19 Mayıs’ta “Ata’ya Saygı Gençlik Dalışı” Yapılacak

Kadıköy Belediyesi, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı coşkuyla kutluyor. Vatandaşlar hem Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü anacak, hem de etkinliklerde doyasıya eğlenecek.

Kadıköy Belediyesi’nin, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı için hazırlıdığı programda bisiklet turu, Pop Orkestrası, DJ performansı, Rugby, Lakros, Frizbi maçlarının yanı sıra, “Ata’ya Saygı Gençlik Dalışı” da yapılacak.

“ATA’YA SAYGI GENÇLİK DALIŞI”

19 Mayıs saat 11.30’da Derinlere Saygı Dalış Topluluğu, Marmara Üniversitesi Su Altı Topluluğu ile Koç Üniversitesi Su Altı Topluluğu “Ata’ya Saygı Gençlik Dalışı” nı gerçekleştirecek. Etkinlikler 12.00’de uzak doğu dövüş sporları gösterileri, Kaykay Yarışması ile devam edecek. Saat 13.00’te Piri Reis Üniversitesi Bando Takımı’nın gösterisi ve saat 18.00’de Kadıköy Belediyesi Çocuk Sanat Merkezi Pop Orkestrası’na ait gösteriler ile devam edecek. Saat 13.00 ile 14.00 arasında önce Kadıköy Bulls Kadın Rugby Takımı’nın ardından 14.00-15.00 arasında da ise Kadıköy Bulls ve Bosphorus gösteri maçları var.

Kadıköy Spora Doyuyor

Etkinlikler kapsamında düzenlenecek Bisiklet Turu yaklaşık 12 kilometrelik parkurdan oluşacak ve saat 11.00’de Kalamış Atatürk Parkı’ndan başlayıp, 13.00’te Kalamış Atatürk Parkı’nda tamamlanacak. 15.00-16.00 arasında ise Türkiye Karması ile İstanbul Sultanlar arasında olan Lakros gösteri maçı yapılacak. Ayrıca saat 17.00’de oynanacak Caddebostan Olympics Frizbi maçı kutlama programında yer alıyor.

Huish Outdoors Oceanic and Hollis Markalarını Satın Aldı

Huish Outdoors LLC, American Underwater Products’dan (AUP) Oceanic ve Hollis markalarının satın alındığı duyurusunu yaptı.

Bob Hollis tarafından 1972 yılında kurulan American Underwater Products, Oceanic ve Hollis gibi dalış sektöründe çok geniş ürün yelpazesine sahip iki markaya sahip olarak büyümesine devam etti. Hollis’in dalış ve mekaniğe olan tutkusu ile yarattığı kendi dalış ekipmanları, AUP altındaki markalarla dalış endüstrisinde en ön saflarda yer aldı. Önemli bir geçmişe ve geleceğe yönelik yenilikçi düşünce şekli ile Ocenic ve Hollis hem sportif hem de teknik dalış pazarında dalıcılara ürün sunmaya devam etmektedir. Mike Huish, günümüz tüketicilerinin tek bir markaya bağlı kalmak yerine kendi kategorisindeki en iyi ürünlere sahip olmak istediğini belirtmektedir. Oceanic ve Hollis, Huish Outdoors’un 2011 yılından beri temsil ettiği altıncı ve yedinci marka olarak yerini almıştır. Huish Outdoors’un dalış ürünleri portföyünde Atomic Aquatics, BARE, Liquivision, Sharkskin, Stahlsac, ve Zeagle markaları bulunmaktadır Huish Outdoors aynı zamanda Amerika’da Suunto dalış bilgisayarlarının dağıtımını da yapmaktadır.

Ferhan Coşkun – Suyun Altında Bir Nefes Sergisi

Sualtı fotoğrafçısı Ferhan Coşkun ’un açılışı 13 Mayıs’ta yapılan “Suyun Altında Bir Nefes” sergisi 31 Mayıs’a kadar İFSAK İbrahim Zaman Sergi Salonu’nda ziyarete açık olacak.

ferhan coşkun15 yıldır sualtı fotoğrafçılığı yapan İstanbul Aktif Balıkadamlar Spor Kulübu Derneği Genel Sekreteri Coşkun, Türkiye’nin pek çok noktasında çektiği fotoğrafların Türkiye’nin önemli bir sualtı cenneti olduğunu kanıtladığını, ayrıca bu sularda yaşayan canlıları korumamız ve nesillerini gelecek kuşaklara aktarmamız gerektiğini belirtti. Adını Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Altın Palet Sualtı Görüntüleme Türkiye Şampiyonası’nda ki Balık Kategorisi’nde 1. olan “Asker Balığı” fotoğrafıyla duyuran, İFSAK eğitimlerine ve projelerine de katılan Ferhan Coşkun’un sergisi 31 Mayıs’a kadar İFSAK İbrahim Zaman Sergi Salonu’nda ziyarete açık olacak.

Suyun Altında Engel Yok!

Suyun insan bedenine olan olumlu etkileri fizyoterapistlerce bilinmekte ve yıllardır su terapisi bedensel engelli insanlar üzerinde uygulanmaktadır. Bununla beraber son yıllarda scuba dalışının insan bedeninde ve zihninde yarattığı olumlu etki sebebi ile engelli bireyler bu spora kazandırılmaktadır. 

Dünya Sağlık Örgütü’nün (World Health Organization – WHO) verilerine göre Dünya popülasyonunun yaklaşık %15’i doğuştan veya sonradan oluşan bir fiziksel engele sahiptir. Ne yazık ki bu engeller onları bazı sosyal aktiviteler ve spor dallarında geri de bıraksada; dalış sporu bu aktivitelerden biri değildir. Günümüzde dünyada pek çok dalış organizasyonu engelli vatandaşlar için eğitimler düzenlemekte; ülkemizde ise bu eğitimler yavaş yavaş popülaritesini arttırmış ancak ne yazık ki istenilen seviyeye gelememiştir. Ülkemizde bir süredir Almanya menşeili bir organizasyon olan IDDA (International Disabled Divers Association – Uluslararası Engelli Dalıcılar Birliği) ve İsveç kökenli IAHD (International Association for Handicaped Divers – Uluslararası Engelli Dalış Sistemi) faaliyet göstermektedir. Her geçen gün eğitmen sayısı artan bu faaliyetlerden, IDDA’nın dalış eğitmenlerinin adreslerine buradan, IAHD’nin dalış eğitmenlerinin adresine ise bu linkten ulaşabilirsiniz.

Neden Scuba?

Scuba dalışı pek çok engelli arkadaşımız için inanılmaz bir deneyim olabilir. Karada yaşadıkları sınırlamalardan sıyrılmış, ağırlıksız hissettikleri bir ortamda, orta sularda özgürlüğü deneyimlemek onlar için özgüveni arttıran, rahatlatan ve mutluluk veren bir tecrübe olacaktır. Ayrıca eşli bir spor olması sebebi ile sosyalleşmeyi ve bütünleşmeyi sağlayan bir faaliyet olmasının yanı sıra kişinin kas dokusunu geliştiren, kondisyonu ve koordinasyon arttıran, bireysel hareketleri ve vücut fonksiyonlarının gelişmesine yardımcı olan bir spordur. Dalış sporu ile ilgili en güzel noktalardan bir diğeri ise bu dalışı yapan her türlü insanın eşit şartlar altında olmasıdır. Kişinin engelinin olması veya olmaması suyun altında negatif veya pozitif bir etki yapmaz. Aktif bir sporcu bile suyun altına girdiğinde engelli bir arkadaşımızdan daha çok adaptasyon ve öğrenme güçlüğü çekebilir. Bugün sadece engelli kişileri değil, yüzme korkusu olanları veya pek çok tramvatik durum yaşamış kişileri dalış yaparken ve onları engelleyen bütün problemleri adım adım aşarken görmek mümkündür. Sonuç olarak bilinmesi gereken en önemli şey dalışın engellerin dışında kalan, özgür bir spor olduğudur. Bu sporu yapmak ve ilerlemek teorilere hakimiyet ve pratikle ölçülür; asla fiziksel özellikler ile değil. Bunun bilincinde olan ve bu sporu severek yapan herkes başarılı olabilir. Ülkemizde de engelli dalışlarının ve eğitimlerinin yaygınlaşması dileğiyle…  

Sualtı Navigasyonu için İpuçları

Dalışlar, dalış lideri arkasında yapılıyorken çok kolay ve keyifli olabilir ancak sizin de sualtında navigasyonu yapmanız gereken bir zaman gelebilir. Bu sebeple navigasyon mantığını kavramak çok önemlidir.

Sualtı navigasyonı giriş seviyesinde basitçe anlatılan bir konudur. Bir üst seviyeye geçtiğiniz zaman ise bu becerileri iyice tanımanız ve pratiklerini yapmış olmanız gerekir. Aldığınız eğitimlerde temel beceri olarak doğrusal, üçgen ve kare navigasyon uygulamalarını öğrenirsiniz. Ama sonra birçok dalıcı navigasyon bilgilerini sanki bir daha hiç ihtiyaç duymayacakmış gibi geride bırakır, pratiklerini yapma gereği duymaz. Öndeki lideri izlemek her zaman daha kolay gelir. Nereye gittikleri, nasıl bir rota izlendiği ve nasıl geri dönüleceği hiç umurlarında olmaz, sadece dalışın keyfini sürerler. Bu sporda ilerlemek ve kendini geliştirmek isteyen dalgıç içinse navigasyon becerileri çok önemlidir. divemagazinetr.com ekibi olarak bir yazı dizisi ile konuyu daha detaylı olarak inceleyeceğiz, anlatacağız. Sualtı navigasyonun temel önceliği sizi tekneye, kıyıya veya orta suda bile olsa uygun bir çıkış noktasına güvenli bir şekilde getirmektir. Ancak, sualtı navigasyon tekniklerini kullanmak pek çok güzelliği de beraberinde getirir.

Sualtında daha rahat ve bağımsız davranabilme şansınız olur.

İlk başta, kendine navigasyon konusunda güvenen, tekniğini geliştirmiş bir dalıcı olursanız, nerede ve ne zaman dalarsanız dalın dalış profilinizi kendinizin belirleyebileceğini bilmek çok önemlidir. Dalışlarınızı görmek istediğiniz yerler ve zevklerinize göre planlama özgürlüğüne sahip olursunuz. İyi bir navigasyon ile de dalış planınızın etkinliğini arttırırsınız. Dalış noktasında ki hedefinize ve görmek istediğiniz yere fazla hava tükemeden doğrudan gidebilirsiniz. Navigasyon konusunda en çok tereddüt edilen ve kaçınılan nokta kaybolma veya çıkış noktasına uzak bir noktadan çıkma endişesidir. Yapılması ve asla ihmal edilmemesi gereken tek şey çıkış kurallarına uyarak yüzeye güvenli bir şekilde ulaşmaktır. Navigasyon için önceden yapacağınız iyi bir planlama yeterlidir. Planlı bir dalış sualtında kendinizi daha rahat hissedersiniz, sonuçta temel hedef keyifli ve emniyetli dalış yapmaktır.

Sualtı navigasyonunuzu nasıl geliştirebilirsiniz?

Bu spor suya girdiğiniz andan ibaret değil. Her şey dalışlardan önce başlıyor. İşte aklınızda tutmanız gereken üç şey:

BRİFİNGİ İYİ DİNLEYİN

Verilen brifingi dinlemeyi ihmal etmeyin. Brifing veren yok ise talep etmekten asla ve asla çekinmeyin. Dalışın tüm önemli yönleri sizinle paylaşılacaktır. Resifin yolu hangisidir? Sağa mı, sola mı dönelim? Resifin yeri kuzey, güney, doğu veya batı mı? Tekne demirlendi ise çapa nerede, kaç metrede? Bu sorular size bir plan yapmakta yardımcı olacaktır. Derinlik ayrıntılarını, yer işaretlerini, güzergâh üzerindeki önemli noktaları (topuk noktası, sualtı oluşumları veya kum-kaya çizgisi gibi) iyi takip edin. Ters giden bir şey olursa acil durum prosedürlerine dikkat edin.

DALIŞLARINIZI PLANLAYIN

Brifingden topladığınız bilgilerle hazırladığınız planı dalış yapacağınız ekiple paylaşın. Hava tüketimi, maksimum planlanan derinlik ve acil durum uygulamalarını konuşun. Her şeyi bir dalışta görmek imkânsızdır. Dalış bölgesinde hedeflenen yeri ve dönüm noktalarına önceden karar vererek esas görülmesi gereken yerleri kaçırmayın. Dalış eşlerinin birbirine olan yakınlıkları ve sorumluluklarını hatırlatın. Herhangi bir sorun için görev paylaşımını yapın ve kimin hangi pozisyonu alması gerektiğine karar verin. İletişim ile ilgili farklı işaretleşme gerekiyorsa önceden ekiple paylaşın ve onların anladığından emin olun.

PUSULANIZI KULLANIN

Yoksa daha hiç kullanmadınız mı? Pusulanızla tanışın. Liderlik yapmanız gerekiyorsa ve siz navigasyon konusunda rahat değilseniz veya bulunduğunuz dalış noktası ilk defa dalacağınız bir bölge ise kendinizi garantiye alın. Pusulanızı sürekli kullanın ve standart ekipmanlarınızın içine dâhil edin, her dalışta kullanıp pratik yapmaya özen gösterin. Gideceğiniz yönü referans alarak rotanızı belirleyin. Yönünüzü kaybetseniz bile artık geri dönememek için bir sebebiniz kalmaz. Dalış kıyı dalışı ise işiniz daha kolay kıyıyı hangi tarafınıza aldığınızı unutmayın yeter. Kıyı dalışları hakkında detaylı bilgiyi ilerleyen yazılarımızda paylaşacağız. Unutmayın bu teknikleri her dalışınızda sanki dalış lideri sizmişsiniz gibi çalışırsanız konuyu kısa sürede çözebilirsiniz. Dalış sırasında yönünüzü kaybetseniz bile yapmanız gereken tek şey kurallara uygun hareket etmek ve güvenli bir şekilde dalışınızı sonlandırmak. Pratikler hata yaptığınız noktaları anlamanıza yardımcı olur. Siz de yaptığınız dalışlarda eğitimlerinizde öğrendiğiniz becerileri aktif olarak kullanırsanız her dalışınız bir öncekinden daha güzel geçecekir. Kendinizi yetersiz hissettiğiniz noktada eğitmeninizden daha ileri seviye bilgilendirme için yardım alın. Hata ve çekincelerinizi net bir şekilde anlatın. Konuyu ne kadar kolay çözdüğünüze sizde inanamayabilirsiniz. Navigasyon ile ilgili yazı dizisini buradan takip edebilirsiniz. Sağlıklı, keyifli ve güvenli dalışlar diliyoruz.  

2. Dünya Savaşı’nda Batırılan Alman Denizaltısı Görüntülendi

Düzce Üniversitesi Sualtı Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Emre Okan tarafından 2. Dünya Savaşı’nda Sakarya’nın Karasu ilçesi açıklarında batırılan U-20 Alman denizaltısı görüntülendi.

Almanya, 1941 yılında Rusya işgaline başlayınca, denizaltıların getirdiği avantajların farkında olan Hitler, Karadeniz’deki Sovyet gemilerini hedef almıştı. Türkiye, 2. Dünya Savaşı’nda tarafsız olan ülkelerden biriydi, ayrıca Montrö Anlaşması gereği boğazlardan geçiş Türkiye’nin kontrolündeydi. Bu durumda Almanya’nın boğazları kullanarak donanma güçlerini Karadeniz’e sokma imkanı yoktu. Bunun üzerine Hitler, Türk hükumetine Saldıray, Atılay ve Batıray isimli denizaltılarını satın almayı teklif etti. Ancak Türk hükumeti bu teklifi reddetti. Başka yolu kalmayan Alman Hükümeti, Almanya Kiel’de parçalara ayrıldı. Kanal yoluyla Elbe Nehri’ne indirilen denizaltılar, nehrin kaynağı olan Dresden’e getirildi. Burada parçalanarak kamyonlara yüklenip Ingolstadt şehrine götürülüp Tuna Nehri’ne indirilen altı denizaltı, Romanya’nın Köstence şehrine ulaştırıldı. Köstence Limanı’na indirilen altı denizaltı, 27 Ekim 1942’den 25 Ağustos 1944’e kadar Sovyet donanmasına karşı 56 operasyon gerçekleştirdi. Romanya, 25 Ağustos 1944’te taraf değiştirince, altı denizaltıdan U-9, U-18 ve U-24 Romenler ve Ruslar tarafından batırıldı. Köstence’den ayrılmak zorunda kalan U-20, U-23 ve U-19 denizaltılarının sığınacakları bir liman kalmamıştı. Adolf Hitler bu üç denizaltıyı Türkiye’ye satmayı teklif etmişti ancak İsmet İnönü bu teklifi reddetti. Bunun üzerine Almanlar, bu denizaltıların açık denizde batırılması emrini verdi. Emir üzerine üç denizaltının komutanları bir araya gelerek, 10 Eylül gecesi U-23’ü Ağva’da, U-20’nin Karasu’da ve U-19’un Karadeniz Ereğli açıklarında batırılma kararını aldılar. Karasu’da denizin 23 metre altındaki U-20 denizaltı 1944’ten beri Karadeniz’de ve sahilden 2,5 kilometre açıkta kule derinliği 18 metre ve dip derinliği 23 metrede bulunuyor. Sakarya Nehri’nin denize döküldüğü yerin açıklarında 35 derecelik açıyla iskeleye (sol tarafına) yatık duran 42,7 metre boyunda, 4,1 metre eninde olan 270 tonluk denizaltının torpido kapakları ve periskopu da açık durumunda. Karasu Belediyesi desteği ile, 6 yıllık batık denizaltını görüntüleyen sualtı fotoğrafçısı ve belgeselci Tahsin Ceylan, Yrd. Doç. Dr. Emre Okan ile Murat Kulakaç denizaltının yıllar geçmesine rağmen çok az yıprandığını ifade ettiler. 20 tane üretilen U-20 denizaltılarından günümüze sadece 1 tane kaldığı, Karasu’da bulunan batığın parçalanmamış durumda ve sığ sularda olduğu için geçmişe ışık tutan iyi bir hazine olduğu söyleniyor. Ayrıca mürettebatı ölmeden denizaltıyı terk ettiği için savaş mezarı sayılmıyan bu batığa serbestçe dalış yapılabiliyor. Bu da batığı iyi bir dalış turizmi kaynağı yapıyor.

Dalış Yaparken Doğru Ağırlığa Nasıl Karar Verilir?

Dalışta doğru ağırlığı bulabilmek rahat etmek için önemlidir ancak pratik gerektirir. Ağırlık miktarını doğru ayarlamak nötr yüzerliliği kolaylaştırır ve daha az hava tüketimi sağlar. Peki doğru ağırlığı nasıl bulacağız? Ne kadar ağırlık taşıyacağımıza karar vermeden önce hangi faktörlerin etkili olduğunu bilmekte yarar var.

Nötr Yüzerlik

Nötr yüzerliğe ulaşmak için su yer değiştirmesi ile oluşan itme kuvveti ile vücudun yarattığı ağırlık kuvvetinin eşit olması gerekmektedir. Arşimet prensibine göre suya atılan katı cisim taşırdığı sıvının ağırlığına eşit bir kuvvet ile yukarıya itilir. Bu kuvveti daha iyi anlamak için bir küvet hayal edin. Küveti ağzına kadar su doldurup içine girerseniz ne olur? Su taşar değil mi? Çünkü siz suyun kendi ağırlığınız kadar olan kısmı ile yer değiştirmiş olursunuz. Su ise bu alanı geri kazanmak için size bir kaldırma kuvveti uygular. Dalışlarımızda nötr yüzerlik elde edebilmek için bu kuvvete karşı ağırlıklar kullanmaktayız. Yine de mükemmel yüzerliğe sahip olsak bile solunum döngümüzün yarattığı iniş ve çıkışlardan kurtulamayız. Nefes aldığımızda genişleyen göğüs kafesimiz yüzünden daha fazla su ile yer değiştirir bu da hafifçe yükselmemize sebep olur, aynı şekilde nefes verdiğimizde de suyun dibine doğru hafifçe iniş yaparız.

Arşimet Prensibi

Arşimet Prensibi nötr duruma geçebilmek için sisteme ne kadar ağırlık ekleyeceğimizi kontrol eder. Vücudumuz, dalış kıyafetimiz, denge yeleğimiz su üzerinde kalır. Biz de bu sisteme ağırlık ekleyerek kaldırma kuvvetini dengeleriz. Taşımamız gereken ağırlık miktarını etkileyen birçok kural vardır. Ancak genel kural vücut ağırlığının %10’u kadar ağırlık alınması gerektiği yönündedir. Tartılarak doğru ağırlık aralığını kolayca bulabilirsiniz. Örneğin; 80 kiloluk bir bireyin 8 kg ağırlık alması gerekir. Bu hesaplama iyi bir başlangıç noktasıdır ancak yüzerliliğe etki eden diğer faktörleri bilmekte de yarar var. Zamanla dalış sayınız arttıkça tecrübeniz ve malzeme tanımayla beraber ağırlığınızı azaltma ihtiyacı duyabilirsiniz. Ama acele etmeyin. Dalışta kullanacağınız fazla ağırlığı telafi edebilmeniz BC ayarı ile küçük bir oynama ile halledebilmek mümkündür. Fakat yeterli tecrübeye sahip değilseniz eksik ağırlık özellikle çıkış sürecinde sizi zora sokabilir.

Yüzerlik Koruma

Yüzerlik sağlamak kadar korumakta önemlidir. Vücut ağırlığına göre karar verdiğiniz ağırlığı dalış kıyafetiniz etkileyebilir. Daha kalın giysi giymek demek daha fazla suyun yer değiştirmesi demektir. Yer değiştiren su miktarı arttıkça gereken ağırlıkta artar. Mesela; diğer etkenleri yoksayarsak, 5mm’lik ıslak bir dalış kıyafeti için vücut ağırlığının %10’u kadar bir ağırlık ile dalış yapıyorsanız; 7mm’lik veya çift parça bir kıyafet için ilave ağırlık gerekir. Sıcak zamanlarda shorty giydiğiniz zamanda daha az ağırlık alabilirsiniz. Dalış kıyafetiniz gibi kullandığınız denge yelekleri de ağırlık miktarını etkilemektedir. Kendinize ait ekipmanları iyi tanımak bu açıdan önemlidir. Farklı büyüklükte ve tarzda dalış ekipmanlarının batması için farklı ağırlıklar gerekebilir. Alışık olmadığınız ekipmanla dalış yaparken rahat edememenizin sebeplerinden biri de budur.

Nötr Yüzerliliği Etkileyen Diğer Faktörler

Suyun yoğunluğu yüzerliği etkileyen faktörlerden biridir. Tuzlu su, saf sudan daha yoğundur. Yani tuzlu suya atılan bir cisim, aynı ağırlıkta saf suya atılan bir cisimden daha yüksek miktarda bir kuvvete maruz kalır. Suyun tuzluluğuna göre de fazla ağırlık almak gerekebilir. Dalış tüpünün yapıldığı materyalde göz önünde bulundurulmalıdır. Alüminyum tüp tam doluyken neredeyse negatif yüzerliliğe sahiptir. Hava harcadıkça daha nötr duruma gelir. Tüp bitiminde ise pozitif yüzerlik durumunda olur. Bu sebeple alüminyum tüp ile dalış yaparken ekstra ağırlık almanız gerekebilir. Çelik tüpler ise kişiyi alüminyum tüpler gibi negatif yüzerlikle başlatır ancak hava tamamen harcansa bile pozitif yüzerliğe geçmez. Dalışta çelik tüp kullanırken ideal ağırlık ayarınızı biliyorsanız alüminyum tüp kullanmanız gerektiğinde ilave 2 kg alabilirsiniz.  Yurtdışına dalışa gittiğinizde görürsünüz ki check dive adı altında suya hazırlık ve adaptasyon için bir dalış yapılır. Bu dalış sayesinde dalgıç ideal ayarlara kendini hazırlarlayarak sualtında daha rahat ve keyifli vakit geçirir.

Deneyim Sepiyeyi Geliştirir

Yüzerliliği etkileyen son faktör ise deneyimdir. Daha çok dalış yapıp, ekipmanlarınızı iyi tanımaya başladıkça yüzerliliği daha iyi ayarlarsınız, tecrübeniz arttıkça daha az ağırlığa ihtiyaç duyacağınızı göreceksiniz.. Dalınacak ekipmanlar kuşanıldıktan sonra, BC (denge yeleği) boş durumdayken, normal bir nefes alındığında su seviyesinin göz hizasında olması, nefes verirken de batmaya başlanması gerekir. Bu duruma ulaşılıncaya kadar ağırlık ekleyip ya da çıkarıp yüzerlik testi tekrarlanmalıdır. Bu duruma ulaşıldığında ise, o dalış noktası ve o ekipmanlar için ideal ağırlığınızı bulmuşsunuz demektir. Her dalıştan sonra kullandığınız ağırlık miktarınızıda dalış günlüğünüze not etmeyi unutmayın. Ayrıca o dalış sırasında yüzerliğinizi etkileyen suyun tuz oranı, dalış tankı türü gibi faktörleri de not etmeyi unutmayın. Doğru ağırlığı bulmak bir süreçtir, bu süreci kısa tutmak ve doğru ayarı yapmak sizin özverinize ve sabrınıza bağlıdır ancak her türlü tecrübe bir sonraki dalışınızı mutlaka biraz daha güzelleştirecektir. Eğer yüzerlilik konusunda rahat değilseniz eğitmeninizden yardım isteyin ve nerede hata yaptığınızı keşfedin. Gerekirse bu konuda ilave eğitim alın. Çünkü sualtında denge en önemli keyif noktasıdır.

II. Dünya Savaşı’ndan Kalma Tank Dalış Turizmine Kazandırılıyor

Marmaris’de, Genelkurmay Başkanlığı’nca hurdaya çıkartılan İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma askeri tank, dalış turizmini geliştirmek amacıyla batırılacak.

Marmaris Ticaret Odası, dalış turizmini geliştirmek için proje geliştirdi. Marmaris Dalış Merkezleri Derneği işbirliğiyle Genelkurmay Başkanlığı’ndan alınan hibe izniyle hurdaya çıkarılan 1941’den kalma “M48 A5 T1” adlı tank Marmaris’e getirildi.

TÜRKİYE’DE İLK

Albatros Marina’da basın açıklaması yapan Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mehmet Baysal, dalış turizmini geliştirmek için yapılacakların ilk adımının askeri tank ile atılacağını belirtti. Marmaris turizmine katkıda bulunmak için bir ay önce projeyi hayata geçirdiklerini söyleyen Baysal, “Alınacak izinlerle kısa süre içinde tank, dalış turizmi için batırılacaktır” dedi.

Marmaris Dalış Merkezleri Derneği Başkanı Tuncer Uysal ise, “Uzun süredir Marmaris turizmine alternatif bir hava kazandırmak için projelerimiz mevcut idi. Bu projelerimizi Marmaris Ticaret Odası ile paylaştık. Türkiye’de ilk defa bir savaş tankı batırmayı planladık. Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan alınan izinle bizlere İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma hurdaya ayrılmış “M48 A5 T1” adlı savaş tankı hibe edildi. Şu anda Marmaris Körfezi’nin beş noktasından birinde verilecek izinle tankımız batırılarak turizme kazandırılacaktır” dedi.

Columbus’un Filosuna ait bir Çapa Bulundu

Uzmanlar, Astronot Gordon Cooper’ın NASA görevindeyken hazırladığı bir çeşit hazine haritası ile Christopher Colombus’un filosunda yer alan ve Karayipler’de batan bir gemiye ait yüzlerce yıllık bir çapa buldu.

NASA’da tek kişi çıkılmış en uzun uçuş rekoru, 122 saat ile hala kendisine ait olan Gordon Cooper tam bir kaşifti. Uzayda geçirdiği zaman boyunca gördüğü bazı anomalileri not alarak bir çeşit harita hazırlamıştı. Soğuk savaş döneminde nükleer tehditleri tespit etmek amacı ile görevlendirilen Cooper’ın, Mercury 9 Faith 7 uçuşu sırasında hazırladığı düşünülen haritayı yıllarca saklamış, ancak Parkinson hastalığı ilerlediği için çalışmalarına devam edemeyecek noktaya gelmiş ve haritayı yakın arkadaşı Darrell Miklos’a teslim etmiştir. Cooper’ın 2004 yılında vefat etmesinden sonra harita üzerinde çalışmaya devam eden Miklos harita ile araştırmalar yapmak için bir ekip kurup, batıkları araştırmaya başladı. Manyetometre ile batık alanlarını tespit eden ekip bu alanlara metal dedektörleri ile dalışlar gerçekleştirdi ve sonunda Turks ve Caicos Adaları açıklarında bir batık alanı keşfetti. Batık alanında tahmini 1492-1550 yılları arasına kullanılan bir çapa bulan ekip, 545-680 kg arasında olan çapanın yaklaşık 300 tonluk bir gemiye ait olduğunu belirledi. Bu da Colombus döneminin tipik gemilerinin yaklaşık ağırlığına denktir.

Colombus ve Pinzon Kardeşler’in Keşifleri

Turk ve Caicos Adalarının keşfinin Colombus filolarının bir parçası olan İspanyol gemiciler Pinzon kardeşlerle ilgili olduğu düşünülmektedir. Martin ve Vicente Pinzon, Colombus’un 1492’de yaptığı ilk seyahatinde Pinta ve Nina gemilerinin kaptanlarıydılar. 6 yıl sonra Christopher Colombus üçüncü seyahatine çıktığında Vicente, İspanya’dan küçük keşif gezileri düzenlemeye devam etti. 1499-1500 yıllarında yaptığı bu mini gezilerle Vicente Pinzon, Brezilya ve Amazon Nehri’ni keşfetti. 1500 yılı baharında Colombus ile Haiti’de buluşan Pinzon, Brezilya keşfini müzakere etmek için dört gemisi ile beraber İspanya’ya döndü. Temmuz ayında yine bir geziye çıkan Pinzon’un gemileri bir fırtınaya yakalandı. Turk ve Caicos Adaları açıklarında demirlemişken gemilerinin ikisi fırtına yüzünden battı. 1502 yılında Pinzon batan geminin kargolarını kurtarmak amacı ile bölgeye geri döndü.

Batık Alanında Neler Bulundu?

Miklos’un ekibi bu batık alanında çapanın dışında, bazı eserler ve batan gemilerden kargoları kurtarmak için kullanılan kancalardan buldular. Arkeolojistler bölgede indigo boya ile boyanmış bir zeytin kavanozu, dönemin ispanya kültürünü yansıtan çanak çömlekler; ayrıca muhtemelen batık gemilerin son kalıntıları olan demir ve bronz parçaların yanı sıra Pinzon’un filosundaki üçüncü bir gemiden geldiğini ve kasırga sırasında koptuğu düşünülen bir çapa halkası parçası daha buldular. Colombus’un çalışmaları konusunda büyük bir aydınlanma sağlayan bütün bu buluşlar Cooper’ın haritasını günümüzde tarihi aydınlatan en değerli haritalardan biri haline getiriyor.  

Jérôme Salle’in Hareketli Deniz Macerası – DERİNLİKLERE YOLCULUK: KAPTAN COUSTEAU

Kaptan Cousteau: Derinliklere Yolculuk (The Odyssey, 2016) bu hafta vizyona girdi.

Fransız yönetmen Jérôme Salle “Kaptan Cousteau: Derinliklere Yolculuk” filmi ile suların büyük kâşifi, bir efsane, öncü, hayalperest olan ve ömrünü denizlere adayan, bu mavi sonsuzluğu neredeyse yuvası belleyen, dünyaca bu tutkusuyla tanınan “Kaptan” Jacques-Yves Cousteau’nun hayatının bilinmeyenlerini anlatan bu film, San Sebastian Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterildi.

Denizin üzerinde trajik kaza ile başlayan Kaptan Cousteau: Derinliklere Yolculuk, 1949 yılıyla beraber Cousteau ailesinin hikâyesini beyazperdeye yansıtıyor. Teğmen rütbeli eski pilot Jacques-Yves Cousteau ve ailesi Akdeniz kıyısında bir eve yerleşiyorlar. Jacques-Yves’in kıyıda dalışlar da yapıyor ancak bu dalışlar derin denizleri keşfetmesine yetmiyor.

Oğullarını yatılı okula bırakan Kaptan Cousteau ve Simone okyanuslara açılıyorlar. Ama geride kalan küçük oğulları Philippe’in de kalbi kırık kalıyor ve Jacques Cousteau’nun oğlu ile ilişkisi bu filmin merkezini oluşturuyor.

Hayatı macera peşinde geçen Cousteau, su altında nefes alabilmeyi sağlayan icadı sayesinde bambaşka bir dünya ile tanışmıştır. Ancak uluslararası şöhretle kaptan çok değişmiştir. Yönetmen Jérome Salle’in hareketli deniz macerası Derinliklere Yolculuk: Kaptan Cousteau, kaptanın çapkınlıkları ile üzdüğü eşi, oğlu ile çalkantılı ilişkisini dramatik bir dille beyaz perdeye yansıtıyor.

Yönetmen: Jérôme Salle
Eser: Jean-Michel Cousteau-Albert Falco
Senaryo: Laurent Turner-Jérôme Salle
Müzik: Alexandre Desplat
Kurgu: Stan Collet
Görüntü: Matias Boucard
Oyuncular: Lambert Wilson (Jacques-Yves), Pierre Niney (Philippe),Audrey Tautou (Simone), Laurent Lucas (Philippe), Benjamin Lavernhe (Jean-Michel), Vincent Heneine (Bébert), Thibault de Montalembert (Etienne), Roger Van Hool (Daniel), Chloe Hirschman (jan), Adam Neill (David), Laurent Lucas (Tailliez), Ulysse Stein (Çocuk Philippe), Rafaël de Ferran (Çocuk Jean-Michel)
Yapım: Fidélité-Wild Bunch (2016)