TÜDAV ‘Denizanaları’ İle İlgili Bir Poster Hazırladı

Son yıllarda, İklim değişikliği ve besin ağındaki değişimlerle birlikte Akdeniz ve Karadeniz’de yoğun denizanası artışları görülmektedir. Doğu Akdeniz sahillerinde görülen zehirli jelimsi organizmalarının olası tehlikelerinin farkında olmak ve bu canlıların teması durumunda sağlığa etkilerini ve sonuçlarla baş etme yöntemlerini paylaşmak amacıyla TÜDAV bir poster hazırladı.

Doğu Akdeniz sahillerinde görülen zehirli jelimsi organizmalarının (çoğunlukla denizanalarının) olası tehlikelerinin farkında olmak ve bu canlıların teması durumunda sağlığa etkilerini ve sonuçlarla baş etme yöntemlerini paylaşmak amacıyla Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) bir poster hazırladı. En zehirli on üç jelimsi deniz canlısının yer aldığı poster Türkiye’nin bütün sahillerindeki turizm merkezleri, dalış merkezleri, balıkçı kooperatifleri ve marinalara dağıtılıyor.

Son yıllarda, Doğu Akdeniz’de biyolojik çeşitlilikte değişimler tahmin edilemeyecek bir şekilde gelişiyor. Özellikle Akdeniz’de iklim değişikliğinin etkileri sonucu suların ısınması, tropik türlerin Süveyş Kanalı yolu ile Kızıl Deniz’den Akdeniz’e geçişini ve yerleşimini hızlandırıyor. Poster sularında görülen ve kökeni Doğu Akdeniz olmayan bu zehirli türler hakkında ayrıntılı bilgi sağlıyor. 13 en zararlı denizanası fotoğrafının bulunduğu poster insanların gördüğü canlının ne olduğunu anlamasını kolay hale getiriyor.

Zehirli sınıfında olanlara daha yakından bakmak isteyenler için:

Chrysaora Hysoscell
Carybdea Marsupialis (Linnaeus, 1758)
Macrorhynchia Philippina
Olindias Phosphorica
Pelagia Noctiluca
Rhopilema Nomadica

 

Son günlerde Doğu Akdeniz’de ‘denizanaları’ konusunda tedavi yöntemleri anlatılıyor. Denizanası nedeniyle son yıllarda hem Avrupa’da hem de ülkemizde birçok kişinin hastanelere gidiyor. “Doğu Akdeniz Jelimsi Organizmalarına Dikkat!” posterinde denizanası ile temas halinde ilk müdahale bilgileri, konunun uzmanlarınca poster üzerinde anlatılıyor. Özelliklerde son yıllarda citizen science yani popüler bilim ya da vatandaş bilimi olarak adlandırılan yöntem sayesinde, bilimsel çalışmalarda kilit rolü olan verilerin sağlanmasında artık sadece konunun uzmanları değil halk da söz sahibi oluyor. Henüz sularımızda yeni yeni görülen bu türlerin tespiti, hem bilimsel açıdan hem de halk sağlığı açısından önem taşıyor.

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), ülkemizin kıyılarındaki anormal denizanası patlamalarını, artışlarını, zarar verici etkilerini anlamak, öğrenmek, akademik olarak konuyu bilimsel bir düzleme taşımak ve karar vericilere yol göstermek amacıyla 2015 yılında “Ya yakarsa” adıyla bir çalışma başlatmıştı. Bu çalışma aynı zamanda denizanaları ve jelimsi türlerle ilgili bu önemli konuda halkın veri sağlaması amaçlandı.

Denizin dibindeki 65 yıllık sır çözüldü

1953 yılında Fethiye açıklarında denize zorunlu iniş yaptıktan sonra batan Fransız yolcu uçağı, Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Işın tarafından 257 metre derinlikte bulundu. Uçakta 38 yolcu kurtulmuş, 4 kişi ölmüştü.

 

Akdeniz çanağının en güçlü arama kurtarma gemilerine sahip olan Türk Donanması önemli bir başarıya daha imza attı. 65 yıl önce Fethiye açıklarında denize zorunlu iniş yaptıktan sonra batan Air France’e ait yolcu uçağı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın en yeni ve modern arama kurtarma gemisi TCG Işın tarafından bulundu. Dört yolcunun hayatını kaybettiği, 38 yolcunun ise kurtulduğu uçağı, geminin uzaktan kumandalı sualtı robotu Argus, 257 metre derinlikte buldu.

Fethiye’de 65 Yıllık Uçak Batığı

Yüzde 65 yerli imkanlarla yapılarak denizlerde dolaşan TCG Alemdar, TCG Akın ve TCG Işın’dan oluşan filo, derinlerdeki pek çok batığın bulunmasını da sağlıyor. Modern arama teknolojileriyle donatılan TCG Işın, 3 Ağustos 1953 tarihinde Fethiye Kızılada Feneri açıklarına zorunlu iniş yapan Air France’a ait yolcu uçağını bulmak için harekete geçti.

Robot Argus indirildi

Motor arızası yaptığı için denize inen uçağın izini süren sualtı araştırmacısı Selçuk Kolay’ın belirlediği yerlerde aramalar yapıldı. Deniz Yarbay Bahadır Karahan komutasındaki TCG Işın’ın hassas sonarları sualtını tararken, uçağın battığı alanda daha önce araştırmalar yapan Selçuk Kolay’ın verdiği koordinatlara güvertedeki uzaktan kumandalı robot Argus indirildi.

TCG Işın

TRT Belgesel kanalının en çok izlenen programı “Mavi Tutku” ekibinin de bulunduğu geminin tüm mürettebatı büyük keşfe imza atmak için heyecanla çalıştı. Yüksek kalitede görüntü ile önemli ipuçları verebilen Argus, 257 metre derinlikte uçağı buldu. TCG Akın’ın komuta kontrol merkezindeki ilk görüntüleri alan gemi komutanı Yarbay Karahan ve ikinci komutan binbaşı Başar Bozkurt, 65 yıl sonra uçak batığının bulunduğunu tüm mürettebata müjdeledi.

Toplumun hafızasından silinen uçak kazasının bulunmasını görüntüleyen TRT Haber ve Spor Yayınları Daire Başkanlığı yapımı Mavi Tutku adlı belgesel programın yönetmeni Hakan Aslan, şu bilgileri verdi:

‘Yazılar bile okunuyor’

“Dokuz yıldır ülkemizin sualtı zenginliğini ve güzelliğini anlatırken, eşsiz bir tarihe sahip olduğumuzu vurguluyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ve Türk Deniz Kuvvetleri’nin yüksek teknolojisiyle unutulan bu uçağı bulduk. TCG Işın kendini test ederken büyük bir başarıya imza attı. Derinliğin fazla olması uçağın üzerinin yosun gibi başka canlılar tarafından dolmasını engellemiş. Üzerindeki yazılar bile kolaylıkla okundu” dedi. Batığın bulunmasını sağlayan Selçuk Kolay ise “Air France uçağının -280 metreye kadar derinlikte olacağını tahmin ediyordum. Bulunması beni çok sevindirdi, böylece bir tarih daha gün yüzüne çıkartılacak.”

Air France Uçağı

Denize zorunlu iniş yapmıştı

ABD’li Lockheed firmasının yaptığı dört motorlu Constellation (Takımyıldızı) uçakları, İkinci Dünya Savaşı sonrasında tasarlanmıştı. 600 km hızla 9 bin kilometre gidebilen uçaklar, 1953 yılında Air France’ın filosunda çok kullanılıyordu. AF 152 uçuş numaralı F-BAZS isimli dört motorlu pervaneli yolcu uçağı, Paris’ten başlayarak Roma aktarmalı-Beyrut ve Tahran seferini yapacaktı. 3 Ağustos 1953 saat 04.10 sıralarında Rodos hava sahasında iken motor arızası yapan uçak Fethiye-Kızılada Feneri açıklarında denize zorunlu iniş yaptı.

Kaptan pilot Raymond Terry’nin denize çakılmadan indirmeyi başardığı uçakta sekizi mürettebat, 42 kişi bulunuyordu. Dört yolcu hayatını kaybederken, 38 yolcu kazayı gören Fethiyeliler tarafından kurtarıldı. Denize inen uçak iki saat yüzeyde kalırken akıntıyla sürüklenerek battı. Bir motoru kopan ve kuyruk kısmı denize inerken ayrılan uçak, 65 yıldır bulunamamıştı. Savaş Karakaş’ın İZ TV için yaptığı belgeselde ilk kez duyurulan uçağın bulunması için ilk aramalar 2014 yılında yapılmıştı.

Kaynak : Milliyet – Gökhan Karakaş

Engelli Dalıcı Talimatı Yayımlanmıştır

Engelli Dalıcı Talimatı Spor Genel Müdürlüğü resmi internet sitesinde yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve Federasyonun web sitesinde ‘Yönetmelik ve Talimatlarımız’ bölümünde yayınlanmıştır.

Talimatı okumak için

ENGELLİ DALICI DALIŞ TALİMATI

Engelli Dalışı

Deniz Patlıcanı (Deniz Hıyarı) Hakkında TSSF Tarafından Yapılan Başvuruya Cevap Geldi.

Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına yapılan koruma talebine gelen cevap üzerine TSSF Çevre Kurulu Başkanı Tahsin Ceylan tarafından yapılan deniz patlıcanı (deniz hıyarı) ile ilgili duyuruyu sizler ile paylaşmak istedik.

Tahsin Ceylan’ın yaptığı açıklama şu şekilde : “Deniz patlıcanı ya da diğer adıyla deniz hıyarlarının yoğun bir şekilde ve bilinçsizce avcılığının yapılması ile ilgili olarak TSSF Çevre Kurulu olarak tarafımıza yapılan bilgilendirmeler sonucu Federasyon Başkanımız tarafından Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na yazılan yazı ve Bakanlık tarafından verilen cevap aşağıda yeralmaktadır.Bir çok türü tehlike altındaki kırmızı listede olmasına karşın ısrarla avcılığının yapılıyor olmasını anlamak mümkün değildir.Ekosistemdeki yeri son derece önemli olan deniz hıyarları konusunda bütün dalış severlerin duyarlılık göstermeleri gerekmektedir.”

Deniz Patlıcanı (Deniz Hıyarı)

Konu ile ilgili TSSF tarafından yapılan başvuru :

Konun Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından incelenmesi sonrasında cevaben yaptığı bildirim ise şu şekilde :

Peki nedir bu Deniz Patlıcanı (Deniz Hıyarı) ?

Denizlerin kıyılara yakın sığ yerlerinde rastlanan deniz patlıcanına deniz hıyarı da denir.Deniz patlıcanı derisi dikenlilerden omurgasız bir çeşit canlıdır.Denizilerimizde kıyı kesimlerde yaşayan bu ilginç deniz canlısının çok farklı ve ilginç özellikleri bulunmaktadır. Vücut yapısı bir sosis şeklinde ve bir ucu ağzı bir ucu anus olmak üzere ağız ve anus düzlemi üzerine sosis şeklinde yaratılmış farklı bir deniz canlısıdır. 60 cm’ e kadar büyüyebilen bu canlının ülkemiz sularında genel boyutları 30 cm civarındadır. Ayrıca Holothuroidea sınıfından olan bu canlının bilinen 900 türü bulunmaktadır.

Çok yavaş sandığımız bu canlı, tehlike anında inanılmaz taktikler üretebiliyor. Beyaz bir tubül (tüp) salgılayan bazı türleri avını şok ederek hareketsiz hale getirebiliyor. Bir başka korunma ya da saldırı özelliği ise, midelerini anüslerinden çıkartabilmeleri. Bu sayede zehirli bir sıvı  bırakabiliyor. Bu zehirli sıvı bir akvaryum dolusu balığı öldürecek güçte iken aynı zaman da kendisini de öldürebiliyor.

Deniz Patlıcanı (Deniz Hıyarı)

Her yanında bulunan yakalama kollajeni sayesinde istediği zaman sıvıya dönüşebiliyor. Kollajen kemik, kıkırdak ve eklemleri oluşturan bir protein türü.Korunmak adına bir balon gibi şişen türleride mevcut.Yakalama kollajeni sayesinde Deniz hıyarı istediği zaman kendini sıvı hale dönüştürebiliyor. Deniz hıyarı bu teknik sayesinde normalde geçemeyeceği alanlardan örneğin bir kayanın içinden bu özellik sayesinde sıvıya dönüşerek geçebiliyor. Aynı zamanda sıvıya dönüştükten sonra tekrar eski halini alabiliyor.

Deniz Patlıcanı Toplamak Neden Yasak Olmalı?

Deniz patlıcanı ülkemiz sularında müsade edilen alanlar haricinde toplanması yasaktır.

Deniz patlıcanları daha çok uzak doğu ülkelerinden rağbet görmekte kozmetik, tıp ve yemek sektöründe kullanılmaktadır.

Deniz patlıcanları denizlerin filitresi gibi çalışırlar. Bir deniz patlıcanı yılda 150 ton kumu filitre ederek temizleyebilmektedir. Özellikle sularımızın kirlendiği son dönemlerde denizler için kurtarıcı olabilecek bir canlı diyebiliriz patlıcanı için. Tam bir doğa harikası diyebileceğimiz bu canlı için hassasiyet göstermek denizlerimizin geleceği için büyük önem taşımaktadır.

Deniz Patlıcanı (Deniz Hıyarı) işlenen bir tesis.

TÜİK verilerine göre 2014’te yalnızca 553 bin dolar olan deniz patlıcanı ihracatı, 2015 yılında 4 milyon 43 bin dolara, 2016’nın 11 ayında ise 6 milyon 613 bin dolara yükseldi.

Haluk Cecan Türkiye’nin Cousteau’sunu Rahmet İle Anıyoruz

11 yıl önce  8 Şubat 2007’de aramızdan ayrılan Türkiye’nin Cousteau’su olarak bilinen Haluk Cecan Türk sualtı dünyası için çok erken bir kayıp oldu. Yaşamı’nın en verimli döneminde doğal yaşamın fark edemediğimiz güzelliklerini ve sorunlarını, denizlerimizi, sualtı güzelliklerimizi, onun gözü ile görecektik.

“Türkiye’nin Cousteau’su” Haluk Cecan kendi olanaklarını kullanarak çektiği sualtı belgeselleri ve filmleri ile de, ülkemizin yurtdışındaki tanıtımını en iyi şekilde yapan öncülerden birisi oldu.

Haluk Cecan

HALUK CECAN Kimdir ?

1946 İstanbul doğumlu.

İlköğrenimini Kalamış İlkokulu, ortaöğrenimini Işık Lisesi ve Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde tamamladı.

İlk fotoğraf ve 8mm. film çalışmalarına 1958 yılında başladı.

İlk sualtı film çalışmasını 1964 yılında yaptı.

Sualtı kamera kabinleri yapımı 1975’e kadar devam etti.

1975’te İtalya’dan 8mm’lik sualtı kamera kabini getirdi.

1982’de İstanbul Balıkadamlar Kulübü 2. Başkanlığına seçildi.

1984’ten itibaren video kameralara kabin imal etmeye başladı.

1988’de T.R.T. için ilk Türk sualtı belgeselinin çekimlerini gerçekleştirdi.

1982 yılında ilk sualtı film ödülünü aldı.

1990’dan itibaren de dünya ve uluslararası festivallerde onlarca ödül aldı.

1990 yılından itibaren ilk orta lise ve üniversitelerde, sualtı kulüplerinde, Lions kulüplerinde, çeşitli kuruluşlarda sualtı belgeselciliği konusunda konferans, panel ve film gösterimlerine katıldı.

İ.T.Ü. Sualtı sporları Kulübü Film Fotoğraf bölümünü yönetmektedir. Sualtı film fotoğraf eğitimi için öğrencilere konferans ve film gösterileri yaptı.

İstanbul Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, O.D.T.Ü., Marmara Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Işık Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Fransız Kültür Merkezinde sualtı filmciliği ve belgeselcilik konularında çeşitli dönemlerde konferanslar verdi ve belgesel film gösterileri yaptı.

1987 yılından itibaren çeşitli dergilerde sualtı filmciliği, fotoğrafçılığı ve belgeselcilik konularında makaleleri ve yazıları yayımlandı.

Makale ve yazıların yayımlandığı dergiler;
Çevre Koruma Dergisi, Nokta, Tempo, T.R.T. Dergisi, Boom, Heyemola, Denizin Sesi, Yatching World, Doğa Gezi, Yüzme Dünyası, Deniz Ticaret Dergisi, Yaşayan Deniz, Atlas, Sualtı Dünyası Dergisi, Deniz Magazin Dergisi, Mavi Dünya Dergisi, Sekans Dergisi, Tourism Today Dergisi, Av Doğa Silah, Yelken Dünyası, Naviga Dergisi, Plongee Magazine Dergisi (Fransız), Plongez Oceans Dergisi (Fransız), MNG Box Dergisi, Vira Dergisi, Bilim Teknik, İ.T.Ü. Spor yıllığı ve yurtdışında Fransa, İspanya, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’da yayımlanan çeşitli dergiler.

Belgesel çalışması yapılan kanallar;
T.R.T. 1, T.R.T 2, Show TV, Cine 5, TGRT, TV 8’de 30 bölümlük “Rota” programı. (2005)T.R.T. 2  “Sonsuz Mavilik” programı. (2005)

Yurtdışında gerçekleştirilen belgeseller;
Kızıldeniz, Maldiv Adaları, Güney Afrika.

Yapmış olduğu çalışma ve belgesellerle ilgili haber programlar, canlı yayınlar, ana haberler, magazin programlarının yayınlandığı televizyon kanalları;
Show TV, ATV, CNN Türk, Kanal 6, HBB, T.R.T. 1, T.R.T. 2, T.R.T. int, Medical Channel, Number 1 TV, Kanal 7, Haber Türk, Kanal D, Star TV, Kanal 9, Samanyolu TV, Cine 5, ETV, Flash TV, TGRT, yurtdışında ise Macar ve Fransız televizyonları.

Sualtı film fotoğrafçılığı konusunda haberlerin yayımlandığı gazeteler;
Akşam, Hürriyet, Sabah, Milliyet, Star, Cumhuriyet, Türkiye, Kadıköy, Radikal, Güneş, Zaman, Yeni Şafak, Günaydın, Tercüman, Gözcü, Yarın.

Katılmış olduğu organizasyonlar (Jüri Başkanı, Jüri Üyesi, Panelist, Konuk olarak);
İ.T.Ü. Sualtı Fotoğraf Film Yarışması, Caddebostan Balıkadamlar Spor Kulübü Uluslararası 2001–2002–2003–2004–2005 Sualtı Filmleri Festivali, İstanbul 1. Dünya Sualtı Filmleri Festivali, Uluslararası Çevre Bienali Danışma Kurulu Üyesi, Boğaziçi Üniversitesi SBT ”Sualtı Bilim ve Teknoloji” Toplantısı 2002, Uludağ Üniversitesi SBT “Sualtı Bilim ve Teknoloji” Toplantısı 2003, 1. İstanbul Deniz Festivali 2004, İzmir Piri Reis Deniz Günleri 2005, Kemer Uluslar arası Sualtı Filmleri Festivali 2005, Marmaris Denizcilik Festivali 2005.

Katıldığı jüri üyelikleri;
O.D.T.Ü. Sualtı Film Fotoğraf yarışmaları, İ.T.Ü. Sualtı Film Fotoğraf yarışmaları, Kemer Sualtı Filmleri Festivali, Türkiye Sualtı Federasyonu Film Fotoğraf yarışmaları, Caddebostan Balıkadamlar Kulübü Film Fotoğraf yarışmaları ve yurtdışında Çek Cumhuriyeti Tachov Sualtı Filmleri Festivali.

Yapmış olduğu Jüri Başkanlıkları;
Türkiye Sualtı Federasyonu Sualtı Navigasyon Yarışması, Caddebostan Balıkadamlar Kulübü Uluslararası Sualtı Filmleri Yarışması – 2001–2002–2003–2004–2005, Fransa Marsilya Uluslararası Rognac Sualtı Filmleri Festivali.

T.R.T. belgesellerinde üstlendiği görevler;
Danışman, Metin Yazarı, Sualtı Görüntü Yönetmeni.

Türkiye Sualtı Federasyonundaki görevleri;
Film Fotoğraf Bölümü Kurul Üyesi, Kültür Kurulu Üyesi.

Yurt dışında ödül almış olduğu ülkeler;
Fransa, İtalya, İspanya, Tunus, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Makedonya, Yugoslavya.
Alınan uluslararası ödüller dolayısıyla Cumhurbaşkanlarımızın davetleri;
1 kez Sn. Turgut ÖZAL, 2 kez Sn. Süleyman DEMİREL ve Sn. Süleyman DEMİREL’den alınan başarı ödülü.

Sualtı ile ilgili teknik çalışmaları;
Sualtı kameralarına kabin yapımı, 4 değişik modelde inşa edilen açık mini denizaltılar, ROV (Robot Kamera), Sualtı film çalışmalarında kullanılan büyük hacimli maketler (Tenten Denizler Hâkimi, Dinozor, Mahşerin Atlıları, Uzaya Kaçış).

Özel müze;
Doldurulmuş sualtı canlıları, dünden bugüne sualtı film fotoğraf ekipmanları.

Haluk CECAN’ın vermiş olduğu özel ödüller;
İ.T.Ü. Sualtı Sporları Kulübü Sualtı Film Fotoğraf Yarışması Haluk CECAN Özel Ödülleri, Caddebostan Balıkadamlar Kulübü Yaşayan Marmara Sualtı Film Festivali Haluk CECAN Özel Ödülleri.

 

BELGESELLER ve ÖDÜLLER LİSTESİ

  • 1982 – İfsak Film Yarışması – Ada Filmi – Jüri Özel Ödülü – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan.
  • 1988 – İlk Türk Sualtı Belgeseli olan 10 bölümlük T.R.T Seyir Günlüğü Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan.
  • 1988 – O.D.T.Ü Sualtı Film Yarışması Ödülü – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1989 – O.D.T.Ü Sualtı Film Yarışması Ödülü – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1990 – O.D.T.Ü Sualtı Film Yarışması Ödülü – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1990 – T.R.T için hazırlanan 13 bölümlük Marmara Takım Adaları adlı Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1990 – Fransa Dünya Sualtı Film Festivali Dünya 2. lik Ödülü – Mavi Derinliğin Dişleri – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1992 – Fransa Dünya Sualtı Film Festivali Insolid Ödülü – Tenten ve Denizler Hâkimi – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1992 – T.R.T için hazırlanan 13 bölümlük Sessiz Dünyada Gezintiler adlı Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1992 – Hürriyet Gazetesi 1992 Altın Kelebek En iyi Belgesel Ödülü – Sessiz Dünyada Gezintiler – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1992 – Fransa Doğa Filmleri Festivali 2. lik Ödülü – Sessiz Dünyada Gezintiler – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1992 – Sedat Simavi Belgesel Ödülü – Sessiz Dünyada Gezintiler – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1993 – Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti Adem Yavuz Belgesel Ödülü – Sessiz Dünyada Gezintiler – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1993 – Fransa Dünya Film Festivalinde Dünyanın en iyi 20 Yönetmenine verilen Prima Clup Ödülü – Mavi Derinliğin Dişleri, Tenten ve Denizler Hâkimi – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1993 – T.R.T için hazırlanan 19 bölümlük Akdenizde Gezintiler adlı Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni : Haluk Cecan
  • 1995 – T.G.R.T için hazırlanan Mavi Derinliğin Sırları adlı Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1995 – Show TV için hazırlanan Mavinin Sessizliği adlı Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1995 – Cine 5 için hazırlanan 26 bölümlük Mavinin Sessizliği adlı Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1995 – Çek Cumhuriyeti Uluslararası P.A.F Film Festivali 4. lük ödülü – Mavinin Dostluğu – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1995 – Altın Kelebek en iyi belgesel ödülü – Mavi Derinliğin Sırları – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1996 – Çek Cumhuriyeti 18. Dünya Sualtı Filmleri Festivali 3. lük Ödülü – Tenten ve Denizler Hâkimi – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1996 – Fransa 23. Dünya Sualtı Filmleri Festivali Dimitri Rabikoff Ödülü – Dinozor – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1997 – Fransa Strasbourg Uluslararası Sualtı Film Festivali 3. lük Ödülü – Tenten ve Denizler Hâkimi – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1997 – Uluslararası Ankara Film Festivali Belgesel Film 2. lik Ödülü – Mavinin Dostluğu – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1997 – İspanya Ciclo Uluslararası Sualtı Film Festivali Jüri Özel Ödülü – Dinozor – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1997 – Çek Cumhuriyeti Tachov Uluslararası Sualtı Film Festivali Jüri Özel Ödülü – Dinozor – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1997 – Tunus Tabarka Uluslararası Film Festivali Grand Prix (1.lik ödülü) – Dinozor – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1997 – Slovakya Tatras Uluslararası Film Festivali Jüri Özel Ödülü – Dinozor – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1997 – Slovakya Tatras Uluslararası Film Festivali Bronz Denizatı Ödülü – Dinozor – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1997 – Slovakya Tatras Uluslararası Film Festivali Tatras Ödülü – Dinozor – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1998 – Slovakya Tatras Uluslararası Film Festivali Jüri Özel Ödülü – Olmak, Olmamak – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1998 – Çevre Ödülü – Dinozor, Tenten ve Denizler Hâkimi – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1998 – T.R.T için hazırlanan 8 bölümlük Mavi Güneyden Yeşil Adaya adlı sualtı belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 1999 – T.R.T için hazırlanan 13 bölümlük Anadolu Mavisi adlı sualtı belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2000, 21 Şubat – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Belgesel Ödülü – T.R.T adına hazırlanan Mavi Güneyden Yeşil Adaya adlı sualtı belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2000, 3 – 4 – 5 Mart – Fransa Uluslararası Strasburg Sualtı Filmleri Festivali 3.’lük ödülü olan Bronz Balina ödülü – Mahşerin Atlıları – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2000, 8 – 12 Mart – Fransa Uluslararası Berre Sualtı Filmleri Festivali Letrange Ödülü – Mahşerin Atlıları – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2000, 2 – 6 Mayıs – İspanya Uluslararası Ciclo Sualtı Filmleri Festivali Jüri Özel Ödülü – Mahşerin Atlıları – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2000, 18 – 21 Mayıs – Çek Cumhuriyeti Uluslararası P.A.F Sualtı Filmleri Festivali Denizkızı Ödülü – Mahşerin Atlıları – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2000, 28 Haziran – 2 Temmuz – İtalya Uluslararası Pelagos Sualtı Filmleri Festivali Jüri Özel Ödülü – Mahşerin Atlıları – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2000, 19 – 22 Ekim – Slovakya Uluslararası High Tatras Sualtı Filmleri Festivali Jüri Özel Ödülü – Mahşerin Atlıları – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2000 – T.R.T. için hazırlanan 8 bölümlük Akdeniz Gezgini adlı Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2001 – T.R.T. için hazırlanan 13 bölümlük Derindeki Sırlar adlı Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2001 – Makedonya EKO–2001 Festivali Belgesel Ödülü – Mavi Güneyden Yeşil Adaya – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2003 – 2004 – T.R.T için hazırlanan 13 bölümlük Mavi Sonsuzluk adlı Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2004 – Fransa Dünya Sualtı Filmleri Festivali Insolid Ödülü(En ilginç film ödülü) – Uzaya Kaçış – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2004 – Belgrad Uluslararası Sualtı Filmleri Festivali Jüri Özel Ödülü – Uzaya Kaçış – Yönetmen ve Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2005 – İspanya San Sebastian Uluslararası Sualtı Filmleri Festivali Jüri Özel Ödülü – Uzaya Kaçış – Yönetmen ve Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2005 – Fransa Stasbourg Uluslararası Sualtı Filmleri Festivali Orijinalite Ödülü – Uzaya Kaçış – Yönetmen ve Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan
  • 2005 – TV8 için hazırlanan 30 bölümlük Rota adlı Deniz ve Sualtı Belgeseli – Sualtı Görüntü Yönetmeni: Haluk Cecan

” Hayat bir gündür, o da bu gündür “ diyorum kendime. Sabah kalkıyorum, ağrım yoksa o günü yaşamak benim için önemli oluyor. Bilirsiniz, uçmak ve dalmak adrenalin salgılatır, çünkü ölüm riski vardır, o da heyecan yaratır. Ben her an ölebilirim, bu yüzden bir anlamda ölümün tadını çıkarıyorum. Ekim 2005, Haluk CECAN

Dünyanın İlk Sualtı Müzik Grubu ile Tanışın: Between Music

Between Music sıradışı performansı ile tüm dünyanın ilgi odağı haline geldi. Sualtında gerçekleştirdikleri müzik performansı ile izleyenleri kendine hayran bırakan grup alışılmışın dışında bir müzik ziyafeti sunuyor.

İzleyenlere farklı bir keyif sunan Danimarkalı grup dünyanın ilk sualtı müzik grubu olma özelliği taşıyor. Uzun yıllar boyunca dalgıçlardan, bilim insanlarına, akademisyenlerden zanaatkarlara bir çok kesim ile çalışan grup sualtında müzik yapmanın yollarını aradı. Dünyanın pek çok yerinden müzik aleti yapımcıları ile çalışan Between Music grubu sualtı orgu, perküsyon, elektromanyetik arp gibi enstürmanları sualtında çalınabilecek şekilde geliştirdi.

between_music_dünyanin_ilk_sualti_muzik_grubuSeyircilere inanılmaz bir deneyim yaşatan Between Music geçtiğimiz yıl Hollanda’da bir Operadagen Festivali’nde görsel ve işitsel performansın en üst seviyede olduğu bir performans sergiledi. Önümüzde ki günlerde Avustralya’da bir gösteri düzenleyecek olan grup FuturePerfect Productions tarafından destekleniyor.

İnsanlığın Ortak Noktası: Su

Between Music’in kurucu üyelerinden Robert Karlsson, gerçekleştirdikleri performansın çok zor olduğunu ancak bu zorluğun kendileri için bir motivasyon kaynağı olduğunu söylüyor. Karlsson, “Suyun altında canlı müzik yaparken, başka hiçbir şey düşünemiyorsunuz. Sadece kalbinizle çaldığınız müzikler, izleyiciyle aramızda özel bir bağ oluşmasını sağlıyor” diyor. Suyun, dinlerin ve kültürlerin ötesinde tüm insanlığın ortak bir noktası olduğunu söyleyen Karlsson, gösteriyi daha geniş kitlelere yayma amacında olduklarını söylüyor.

“Suyun altında canlı müzik yaparken, başka hiçbir şey düşünemiyorsunuz. Sadece kalbinizle çaldığınız müzikler, izleyiciyle aramızda özel bir bağ oluşmasını sağlıyor.” diyen Between Music kurucusu Robert Karlsson gerçekleştirdikleri performansın oldukça zor olduğunu ancak bunun grup üyeleri için bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtiyor. “Su, dinlerin ve kültürlerin ötesinde; tüm insanlığın ortak bir noktası.” diyen Karlsson birinci önceliklerinin bu müziği daha geniş kitlelere duyurmak olduğunu söyledi.

Grubun solisti Laila Skovmand ise “10 yıl önce bir kase suda nasıl şarkı söylenebileceğini incelemeye başladım. Bir kaç yıl sonra da büyük bir su tankı içinde şarkı söylemeye çalışarak Between Music girişimini hayata geçirebilmek için büyük çaba sarfettim.” diyor. Nefes almak için herhangi bir cihazdan yardım almayan grup üyeleri aralıklarla su yüzeyine çıkarak nefes alıyorlar.

Between Music’i yakın zamanda Türkiye’de görme dileğiyle.

Bob Hollis – Dalış Efsaneleri Serisi I

Bob Hollis

Yaş: 81

Mesleği – Uğraşı: Mühendis, Mucit

En Önemli İcadı: Dalış Bilgisayarı

Dönüm Noktaları:

1963

Makine Mühendisi olan Bob Hollis ilk dalış ekipmanlarını tasarlamaya, üretmeye ve satmaya başladı.

1972

American Underwater Products’ı kurdu. Bugün Oceanic adıyla bildiğimiz bu şirket başta sadece bir düzine ekipman ile piyasaya atılmıştı.

1973

Andrea Doria’ya ilk dalışı gerçekleşti. 6 gün boyunca 72 metrede yer alan bu batığı araştıran Hollis; daha sonra tekrar tekrar bu noktayı ziyaret etmiştir. 1981 yılında ise bir grup dalgıç ile batığa daha kapsamlı dalışlar gerçekleştirmişlerdir.

Hollis için dalış sporunun geleceğini korumak ve bu geleceğe katkıda bulunmak hep birinci öncelik olmuştur. Pazara Oceanic, Aeris ve Hollis gibi önemli markaları kazandıran Efsane, mühendislik zekası ile dalıcıların ihtiyaçlarını pozitif etki yaratacak şekilde birleştirmeyi başarmıştır. Seksen yaşında bile; DEMA* Başkanı olduğu sırada bu spora ve topluluğa katılımı arttırmak için çalışmalarını sürdürmüştür.

“Geliştirdiğimiz en önemli ürün dalış bilgisayarı.”  diyen Hollis 70’lerin ortasında üzerinde çalışmaya başladıkları dalış bilgisayarı prototipini 1979 yılında ilk kez deneme fırsatı bulmuştur. Dalgıçlara dekompresyon bilgilerini, derinlik zamanını gösterecek bir dalış bilgisayarı üreten Hollis bu bilgisayar için gaz tüketimini hesap edebilen bir algoritma geliştirmiştir. Patentleri oğlu Mike ve fizikçi John Lewis’e teslim eden efsane icatları sayesinde sağlık problemlerini minimuma indirmeyi amaçlamış.

“Gelecekte dalgıçlar rebreatherler** sayesinde sualtında daha uzun süre kalabilecek, güvenli bir şekilde daha derinlere yolculuk yapabilme şansı elde edecekler. Dalgıçlar her zaman daha derini keşfetme arzusunda olan kaşiflerdir. Batıklara ulaşabilmek, sualtı canlılarına yakın olabilmek rebreatherler ile daha ulaşılır bir hayal oldu. Hala öğrenecek çok şey var ancak görevimizin başındayız.”

-Bob Hollis

Hollis, dalış sporunda eğitimin önemine her fırsatta dikkat çekmiş. Suda geçirilmiş pek çok günle beraber, 40 saat ders ve birden fazla oturum ile iyi bir dalgıç yetiştirebildiğini ve bu dalgıçların beraber geçirdikleri vakitlerin bu spora her zaman daha fazla katkı sağladığını söylemiştir. Hollis, “Doğru yolda olup olmadığımızı söyleyemem ancak tekrar tekrar gelen öğrenciler kazandıkları tecrübelerin yanı sıra, bu spora pek çok yeni aday kazandırılmasını sağladı.” demiş.

Hayatı boyunca pek çok dalış mağazası satın alan ve bu mağazalar ile eşiyle beraber birebir alakadar olan Hollis, mağazaları insanları su sporlarına özendirmek ve cesaretlendirmek için bir araç gibi görmüştü. Mağazaların bulunduğu bölgelerde etkinlikler düzenleyen ve yerel sporcuların bu etkinliklerine katılımını sağlayan Hollis bu toplulukların kaynaşmasını sağlamış. Beraber geçirilen bu vakitlerin hem spor camiası hem de bölge halkı için çok faydalı olduğuna inanıyormuş.

“80’lerine kadar dalış yapabilmek istiyorsan. Kendine iyi dalış eşleri edinmen gerekir. Gidebildiğin kadar dalış yapmaya git. Aileni de bu spora kazandır. İnanıyorum ki etrafında ne kadar arkadaşın ve ailen varsa zihnin ve bedeninde o kadar sağlıklı olur. Seni seven kişiler seni her zaman doğru karar vermeye zorlayacaklardır. 18 yaşında dalış sporuna başladım, geçtiğimiz Nisan ayında 80 yaşına girdim ve vücudumun izin verdiği sürece bu spora devam edebilmeyi planlıyorum.”

-Bob Hollis

* The Diving Equipment & Marketing Association

** Dalgıçların soluduğu gaz karışımını kullanıldıktan sonra, dışarı atılması yerine tekrar kullanılır duruma getirilmesini sağlayan ekipmanların genel adı.

Mavi Bayraklı Kleopatra Plajı’na Petrol Sızıntısı

Dünyaca ünlü Kleopatra Plajı’na yakınlarda yer alan tesisten sızan petrol, denizi siyaha boyadı. Yetkililer gerekli tutanakların tutulduğunu ve temizlik çalışmalarının yapıldığını bildirdi.

Antalya’nın Alanya ilçesinde yer alan ve gözde turist merkezlerinden biri olan Mavi Bayraklı Kleopatra Plajı’na yakınlarda yer alan Belediye tesisi yüzme havuzunun ısıtma sisteminde oluşan arızadan dolayı petrol sızıntısı yaşandı. Yağmur suyu drenaj kanalından gelen atık petrol çevreyi rahatsız etti.

Plajda yer alan bir büfenin önünde, drenaj kanalından sızan petrolün yarattığı koku ve kirlilik sebebi ile rahatsız olan bazı turistlerin plajı terkettiği öğrenildi. Yerli halk ve çevrede çalışanlar kokunun geçen herkesi rahatsız ettiğini söyledi ve “Umarım yetkiler kısa süre içinde bir çözüm bulur. Bunun sebebini araştırırlar ve bir daha olmaması için önlem alırlar. Sonuçta Alanya son derece önemli bir turizm merkezi, 2018’in ilk günlerinde denize giren ve güneşlenen insanlar var. Bunlar bizim için son derece önemli. O yüzden yetkililerin ve yöre halkının dikkatli davranması gerekir.” şeklinde görüşlerini bildirdi.

Gerekli Temizlik Yapıldı

Antalya Büyükşehir Belediyesi gelen şikayetler üzerine tutanak tutup gerekli müdahaleyi geçtiğimiz saatlerde gerçekleştirdi.

Günün erken saatlerinde başlayan temizlik çalışmasında petrolden etkilenen kanallar Antalya Belediyesi tarafından; plaj ise Alanya Belediyesi tarafından temizlendi.

Ayrıca Alanya Sahil Güvenlik Bot Komutanlığı ekipleri, karadan kaynaklı denizdeki çevre kirliği ihbarını değerlendirerek tespit tutanağı hazırlayıp Antalya İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne gönderdi.

Antarktika’da Buzullar Sualtı Robotları ile İncelenecek

Washington Üniversitesi’nin kutup bölgelerini incelemek için başlattığı Future of Ice girişimi; Antarktika’da ki buzullar ile ilgili önemli bir göreve başlayacağını belirtti.

Küresel ısınma sebebi ile deniz seviyesinin ne kadar yükseleceğini hala bilmiyoruz. Günden güne artan sıcaklıklar ve eriyen buzullar nedeni ile bilim insanlarının hazırladığı senaryolar ne yazık ki iç acıcı değil. Bu sebeple araştırma yapan Future of Ice ekibi, yedi sualtı robotu ile çalışacak ve milyonlarca metre kareye yayılan Antarktika kıtasının keşfedilmemiş sualtını inceleyecekler.

Geçtiğimiz 40 yıl boyunca erime hızını %75 arttıran Pine Island Buz Sahanlığı’nda inceleme yapacak yedi sualtı robotu deniz seviyesinin gelecek yıllarda ne kadar yükselebileceğine dair sonuçlar elde etmeye çalışacak. Seagliders adı verilen droneler bölgede belirli bir rotayı izleyecek ve topladıkları verileri bir uyduya yükleyecekler.

Future of Ice liderlerinden Knut Christianson; buz sahanlıklarının 40 yıldır dengesiz olduklarını, sıcaklık artışlarının buzulları ne kadar zorladığını ve bu ısınmanın sonuçlarının ne olacağını gerçekten tam olarak anlayamadıklarını belirtti. Bu sebeple bu araştırmayı yaptıklarını dile getiren Christianson araştırmadan elde edilecek verilerin çok önemli olduğu konusunda uyarıda bulundu.

2016 yılında yapılan araştırmalarda deniz suyu yüksekliğinin olması gerekenden yüksek olduğu ve buzulların erimesi ile gelecekte kıyı şeridinde yer alan şehirlerin sular altında kalacağına dikkat çekiliyor.

2018 Troia Yılı’nda “Adaların Su Altı Dalış Güzergâhları” Projesi

2018 Troia Yılı çerçevesinde Çanakkale Valiliği himayesinde ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında “Adaların Su Altı Dalış Güzergâhları” isimli projeye başlandı.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Bozcaada Kaymakamlığı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sualtı Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin ortak çalışmaları ile gerçekleştirilecek olan bu projenin ilk adımını Bozcaada’nın Sualtı Dalış Güzergâhları oluşturuyor.

Troia Yılı

“Adaların Su Altı Dalış Güzergâhları; Bozcaada”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin 25. Yıl etkinlikleri münasebetiyle 2018 Troia Yılı projeleri arasında değerlendirilen Proje için ilk olarak; Bozcaada Kaymakamı Mustafa Akın, Yazı İşleri Müdürü Burhan Çebi, Deniz Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatma Çolakoğlu, Su Ürünleri Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali İşmen’in katıldığı “Adaların Su Altı Dalış Güzergâhları; Bozcaada” isimli dalış etkinliği gerçekleştirildi.

Troia Yılı -3

Bozcaada sualtı zenginliklerinin ve değerlerinin ortaya çıkarılmasının planlandığını belirten Deniz Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatma Çolakoğlu proje ile ilgili şunları aktardı:

‘’Bozcaada; antik çağ uygarlıklarında ve Osmanlı döneminde önemli bir yerleşim birimi olmuştur.  Hakim rüzgarlar nedeniyle deniz ticaret yolunda olması ve antik dönemden beri ikmal yeri olarak kullanılması, Bozcaada’yı hep önemli kılmıştır. O dönemlerde kötü hava şartlarında ve savaş zamanlarında gemilerin Bozcaada doğal limanlarını saklanma alanı olarak kullandığı da bilinmektedir.

Troia Yılı

Çanakkale’de turizm faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla Bozcaada su altı zenginliklerinin ortaya çıkartılacağı bu çalışma 2018 Troia yılının temel çıktılarından biri olan bölge kültür rotalarının oluşturulmasına da katkı verecektir. ‘’

Proje, Troia Yılı boyunca dalış etkinlikleri ile devam edecek.

Kaynak: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi