ürünlerinde potansiyel bir güvenlik riski tespit etmiştir. Tespit edilen iki farklı olayda, karada yapılan basınç kontrolleri sırasında Transmitter’ın dış kapağı çatlamıştır. Çok nadiren gerçekleşen bir hata olsa da bu durum dalış emniyeti açısından risk taşımaktadır.
Dalıcı emniyeti, Suunto için birincil önceliktir. Bu sebeple Suunto tüm Wireless Tank Pressure Transmitter ve Tank POD ürünlerini geri çağırma kararı almıştır.
Suunto Transmitter veya Tank POD sahibi tüm müşterilerin, ürünlerini inceleme ve düzeltme işlemleri için yetkili Suunto satıcısına veya yetkili servise ulaştırması gerekmektedir. Bu işlemler ücretsiz olarak yapılacaktır.
Düzeltme yapılmadan, Transmitters ve Tank POD ürünlerin hiç biri kullanılmamalıdır.
Suunto bu durumdan dolayı en içten özürlerini sunmaktadır. Bu durumun telafisine yardımcı olmak amacıyla Suunto, ulaştırılan tüm ürünlerin pillerini ücretsiz olarak değiştirecek ve ürünlere 1 yıl garanti verecektir.
Etkilenen Ürünler:
Suunto Wireless Tank Pressure Transmitter SS019098000 ve SS005397000 SUUNTO WIRELESS TANK PRESSURE TRANSMITTER
Suunto Wireless Tank Pressure Transmitter konik, plastik bir dış kapağa sahiptir– üstünde SUUNTO, FINLAND yazmaktadır.
Eski modelde siyah plastik bir taban vardır. Yeni modelde aynı bölge şeffaftır ve içeride LED gösterge bulunur.
Ölçüler: çap yaklaşık 4 cm, uzunluk yaklaşık 8 cm
Uyumlu ürünler: Suunto D4i, D4i Novo, D6i, D6i Novo, D9, D9tx, DX, Vytec, Vytec DS, Vyper Novo, HelO2, Vyper Air.
Suunto Tank POD SS020306000 SUUNTO TANK PODSS020306000 SUUNTO TANK POD
Suunto Tank POD konik, plastik bir dış kapağa sahiptir, üstünde gri renkle SUUNTO TANK POD, MADE IN FINLAND yazılmıştır ve şeffaf bir tabanı vardır.
Ölçüler: çap yaklaşık 4 cm, uzunluk yaklaşık 8 cm
Uyumlu ürünler: Suunto EON Steel.
SUUNTO WIRELESS TANK PRESSURE TRANSMITTER & SUUNTO TANK ÜRÜN GERİ ÇAĞIRMA SORU VE CEVAPLAR
Transmitter veya Tank POD cihazım sorunsuz bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Bu durumda da ürünümü kontrol ve düzeltme işlemine göndermeli miyim?
Evet. Suunto tüm kullanıcılara ürünleri yetkili servis veya satıcıya en kısa zamanda ulaştırmalarını ve ürün yetkili servis tarafından incelenip düzeltilene kadar kullanıma ara vermeleri gerektiğini bildirmektedir.
Suunto Wireless Tank Pressure Transmitter veya Suunto Tank Pod kullanarak dalış yapmaya devam edebilir miyim?
Hayır.
Suunto Wireless Tank Pressure Transmitter veya Suunto Tank Pod ürünümün incelenmesini nasıl sağlarım?
Ürününüzü yetkili Suunto satıcısına veya servisine getirin. İnceleme ve düzeltme işlemi ücretsiz olarak yapılacaktır. Bu süreçle bağlantılı olarak ürününüzün pili ücretsiz olarak değiştirilecektir. Ayrıca, incelenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1 yıl garanti sunulacaktır. Garantiden faydalanmak için ürününüzü Mysuunto portalı üzerinden kayıt ettirmeniz gerekmektedir. (www.suunto.com/mysuunto ).
Ürünümü incelenmesi için satın aldığım yere götürebilir miyim?
Evet. Yetkili Suunto satıcısı ürününüzü incelenmesi için yetkili servise ulaştıracaktır.
Ürünümü incelenmesi için göndermeden önce satın aldığım mağazadan bir onay gerekli mi?
Hayır.
Ürünümün faturasını bulamıyorum. Fatura gerekli mi?
Hayır. İnceleme ve düzeltme yapılması için faturanız olmasına gerek yoktur.
Ürünü kendim inceleyebilir miyim?
Hayır. Ürünün yetkili Suunto servisi tarafından incelenmesi gerekmektedir..
Suunto Transmitter ve Suunto Tank Pod hangi ürünlerle uyumludur?
Suunto transmitter veya Suunto tank pod ürünümü inceleme için tespit ederken, dalış bilgisayarımı da beraberinde teslim etmeli miyim?
Hayır.
İnceleme ve düzeltme sırasında hangi işlemler yapılacak?
İnceleme sırasında ürününüz açılacak ve incelenecektir. Pil durumunuz incelenecek ve su sızdırmazlığı sağlayan o-ring değiştirilecektir. Ürünün dışındaki plastik kapak değiştirilecektir. Ürünün içerisindeki basınçlı hava miktarını en aza düşürmek için, ürünün iç kısmına ek bir parça yerleştirilecektir. Yeni güvenlik talimatları verilecektir. Düzeltme yapılan ürünler ufak bir çemberle işaretlenerek dalış yapmaya uygun oldukları belirtilecektir.
Ürünüm ne zaman elime ulaşır?
İncelemeler tüm dünyada eşzamanlı olarak Temmuz ayında başlayacaktır. Ürününüzün en kısa zamanda size ulaştırılması için çaba gösterilecektir.
İncelemelerin daha önce başlamamasının sebebi nedir?
Ancak bahsi geçen tarihte dünya çapındaki tüm lokasyonların inceleme ve düzeltme için hazır olması sağlanabilmektedir. Her lokasyonda işlemlerin en kısa zamanda başlaması için azami çaba gösterilmekedir.
Ülke dışında seyahatteysem ne yapmam gerekir?
Ürününüzü bulunduğunuz yerdeki yetkili bir Suunto satıcısı ya da servisine götürün. Eğer uygulama dahilindeki ülkelerden birindeyseniz Suunto Online Service Request (www.suunto.com/servicerequest) kullanarak bulunduğunuz yerden bilgisayarınızın alınmasını sağlayabilirsiniz. Daha fazla bilgi ( www.suunto.com/support ) adresini ziyaret edebilirsiniz.
Türkiye Distribütörü : DEMAS tarafından yapılan açıklama.
Bu ürünleri kullanıyorsanız hemen harekete geçmenizi tavsiye ediyoruz.
Türk bilim insanları, Akdeniz ve Avrupa kıtasının en küçük balığı ve en küçük omurgalı canlısı olan ‘nano balığın’ keşfini gerçekleştirdi.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semih Ergin ve Araştırma Görevlisi Dilruba Seyhan Öztürk, Akdeniz ve Avrupa kıtasının en küçük balığı ve en küçük omurgalı canlısı olan ‘nano balığın’ keşfini gerçekleştirerek gurur yaşattı. Bilimsel adı Pomatoschistus Nanus olan balığın 14-15 milimetre olarak ölçülen boyu, 1 kuruşun uzunluğuna denk geliyor.
Kaya balıkları grubuna giren ‘nano balığının’ doğadaki rolleri, diğer balıkların yem balığı olmak. ‘Nano balık’, besin zincirinde önemli bir bağı tamamlayarak ekolojik dengede önem arz ediyor. 2016 yılında keşfedilen Pomatoschistus Nanus, geçen eylül ayında da Avrupa’da yayın yapan önemli bir bilim dergisinde yayınlanarak dünyaya tanıtıldı.
“BİLİM DÜNYASI İÇİN İLGİNÇ BİR BULGU”
1 kuruş büyüklüğündeki balığın, Akdeniz ülkeleri arasında ilk kez kullanılan kapalı devre dalış sistemi ile keşfedildiğini kaydeden İKÇÜ Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semih Ergin, “Çalışmalarımız, Karadeniz’den Akdeniz’e tüm Türkiye kıyılarını kapsıyor. Bu balığın keşfi Akdeniz kıyılarında gerçekleşti. Geçen yılki su altı çalışmalarımızda bu balığın yaşam alanını tespit ettik. Laboratuvar ortamında diğer çalışmaları da tamamladıktan sonra balığın bilim dünyası için son derece ilginç bir bulgu olduğunu belirledik. Bu balık, Akdeniz gibi dünyanın en çok araştırılmış bir su ortamında keşfedildi. Balığın küçük boyutlu oluşu en önemli özelliği. Yaklaşık 14-15 milimetre boyda üreme özelliğine ulaşıyor. Çalışmalarımızda ölçebildiğimiz en uzun boy 15,9 milimetre olarak kayda geçti. Balık Akdeniz ve Avrupa kıtasının en küçük balığı ve en küçük omurgalı canlısı olma özelliğini taşıyor” dedi.
“KAPALI DALIŞ SİSTEMİNİ İLK KEZ KULLANDIK”
Akdeniz’in 250 yıldır araştırılan bir deniz ortamı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ergin, “Kapalı dalış sistemini Akdeniz ülkeleri arasında ilk kez kullandık. Bu sayede daha uzun sürede ve daha sağlıklı dalış yaptık. Bu sistemle, daha derinde daha küçük organizmaları tespit etme şansınız oluyor. Çalışmamızı tamamen kendi üniversitemizin imkanları ile tamamladık.
Çalışmayı kendi doktora öğrencimle birlikte yürüttük. Bu sebeple öz bir gurur ve mutluluğumuz var. Balığın isimlendirmesini de biz yaparak bilim dünyasını tanıttık. Keşfimiz, Avrupa’da yayın yapan saygın bir bilim dergisinde yayınlandı. Dergide yayınlandıktan sonra bilim dünyasında birçok bilim insanı bizimle temasa geçti, çalışmamız hakkında bilgi aldı. Onların ilgileri bizi de mutlu etti” diye konuştu.
“BU KEŞİF BİZİ HEYECANLANDIRDI”
Çalışmayı tamamen İKÇÜ’nün kendi imkanlarıyla yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Ergin, uluslararası rekabet gücümüzün artması için TUBİTAK gibi kurumların desteğine ihtiyaçları olduğunu ifade etti. ‘Nano balığın’ keşfinin kendilerini son derece heyecanlandırdığını dile getiren Prof. Dr. Ergin, şöyle konuştu:
“Dalış sırasında olmaması gereken bir derinlikte bu balığı gördüğümde farklı bir balık türü olabileceğimi düşündüm. Bu keşif bizi son derece heyecanlandırdı. Çalışmalarımız devam edecek. Diğer ülkelerden deniz bilimciler de benzer konularda çalışıyorlar ama biz kullandığımız yeni dalış teknolojileri konusunda daha avantajlıyız. Bu bizi uluslararası mecrada ön plana çıkarıyor.”
Su altı araştırmalarında değişik olumsuzluklarla karşılaştıklarını da belirten Prof. Dr. Ergin, aşırı avcılık ve kirlilikle ilgili sorunların, biyo çeşitliliği engellediği gibi dolaylı olarak balıkçılığı ve ekonomiyi de etkilediğini söyledi. Prof. Dr. Ergin, bu sorunların insan kaynaklı olumsuzluklar olduğunu kaydederek çalışmalarını olumsuz etkilediğini ifade etti.
Kaynak : Hürriyet